X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER En tehlikelisi karın ve akciğer tomografisi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

En tehlikelisi karın ve akciğer tomografisi

  • Giriş Tarihi: 18.11.2014 14:13
En tehlikelisi karın ve akciğer tomografisi
En tehlikelisi karın ve akciğer tomografisi

Türk Radyoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ercan Kocakoç, en yüksek riskin karın ve akciğer tomografisinde bulunduğunu, beyin tomografisinde riskin biraz daha az olduğunu belirtti.

Antalya'da düzenlenen 35. Ulusal Radyoloji Kongresinde açıklamalarda bulunan Kocakoç, tıpta tanının en önemli aracının radyoloji olduğunu söyledi.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre geçen yıl Türkiye'deki hastanelerde yaklaşık 700 milyon muayene yapıldığını anlatan Kocakoç, bu muayenelerde yaklaşık 11 milyon manyetik rezonans görüntüleme (MR), 10 milyon bilgisayarlı tomografi, 45 milyon röntgen, 20 milyonu bulan ultrason ve doppler yapıldığını kaydetti.

Görüntülemenin insan sağlığına verdiği zararlarla ilgili bilgi veren Kocakoç, ultrason ve dopplerin ispatlanmış bir zararının bulunmadığını, röntgen, tomografi, mamografi, anjiografi ve sintigrafik yöntemlerde belli miktarlarda radyasyon bulunduğunu, MR'da ise bulunmadığını vurguladı.

EN YÜKSEK RİSK KARIN VE AKCİĞER TOMOGRAFİSİNDE


Görüntüleme teknikleri içerisinde en yüksek radyasyonun tomografi sırasında alındığına işaret eden Kocakoç, özellikle akciğer tomografisinde röntgene göre 200-400 kat kadar fazla doz verildiğini ifade etti.

Dünya Sağlık Örgütünün verdiği limitlere göre tomografi, röntgen veya mamografiden dolayı kanser gelişmediğini fakat radyasyonun zararlı etkilerinden yine de korunmak gerektiğinin altını çizen Kocakoç, "Gerekmedikçe film çektirmeyin" dedi.

Kocakoç, özellikle hamile kadınların ve genç insanların daha fazla korunması gerektiğini dile getirerek, şöyle konuştu:

"Gençlerle ilgili ispatlanmış bir şey yok fakat risk ölçümleri var. Japonya'daki atom bombasından sonra ortaya çıkan veriler ışığında tomografinin verdiği radyasyonu kıyaslamışlar ve bir oranlama yapmışlar. Mesela çocuk yaşta bir karın tomografisi çekildiği zaman 2 binde bir kanser çıkma ihtimali hesaplanmış ama ispatlanmamış. Bu, yüksek bir risk olduğu için 2 binde bir bile olsa gereksiz tomografi çekmemeye çalışıyoruz. En yüksek risk karın ve akciğer tomografisinde. Beyin tomografisinde risk biraz daha az."

Hastaların kendilerine tetkik yapılması için ısrar etmemeleri gerektiğini belirten Kocakoç, "Türk toplumunda doktor tetkik istemiyorsa hasta kendisiyle yeterince ilgilenilmediğini düşünüyor ve tatmin olmuyor. (Doktor bir tomografi bile istemedi) diyor. Oysa klinik bir endikasyon yoksa bu tür tetkikleri istemiyoruz" diye konuştu.

KİŞİSEL SAĞLIK TARAMASINDA GÖRÜNTÜLEME OLMALI MI


Kişisel sağlık taraması (check-up) sırasında risk faktörüne göre radyolojik yöntemler kullanılması gerektiğini bildiren Kocakoç, "Ailesel bir risk varsa check-up sırasında görüntüleme yapılabilir, aksi halde gerek yok. Mesela sigara kullanılıyorsa ve ailede akciğer kanseri varsa yılda bir kere akciğer filmi çektirilmesinin bir zararı yok ama bunu tomografi ile yaparsa 15 sene sonra tomografinin oluşturduğu bir kanser riski olabilir" diye konuştu.

MAMOGRAFİ


Kocakoç, getirdiği riskler nedeniyle bazı kadınların mamografiden korktuğunu, oysa mamografide alınan radyasyonun, hava kirliliği olan bir şehirde bir gün dolaşma ile alınan radyasyonla aynı olduğunu söyledi.

Kocakoç, şöyle devam etti:

"Mamografi çekiminde alınan radyasyon sanıldığı kadar yüksek değil, çok abartılıyor. Kadınlara tavsiyem; meme kanserinin erken teşhisi için mamografiden korkmayın. Bir endikasyon yoksa 40 yaşından önce çektirmeyin, zaten 40 yaşından önce çekilen mamografide memenin yapısından dolayı çok fazla bir şey de görünmeyebilir ama 40 yaşından sonra kontrol amaçlı yılda bir kez mamografi yaptırılması gerekiyor."

Dünyada her 7 kadından birinin ömrü boyunca meme kanserine yakalanma riskiyle karşı karşıya olduğuna dikkati çeken Kocakoç, meme kanserinde erken teşhisin hayat kurtardığını vurguladı. Kocakoç, "Bundan dolayı 40 yaşından sonra 70 yaşına kadar her yıl mamografi yaptırılabilir, hiçbir risk yok" dedi.

RADYOLOG SAYISI YETERSİZ

Radyologların mesleki sıkıntıları hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Ercan Kocakoç, 76 milyonu aşkın nüfusu bulunan Türkiye'de yaklaşık 4 bin radyolog bulunduğunu, bu sayının çok yetersiz olduğunu söyledi.

Son düzenleme ile daha önce 5 saat olan radyasyon alanında çalışılan sürenin 7 saate çıkarıldığını kaydeden Kocakoç, şu anda bir radyoloji uzmanının 10 saate varacak şekilde çalışmak zorunda kaldığını anlattı.

Radyologların iznini kullanmada da sıkıntılar yaşadıklarını dile getiren Kocakoç, uluslararası standartlara göre karın bölgesi radyolojisi ile ilgilenen bir kişinin günlük 20'den fazla film bakması durumunda hata riskinin iki kat artacağının söylendiğine işaret etti.

Türk Radyoloji Derneğinin koyduğu standartın ise tomografi için günlük ortalama 50 inceleme olduğunu bildiren Kocakoç, şöyle konuştu:

"Birçok yerde radyologlar günlük ortalama 70, hatta 100 filme bakıyor. Görüntülemeyi raporlama bir hasta muayenesidir ve esas süreci yönlendiren kişidir aslında. Kanser var veya yok, taş var veya yok, hastanın safra kesesi iltihaplı veya değil. Bunların tamamını radyolog yapıyor, ondan sonra diğer uzman doktor değerlendiriyor. Radyoloğun iş yükü de yanlış teşhis koyma ihtimalini artırıyor. Bir filmin ideal olarak değerlendirilmesi için minimum harcanması gereken süre 10 dakika. Hiç ara verilmese 7 saatte 42 rapor yazılabilir. Türkiye'de tetkik istemi çok fazla olduğu için radyologlar 2-3 dakikada karar vermek için zorlanıyor, bu da sağlıklı değil. Ultrasonla ilgili öyle rakamlar var ki 7 saatlik mesaide 120 ultrason yapıldığı iddia ediliyor. Bu hasta için de büyük risk. Kim ister günde 120 ultrason yapan bir kişinin 120'nci hastası olmayı."