Hukuk devletinde "şeffaflık" ve "hesap verebilirlik" esastır. Doğrudan veya dolaylı olarak kamu kaynağı kullanan her kişi ve kuruluş, imtiyazsız olmalı ve denetlenebilmelidir. Bu açıdan bakıldığında Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün'ün talimatı ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin (TOBB) iştirak ettiği şirketlerin hesap ve işlemlerinin incelenmesi çok yerinde olmuştur. Hemen belirtelim, farklı şirketler için farklı müfettişlerin hazırladığı raporlar söz konusu. Benim tespitlerime göre, TOBB'un denetim karnesi "yıldızlı pekiyi değil"se de "sınıfı geçtiği" söylenebilir.
Bu denetimler sırasında, TOBB'la bağlantılı şirketlerden başka kişi ve kuruluşlara veya başka kişi ve kuruluşlardan TOBB şirketlerine kaynak aktarımı yapılıp yapılmadığının özellikle araştırılması manidar.
Olayın bu yönünde "usulsüzlük" saptanmamış olmakla birlikte, "aşırı" diye tanımlanabilecek harcamalara, bir manada "örtülü kaynak aktarımı" gibi algılanacak ödemelere yer verilmesi düşünmeye değer.
***
TOBB şirketlerinden ikisini özel olarak ele almakta fayda var. Zira buralarda
"profesyonellik" ten ziyade,
"TOBB içi dengeler"in ağır bastığı görülüyor. Örneğin,
KOBİ Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı. TOBB'un yüzde 48.12 oranında iştirak ettiği şirketin, tuhaf bir ortaklık denemesi olmuş. Girişim sermayesi şirketi ile sözde müthiş projesi olan ama kaynak bulamayan müteşebbisler desteklenecek. Ama ne yapılmış? TOBB'un yönetiminde temsilcisi bulunan Ankara Ticaret Borsası'nın
(ATB) kurmayı düşündüğü alışveriş merkezi KOBİ GSYO üzerinden finanse edilmeye çalışılmış. ATB İktisadi İşletmesi AŞ'ye daha kuruluşunda 6 milyon lira aktarılmış. Ki bu tutar o tarihte KOBİ GSYO portföyünün üçte birini bulmuş. Bu arada ATB 32 milyon euro krediyi temin edememiş, proje askıya alınmış. Lakin 6 milyon lira, bir yıl süreyle boşa bekletilmiş. Şimdi bu kaynağın atıl tutulmasının izahı ve faiziyle tahsili gerekiyor. Müfettişler burada
"çıkar çatışması" riskine değiniyor.
***
Gelelim diğer şirkete...
Gümrük ve Turizm İşletmeleri AŞ. Şirket; Habur, Cilvegözü, Kapıkule, Hamzabeyli ve Sarp sınır kapılarının modernizasyonu için 232 milyon lira harcamış ve iyi iş çıkarmış. Halen kârlı yapıda ama sorunlar yok değil. Örneğin, müfettişler; TOBB'un ortak olduğu şirketin, bizzat TOBB üyesi olan Oda ve Borsalara kayıtlı işletmelerle
"haksız rekabete girmemesi"ni istiyor.
Müfettişler, diğerlerinde olduğu gibi bu şirkette de
"temsil-ağırlama giderleri"ni irdeliyor. Milyon lirayı aşan harcamaları
"sosyal sorumluluk" boyutunda yorumlamasına karşın,
"Bundan sonra genel kurulca belirlenecek limitler dahilinde bağış ve yardımda bulunulmalı" diyerek şirket yönetimlerine mesaj veriyor.
Ve çarpıcı bir başka harcama
TEPAV için görülüyor. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı, dış destekle ayakta tutuluyor. Vakfın harcamaları ile üretimi arasındaki ilişki, yani performansı ayrı bir konu. Ancak TOBB'un gümrük şirketi üzerinden TEPAV'a bir kalemde 545 bin lira aktarılmasına ne demeli? Görünüşte TEPAV, Gümrük Turizm İşletmeleri AŞ'nin yatırımları ile hizmetin etkinliğini ölçecek bir anket çalışması yürütecekmiş. Bu hizmet bedelinin nasıl olup da yarım milyon liraya ulaştığı, henüz somut bir şey ortaya konmadan nasıl ödeme yapıldığı müfettişleri de rahatsız etmiş.
Neticede...
Demokrasilerin kalitesini seçimler kadar sivil toplum kuruluşlarının rolleri de belirler. STK'lar gönüllülük esası ile kurulmamış, yasa ile yetkilendirilmişse durum değişir. Kimse,
"Biz sadece üyelerimize hesap veririz" deme lüksüne sahip olamaz. Kamuya da hesap verme yükümlülüğü taşır!