X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Çocuklar ikincileri tutmaz...
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Çocuklar ikincileri tutmaz...

  • Giriş Tarihi: 27.5.2015 10:43
Çocuklar ikincileri tutmaz...
Çocuklar ikincileri tutmaz...

Türkiye liglerinin kuruluşundan Aziz Yıldırım'ın başkan seçildiği 1998'e kadar geçen 39 yılda, Galatasaray'ın 11 şampiyonluğu vardı. Ortalama her 3.5 yılda bir şampiyonluk...

Yıldırım'ın başkanlığındaki 17 yılda ise 9 şampiyonluk gördü sarı-kırmızılar. Ortalaması yaklaşık 2 senede bire çıktı…
Bir başka deyişe Aziz Yıldırım döneminde Galatasaray'ın şampiyonluk sıklığı yüzde 43 arttı. Neredeyse yarı yarıya...

Fenerbahçe ise Yıldırım öncesinde 3 yılda bir şampiyon olurken geçen 17 yılda hiçbir şey değişmedi. Onca yatırıma, tesise, yıldız transferine rağmen ortalama gene 3 yılda birde kaldı… Buna mukabil 8 tane ikincilik var. Zaten camiaya yıllardır enjekte edilen makbul değer de ikinciliğin cazibesi: "Final oynamak yeterli. Yarışın içinde olmak kâfi."

Oysa o dillerden düşmeyen "bir başka büyüklük" sportif başarıdan muaf, bağımsız değildir. Kupalar, başarılar büyük kulüplerin oksijendir, suyudur, ekmeğidir. O kavramın mucidi büyük usta İslam Çupi, efsane kadroları izlemese, bir dönem Türk futbolunu domine eden Fenerbahçe'nin heybetine tanıklık etmese, bu renklere gönül verir miydi acaba yine de?
Başarı gelmeden, yeni kahramanlar çıkarmadan, para kaybettiğiniz yetmez gibi, yeni nesillerin kalbini de kazanamaz hale gelirsiniz.

Zira hiçbir çocuk "sık sık ikinci oluyor" diye bir takımı tutmaz!

Fakat madalyonun bir de diğer yüzü var. Kimselerin Aziz Yıldırım'a hesap sormaya, kızmaya hakkı yok zira karşısında aday yok. Çıkmıyor... Arayış içindeki insanlara tek bir alternatif plan program sunulmuyor.
Fenerbahçe'de muhalefet dediğiniz, öğrencilik yıllarımızda İstanbul Erkek yatakhanesindeki kalorifer petekleri gibi, kendini bile zor ısıtıyor.

1990'la 2000 arasında 4'ü üstüste 6 şampiyonluk ve UEFA zaferinin etkisiyle kalbini sarı kırmızı renklere verenler, artık kariyer sahibi genç insanlar. Medya dahil pek çok kilit kurumda-konumda söz sahibi onlar... Buna bir de Galatasaray Lisesi'nin kendine has dayanışma kültürünü ve yetişmiş insan havuzunu ekleyin... Fenerbahçe'nin böylesi organize bir yapıya, son 20 yıla 10 şampiyonluk sığdırarak son düzlük pratiğini geliştirmiş bir rakibe meydan okumak için yeni argümanlara, yaklaşımlara ve kadrolara ihtiyacı var artık.

Yarım asır önce, bir oyuncunun lisansını yetiştirmek için Hava Kuvvetleri jetinin havalanması örneğindeki gibi bir "güç algısı" günümüz futbolunda prim yapmıyor. Genç kuşakları cezbetmiyor.
Şeref tribününden teknik adama telefon açıp "Hakemlere baskı kur" talimatı vermekle, soyunma odasına çıkarma yapmakla, sizden farklı düşünenlere kulak tıkamakla, "eski usul" yöneticilik kodlarıyla, altı dolmayan sloganlarla, Fenerbahçe'nin kat edebileceği mesafe kalmadı artık.

3 Temmuz sürecinde başkanına ve renklerine sahip çıkan, davanın seyrine etki eden, sokakları arşınlayan, horlanan ama geri adım atmayan insanlar... Lisanslı ürünlere, maç biletlerine servet akıtan milyonlar, "elektriğini" ve "motivasyonunu" yitirmiş vaziyette. Ve dahası başkan konusundaki fikir ayrılığı başta olmak üzere fay hatları girmeye başladı aralarına.
Cumhuriyet federasyona dönüşüyor hızla...
Bu insanların bir kısmı, tıpkı pazar akşamı İsmail Kartal'ın yaptığı gibi "komploya kurban gittikleri" inancına sığınıyor. Fenerbahçe'nin hakkı yendiği zamanlar, maçlar olmadı mı? Elbette oldu... Çok hem de...

Fakat bunların hiçbiri, kadro mühendisliği hatalarını, teknik adam seçimini, küme düşen takıma iç sahada verilen 2 puanı, kaleye tek bir şut dahi çekilemeyen Eskişehir maçını, sıfır puanlı Akhisar sınavlarını, gol lazımken oyuna sol bek alan zihniyeti açıklamaya yetmiyor. Yetmez de...

Pazar akşamı, "Bu sezonun nasıl oynandığını, neler olduğunu asla unutmayacağız" dedi ya hoca...
Emin olabilirsiniz. Fenerbahçeliler de unutmayacak. Ne kendisine sıkılan kurşunları ne de bu sezon kendisine layık görülen sahadaki dramı... Asla...

Bülent DEĞERLİ

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.