X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Vefatının 32. yıldönümünde rahmetle anıyoruz
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Vefatının 32. yıldönümünde rahmetle anıyoruz

  • Giriş Tarihi: 25.5.2015 15:37 Güncelleme Tarihi: 25.5.2015 16:08
Vefatının 32. yıldönümünde rahmetle anıyoruz
Vefatının 32. yıldönümünde rahmetle anıyoruz

Türkiye'de bir gençliğin yetişmesi için büyük mücadele veren düşünür ve eylem adamı Necip Fazıl Kısakürek 32 yıl önce bugün vefat etmişti.

26 Mayıs 1904'te İstanbul'da doğdu. 25 Mayıs 1983'te İstanbul'da vefat etti. Çocukluğu büyükbabasının Çemberlitaş'taki konağında geçti. Bahriye Mektebi'nde, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde öğrenim gördü. Felsefe öğrenimini yarıda bırakarak 1924'te Paris'e gitti. Bu kez Sarbonne Üniversitesi'nde felsefe eğitimi almaya başladı. 1925'te öğrenimini tekrar yarıda bırakıp yurda döndü.

1926–1939 arasında İstanbul'da çeşitli bankalarda çalıştı. 1939–1943 arasında Ankara Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi, Devlet Konservatuvarı, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'nde dersler verdi. Yazarlık ve yayıncılık yaptı. İlk şiirleri 1922'de "Yeni Mecmua"da yayınlandı. Milli Mecmua, Hayat ve Varlık dergilerinde yayınlanan şiirleriyle tanındı. 14 Mayıs 1929-Ağustos 1936 yılları arasında 17 sayılık Ağaç dergisini yayınladı.


1943–1971 arasında "Büyük Doğu" dergisini çıkardı. Son Posta ve Yeni İstanbul gazetelerinde yazarlık yaptı.

1928'de basılan "Kaldırımlar" adlı şiir kitabı büyük ilgi gördü. Bu kitabın ardından uzun süre "Kaldırımlar Şairi" olarak anıldı. 1930'lardan sonra şiirinde tasavvuf etkisi görülmeye başladı. "Sonsuzluk Kervanı" isimli şiir kitabını uzunca bir aradan sonra 1955'te yayınladı. Şiiri, üstün bir algılama sorunu ve mutlak gerçeği, yani Allah'ı arama yolunda sonsuz bir uğraş olarak gördü. Sağlam bir dil yapısına ve trajik öğelere dayanan mistik eğilimli şiirlerinde çağdaş insanın bunalımlarını işledi.

GİZEM RÜZGARI ESTİRDİ

Türk şiirinde bir gizem rüzgârı estirdi, Fazıl hüsnü Dağlarca ile Cahit Sıtkı Tarancı'nın da aralarında bulunduğu birçok şair üzerinde etkili oldu. Garip akımının ortaya çıkışıyla şiirden uzaklaştı. Güçlü bir yazım tekniğinin görüldüğü tiyatro oyunlarında ise daha çok korku ve kaygı psikolojisini işledi hatıra, makale ve inceleme türü eserlerinde daha çok din mahreçli ve siyasi/içtimai konuları ele aldı.

MUARIZLARININ GÖZÜNDE USLANMAZ MUHALİF!

Necip Fazıl, muhalifleri nezdinde "uslanmaz" bir muhaliftir. Doğruları canı bahasına da dile getiren, zalimlerin zulmünü yüzlerine karşı korkmadan haykırabilen bir muhalif; medeniyetinin kökleriyle ilişiğini kesen zihniyete karşı, sisteme karşı bir muhalif...

Gazetelerin, dergilerin mekânları hala Cağaloğlu'yken, 1990'lı yılların başında bir edebiyat mecmuası yayınlıyorduk. Mecmuanın yeni sayısıyla birlikte soluğu, matbaa mürekkeplerinin hoş kokusunun sokaklar arasında dolaşıp durduğu Cağaloğlu'nda alırdım. O dönemlerde Necip Fazıl'ın arkadaşları, Büyük Doğu'da yazan-çizen ekipten hayatta olanlar vardı. Bir Gürbüz Azak ziyaretimizde Türkiye gazetesinin yaşı 70'leri aşmış karikatüristlerinden Nezih Bey, Üstad'a ait hatıralarını nakletmişti. "O dönemde genç bir karikatüristtim. Necip Fazıl, Milli Şef'ten hiç korkmaz, var gücüyle mücadele ederdi... Bir gün yolsuzluklardan kinaye olarak kahkaha atan bir çuval resmetmemi istemişti... Açıkça yazmak tehlikeli bir durumdu. Bir başka gün de ağlayan, inleyen bir koltuk resmetmemi istemişti. Malum, hükümet çevreleri yazıları sansürlüyor, karikatür diliyle hakikatlere işaret etmeye çalışıyorduk..."

