Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Oğluma acil kalp arıyorum

Giriş Tarihi: 2.7.2017
Oğluma acil kalp arıyorum

Ahu Kahraman Yıldırım aylardır bir hastane odasında yaşıyor. Refakat ettiği kişi, canının içi, kalbinin yarısı bebeği... Oğlu Kartal’ın kalbinde sorun var. Cefakar anne Almanya’daki hastane odasında yemek yiyor, müzik yapıyor, orada yıkanıyor... Tek hayali 10 aylık bebeği Yılmaz Kartal’a uygun donör bulunması ve hayatının kurtulması...

Hikayeyi baştan anlatayım: Ahu Kahraman Yıldırım, Etiler Müzik Okulu'nun sahibi. Onu sosyal medyada ve ekranlarda şen şakrak, gülümseyen, çocuklarla dans eden haliyle görmeye alışığız. Ama son bir yıldır müzik tutkunu bu kadının yüzü gülmüyor. Çünkü hayaller kurarak hamile kalan Ahu Hanım doğumun ardından bir kabus yaşıyor.
Yılmaz Kartal çok istenen, yıllardır hayali kurulan bir bebek. Üstelik Yıldırım ailesi Kartal'dan önce üzücü bir tecrübe yaşadı. Ahu Yıldırım, Kartal'a hamile kalmadan tam sekiz ay önce, altı aylık hamileyken domuz gribi oldu, komaya girdi. Ve bebeğini kaybetti. Bir kızları vardı ama ikinci bir çocuk her zaman gönüllerindeydi. Ahu Yıldırım, ölen bebeğin ardından hamile kalmaya çekiniyordu ama ikinci çocuğu da çok istiyordu. Hamile kaldığında "Allah bir oğlumu aldı başka oğlan gönderiyor demek ki beni seviyor" diye düşündü. Kartal doğduğunda dünyalar onların oldu. Ahu Hanım, babasına ve Beşiktaş'a olan sevgisinden bebeğine Yılmaz Kartal ismini verdi. Bu ana kadar her şey güzeldi. Sonra işler tersine döndü. Kartal'ın kalbinde sorun vardı, Ahu Yıldırım'ın eli kolu bağlanmıştı...

- Bir anne olarak elinizden bir şey gelmeme duygusunu nasıl tarif edersiniz?
- Hani geceleri kabus görürsünüz. Mesela evinize hırsız girer, var gücünüzle bağırmak istersiniz, kimse sizi duymaz, sesiniz bir türlü çıkmaz... Aynen böyle hissediyorum. Sanki beni kimse duymuyor, görmüyor. Boğuluyorum, battıkça batıyorum.

- Baştan anlatır mısınız oğlunuz Kartal'ın sağlık sorununu?
- Kızıma hamileyken maddi durumumuz çok iyi değildi. Diğer bebeği de kaybedince, bu hamilelik ilaç gibi geldi. Bir önceki tecrübem nedeniyle ilk altı ay herkesten sakladım hamileliğimi. Doğuma bir hafta kala ağır bir grip oldum. Ballarla, pekmezlerle ayağa kalkabildim. Doğumun olacağı sabah içimi bir hüzün kapladı, korkuyordum.

- Bir önceki bebeği kaybettiğiniz için mi sıkıntılıydınız?
- Sanırım öyle... Doğumun ardından her şey yolundaydı, tüm değerleri normaldi. Gayet sağlıklı emiyor, uyuyordu... Kartal'ın 18 günlükten itibaren nefes alıp verişinde bir değişiklik olduğunu, zorlandığını fark ettim. O süreçte bizi takip eden doktorumuza videolarını yolladım ama o sürekli "Bir şey yok, korkma" dedi. Herkes benim bebeği kaybetme korkumdan paranoyaklık yaptığımı düşünüyordu. Ama anne yüreği; ben biliyordum kötü giden bir şeyler vardı. Başka bir çocuk doktorunun kapısını çaldım, Dr. Tamer Ünver kalbini dinledi ve bizi acile gönderdi. Hemen müdahale edip yoğun bakıma aldılar Kartal'ı. Kalp kasları çalışmıyormuş...



- Neden olurmuş bu durum?