İNSANIMIZIN SEVGİSİNE MAHZAR OLDU

Bu toprağın insanları Necip Fazıl Kısakürek'i sevmiş benimsemiş... Sevgi, aidiyetle ilgili bir husus. İnsanlarımız, Necip Fazıl'da kendilerini bulmuş, onda, davalarını, hasretlerini görmüş, kendilerini bulmuşlar. Bunda mütefekkirin halk adamı olmasının da yeri var. Fildişi kulesinden inerek, halkla bütünleşmiş, Maraş'a, Konya'ya, Erzurum'a gitmiş. Halkla sohbet etmiş, hasret gidermiş, kaynaşmış, konferans vermiş. Böylelikle halka; kitlelere mâl olmuş... Namı, köylere, kasabalara kadar ulaşarak, çiftinin, mahallelinin, kahvehanedeki insanın gündeminde yer almış...

HAMLE ÇAPINDA İŞLER YAPTI

NFK, 79 yıllık hayatında hamle çapında işler yaptı... Geriye 70 eser; amel-i saliha bıraktı. Şiiri, nesriyle yarış halindeydi. Necip Fazıl için nesri şiirinin gölgesinde kaldı şeklinde bir tesbitte bulunulsa sezadır. Çünkü edebiyatçının içtimai hayata yönelik fikirleri şiirinin gölgesi altında kalmıştır. O sadece şiire değil düz yazıya da estetik bir ruh katmıştır. "Laf var ki laftır, laf var ki iştir, iş var ki laftır. Bize iş kadrosunda laf, hamle çapında iş lazım".

EDEBİYATIN TÜM TÜRLERİNDE ESER VERDİ

Necip Fazıl, edebiyatın tüm türlerinde eser vermiştir. Şiir, hatıra, makale, inceleme, roman, hikâye, tiyatro, piyes... Hemen hemen tüm eserlerinde içten içe büyüyen bir öfkenin hâkim olduğunu söyleyebiliriz. Bununla birlikte az önce de işaret ettiğimiz gibi Necip Fazıl'ın şirinin nesriyle, nesrinin şiiriyle yarış halinde olduğunu söyleyebilmek mümkündür. Üstad'ın içtimai hayata yönelik fikirleri şiirinin gölgesi altında kalmıştır.

BÜYÜK İDEAL/ BÜYÜK DOĞU

Necip Fazıl Kısakürek 1945 yılında Büyük Doğu dergisini çıkarmaya başlayarak, uzun yıllar yayın hayatını sürdüren bu mecmuada, fikir ve aksiyon zemini kurmuş; Büyük Doğu aracılığıyla Türk halkına seslenmiş; tasavvuf felsefesini, dini duygu ve düşüncelerini bu dergide okurlarıyla paylaşmıştır. Anadolu'nun pek çok yerinde konferanslar veren şairin Büyük Doğu mecmuası aynı zamanda bir mektep hüviyetine bürünerek pek çok yazarın yetişmesine zemin teşkil etmiştir.

KÖKÜ MAZİYE UZANAN GÜÇLÜ ŞAİR

Necip Fazıl Kısakürek'in şiirinde hüdainabit, güçlü bir yön; üstün bir şairlik kumaşı vardır. Şair, şiirini üstün bir algılama sorunu ve mutlak gerçeği, yani Allah'ı arama yolunda sonsuz bir uğraş olarak görmüştür. O, kökü mazide olan güçlü bir dil yapısına sahiptir.

Çile sahibi şair, içtimai konuları referans olan mistisizm temayüllü şiirlerinde arayış içerisinde bocalayan günümüz insanın bunalımlarını konu edinmiş; Türk şiir iklimine gizem rüzgarı taşımıştır. Pek çok şiiri, sevenlerinin hafızalarında olan Kısakürek, Kaldırımlar serlevhalı şiirinde sanatının zirvesindedir. Gençlik yıllarında Fransa'da eğitim için bulunduğu dönemde kaleme aldığı bu şiirinde kaldırımları şekle, surete büründürmüştür.

SONSUZLUK KERVANININ PEŞİNDE...

Necip Fazıl Kısakürek, 1925'te ilk şiir kitabı olan Örümcek Ağı'nı; 1928 yılında Kaldırımlar'ı ardından da üçüncü şiir kitabı olan Ben ve Ötesi'ni çıkarır. 30 yaşına; yani 1934 yılına kadar kendi ifadesiyle "bohem" hayatı yaşar. Bu dönem içerisinde yazdığı şiirlerinden bazılarını ya tamamıyla reddeder, o şiirleri sahiplenmez ya da şiirleri üzerinde değişikliklere gider.

1934 yılında çalıştığı bankadan Boğaziçi'ndeki evine dönerken vapurda karşısına oturan Hızır tavırlı bir adam, ona Abdülhakim Arvasi Hazretleri'nden söz eder. Şairin, Eyüp sırtlarında Piyer Loti civarında yaşayan bu zatla tanıştıktan sonra hayata bakışı, sanat anlayışı değişir.

"Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum/Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum" mısralarıyla önceki yaşantısının kendisi için hiç bir şey ifade etmediğini, şöhrete ulaşmasını sağlayan, tüm edebiyat çevreleri tarafından övgü dolu sözlere ve yazılara boğulduğu o dönemi boşa geçirdiğini dile getirir.

Bundan sonraki dönemlerinde hayatında din ve tasavvuf felsefesi yer etmeye başlar. Tohum, Bir Adam Yaratmak, Künye, Reis Bey gibi edebiyat çevrelerince çok bilinen tiyatro eserlerini kaleme alır. Çünkü hayatının artık yepyeni bir yönü vardır. Eserleri ve fikirleri ile gençliğe önder olmak ister. Gençleri, İslami bir hayat tarzı yaşamaya yönlendirme azmindedir.

Eserleri

Cinnet mustatili (Yılanlı Kuyudan)
Nam-ı Diğer Parmaksız Salih
Bir Adam Yaratmak
Çile
Kafa Kâğıdı
O ve Ben
Yunus Emre - Kanlı Sarık
At'a Senfoni
Para - Mukaddes Emanet
Sahte Kahramanlar - İman Ve Aksiyon - Özlediğimiz Nesil - İslam Ve Öbürleri
Hazret-i Ali
Tanrı Kulundan Dinlediklerim
İhtilal
Moskof
Tohum - Künye
Aynadaki Yalan
Reis Bey - Parmaksız Salih
Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu
Babıali
Sosyalizm Komünizm ve İnsanlık
Hitabeler
Peygamber Halkası
İbrahim Ethem - Abdülhamid Han - Siyah Pelerinli Adam
Hesaplaşma - Tarihte Yobaz Ve Yobazlık - Türkiye Ve Komünizm
Esselam
Dünya Bir İnkılap Bekliyor - Yolumuz, Halimiz, Çaremiz - Ruh Muvazenesi - Her Cephesiyle Komünizm
Hac
Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar
Türkiye'nin Manzarası
Çerçeve - 1
Nur Harmanı
İman ve İslam Atlası
Müdafaalarım
Veliler Ordusundan 333 (Halkadan Pırıltılar)
Benim Gözümde Menderes
İdeolocya Örgüsü
Mümin Kâfir - Vecdimin Penceresinden - Bir Pırıltı Binbir Işık
Senaryo Romanlarım: Sen Bana Ölümü Yedirdin - Deprem (Çile) - Kâtibim - Villa Semer - Vatan Şairi Namık Kemal - Canım İstanbul - Ufuk Çizgisi - Son Tövbe - En Kötü Patron
Çöle İnen Nur
Son Devrin Din Mazlumları
Öfke ve Hiciv
Sabır Taşı - Ahşap Konak
Ulu Hakan II. Abdülhamid Han
Başbuğ Velilerden 33 (Altun Halka)
Çerçeve - 2
Konuşmalar
Rabıta-i Şerife
Doğru Yolun Sapık Kolları
Başmakalelerim - 1
Tasavvuf Bahçeleri
Çerçeve - 3
Namık Kemal
Hücum ve Polemik
Rapor - 1 - Rapor - 2 - Rapor - 3
Rapor - 4 - Rapor - 5 - Rapor - 6
Rapor - 7 - Rapor - 8 - Rapor - 9
Rapor - 10 - Rapor - 11 - Rapor - 12 - Rapor - 13
Yeniçeri
Reşahat
Başmakalelerim - 2
Mektubat
Başmakalelerim - 3
Çerçeve - 4
Gönül Nimetleri
Edebiyat Mahkemeleri - Doğu Edebiyatı - Dil Raporları -
Çerçeve - 5
Hadiselerin Muhasebesi. 1
Sakarya Türküsü
Kaldırımlar
Vahdeddin

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.