- Miyokardite bağlı dilate kardiyomiyopati tanısı kondu. Yani kalbi mikrop kapmış. O mikrobun nereden geldiği, henüz bulunamadı. Doğuma bir hafta kala geçirdiğim gripten etkilendi ya da eve gelip giden misafirlerden kaptı. Bunlar doktorun ifadeleri. Bu herkese ders olsun aslında ben "Hayır" diyemedim, doğumun ardından herkesi eve kabul ettim. Bazen vücudumuza giren mikroplar bizi nezle yaparmış. Bazen de bağışıklığı çok düşük insanlarda gidip kalp kasına yapışır, onu yok edermiş. Bazı çocuk ve insanlar ilaçlarla toparlarmış. Bazısı toparlayamaz kalp nakline kadar gidermiş durum.

- Nakil beklemek çok zor.
- Evet. Oğlumuz bir buçuk aylık olduğunda hastaneden çıkabildik. Tedavisi evde devam edecekti. Ağlaması yasak, gaz sancısı çekmesi yasak, hasta olması yasak... Yani karantinada yaşayacaktık. Evde altı yaşında, okula giden kızım vardı. Aradaki dengeyi kurmak çok zordu. "Öpme kardeşini, elleme kardeşini, odasına maskesiz girme, önlük tak Lal" derken kızımız epey yıprandı. Pedagoglardan destek aldık, konuyu onu kırmadan anlattık. Ama Lal okuldan her hasta geldiğinde, onu anneannesine yollamak zorunda kaldık. Ailece çok yıprandık bu süreçte. Ateşi çıktığı bir gün anneannesi geldi onu almaya; "Beni gönderme anneciğim" diye boynuma bir yapıştı ki; o günü hiç unutmam. Hatta annem "Yazık ağlatma, kalsın evde" dedi. Dönüp anneme "Onun psikolojisi düzelir ama bebeğe yeni kalp nereden bulacağız?" diye bağırmıştım. Yine de kızıma kıyamamıştım evde kalmıştı.

- Şu an tedavisi Almanya'da sürüyor. Neden orayı tercih ettiniz?
- Yılmaz Kartal ilaç tedavisi görüyordu. Aslında düzelmeye de başlamıştı. Ancak diş çıkarma dönemi bizi epey zorladı. Ateş ve ağlama kalbini çok yordu. Akciğer tansiyonu çıktı. Çok hızlı kötülemeye başladı. Doktorumuz bize Almanya'da şu anda bulunduğumuz hastaneden farklı operasyonlar denendiğini, maddi imkanımız varsa götürmemiz gerektiğini söyledi. Çünkü Kartal'ın bir yaşına kadar kalp nakli olması gerek. Biz de üstümüze kayıtlı ne var ne yoksa sattık. Yollara düştük. Yoğun bakım hemşiresi ile geldik Almanya'ya, üç haftadır buradayız. Ama anladık ki; burada yapılabilecek hiçbir yan tedavi veya operasyon bize uygun değil. Türkiye'de bebekler için kalp nakli yapan yer araştırırken sıra bekleyen çocukların bağışçı bulunamadığı için teker teker ölüm haberleri geliyordu. Zaten Kartal da tekrar uçağa binip geri dönecek kadar iyi değildi. Mecburen burada tedaviye devam etmek zorunda kaldık. Ev tuttuk. Testlerimiz tamamlandı. Nakil olması için uygun bir aday olarak görüldü. İstedikleri parayı yatırabilirsek nakil sırasına alacaklarını söylediler.



Gözlerinin içi gülen bir bebek

- Kartal nasıl bir bebek? Hastanede olmayı nasıl karşılıyor?

- Kartal çok mutlu bir bebek. Onca kabloya, günde 20 ilaç içmesine rağmen gözlerinin içi hep gülüyor. Ben de oğlumun her içtiği ilaç için ayrı beste yapıyorum.

- Gözlerinizi kapadığınızda en büyük hayaliniz ne?
- Geçen sene bu soruyu sorsanız televizyonda bir çocuk programı derdim. Tüm hayallerim, tüm hırslarım işimle ilgiliydi. Ama sağlık en önemlisiymiş.... Ne kadar boş hayallerim, dertlerim varmış. Şimdi en büyük hayalim güneşli bir pazar sabahı eşimle çocuklarımızı gıdıklayarak uyandırmak, birlikte mutlu bir güne başlamak.

- Çok bunaldığınızda ne yapıyorsunuz?
- Dua ediyorum bol bol. En büyük terapim o. Namaz kılmasını bilmezdim, onu da öğrendim.

Avukat eşim pazarda çalışmayı düşünüyor

- Nakil gerçekleştiği takdirde sizi bir ömür boyu sürecek bir savaş bekliyor. Bu savaşa ruhen hazır mısınız?

- Çok keskin kararlar vermek zorunda kaldık, bir saat içinde buraya yerleşmeye karar verdik. Bu savaşa burada başladık, başımıza bunların gelme ihtimali varsa savaşa burada devam edeceğiz sanırım. Ruhum hazır ama biraz şaşkınım. Sağlıklı bir çocuğunuz var, kardeş yapmak istiyorsunuz. Bir bebek daha dünyaya getiriyorsunuz. Onu yaşatmak için hayatınızı değiştiriyorsunuz. Yıllardır çalışıp kazandığınız her şeyi arkanızda bırakıp gidiyorsunuz. Evlat için gözünüz hiçbir şeyi görmüyor.

- İnsanlar günlük kaygılarını ne kadar da büyütüyor değil mi?
- Ben başıma bu olay gelmeden önce önümden geçen sinekten nem kapardım. Çok detaycı her şeyi kafama takan biriydim. Herkesin yardımına koşmaya çalışırdım. Başımıza böyle bir olay gelince hiç olmayacak insanlardan inanılmaz destek ve yardım gördüm, bir o kadar da destek olmasını beklediklerim terk etti. Herkes acıyla yüzleşemiyor. Anneler çocukları uyumuyor, yemiyor, çok hareketli diye dertleniyor. Ben bir buçuk aydır uyumuyorum. Hastanede yaşıyor, oranın tuvaletinde, haftada bir kez yıkanabiliyorum. Yine de her sabah güne makyajımı yapıp, güzel giyinerek başlıyorum. Oğlumun bana ihtiyacı var. Eşim güçlü, bakımlı, kendini bırakmayan bir kadın gördükçe daha dik duruyor.

- Burada bir işiniz ve hayatınız var. Özlediniz mi?
- Hem de nasıl özledim. Benim bir müzik okulum var. Kış döneminde ayda birkaç kere Türkiye'ye gelip gitmeyi planlıyorum. Burada çalışma izni alana kadar bir şekilde para kazanmam gerekiyor. Eşim avukat. Burada maalesef diploması geçmiyor. O iyice gözünü kararttı, pazarda çalışmayı düşünüyor. Evlat için her işi yaparız utanmayız!

500 bin euro kapora

- Tedavi çok masraflı mı?
- Buraya gelmeden üstümüze olan malları satılığa çıkarmıştık. İlk iki hafta için 10 bin euro ödedik. Türkiye'ye dönecektik. Ama Kartal kötüleyince bize kıyamadılar nakil için kalmasına izin verdiler. Ama şu anda Almanya'da kalp nakli sırasına girmesi için bizim en kısa sürede başlangıçta 500 bin euro kapora bulmamız gerekiyor. Parayı bulunca nakil sırasına alacaklar. Ama toplamda 1.099.000 gibi bir tutarı gözden çıkarmak gerekiyor. Tabii ki bu kadar paramız yok. Eşim haftaya valilikten bir onay yazısı alacak ve yardım duyurusu yapacağız.

- Neden orada nakil olması gerekiyor anlayamadım?
- Başka çaremiz yoktu inanın. Bebek kalp nakli ülkemizde yok. Harika cerrahlarımız ve hastanelerimiz var ama bilinçli insan çok az bizim ülkemizde. Geçen sene 10 aylık bir bebeğe yapıldığı söyleniyor ama hastane ile bağlantıya geçtik anlaşıldı ki çocuk bir buçuk yaşındaymış. Bebek kalp nakli olmaması çok normal değil mi? Kocaman insanlar organ bağışına yanaşmıyor ülkemizde. 10 aylık bir bebeğe uyacak kalbi bulmak neredeyse imkansız.

- Başka bir ülkede olmak, böyle duygusal destek beklenen bir süreçte zor olmuyor mu?
- Eşim yanımda ama kızımız İstanbul'da kaldı onu çok özledim. Eşim de sayılı saatlerde yanımda kalabiliyor. Günde 18 saat, tek başıma bakıyorum Kartal'a... En çok yabancı dilim olmadığı için zorlandım. Şimdi Almanca dersi alıyorum.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Oğluma acil kalp arıyorum
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz