Caner her maçta agresif ve sinirli... Son maçta da hakeme yönelik çirkin söylemleri olduğu iddiaları var. Caner'in sorunu nedir? "Efendilik" kavramını sık sık dile getiren Beşiktaş Başkanı Fikret Orman ve yönetimi Caner'e bir ceza vermeli midir?
LEVENT TÜZEMEN: Efendi Beşiktaş unvanının yerine oturması için başkan Fikret Orman'ın Caner'e bir yaptırımda bulunması gerekiyor. Caner her maç sinirli ve agresif değil, genelde agresif bir oyuncu. Fenerbahçe'de oynarken İstinye Park'ta karşılaştım, ayak bileği bandajlıydı. Kendisine geçmiş olsun dedim. Caner de bana dönüp "Sana ne" dedi. Caner karakter olarak sinirli ve kavgacı bir oyuncu. Maalesef bu kimliği, kalitesine, oyun bilgisine ve yeteneklerine zarar veriyor. TFF, Melo'ya bir Twit'i paylaştığı için ceza vermişti. Aynı TFF, 'görüntülerden ceza verilemez' maddesine sığınmamalı ve futbolun Fair Play ruhu adına Caner'e küfürbaz oyunculara gözdağı verecek bir yaptırımda bulunmalı. Her hakem, yönettiği maçı evinde kayda alıyor ve maçtan sonra da izliyor. Mete Kalkavan, Caner'in küfürlerini net duydu ve tüm Türkiye de izledi. Kalkavan nasıl bir tavır sergiler bilmem ama TFF hakemini koruma adına bir davranış biçimi sergilemeli. Caner'in internetten özür dilemesi tamamen laf olsun anlamındadır. Doğrusu, Caner BJK TV'ye çıkıp Mete Kalkavan'dan ve spor kamuoyundan özür dilemelidir.
AHMET ÇAKAR: Caner şunu hiçbir zaman unutmamalı, o, Efendi Beşiktaş'ın efendi olmak zorunda olan bir futbolcusu. Maç esnasında mücadeleden kaynaklanan bazı aykırılıklar hoş görülebilir. Ama Başakşehir maçında Caner'in yaptığı ağır terbiyesizlikti. Hakemin 2 metre arkasından, sarı kart gördüğü halde 'O… çocuğu' demesi hem insani hem ahlaki yönden kabul edilemez. Mete'nin hakkını yemeyelim, duymuş da atmamışsa yazıklar olsun, ama ya gerçekten duyup da atsaydı Caner takımını eksik bırakacak ve en az 3 maç ceza alacaktı. Caner'in kendisine gelmesi lazım. Milyonlarca Euro'yu alırken profesyonel, basın onu bazı mahrem konularda korurken mağdur… Ama şimdi şunu rahatlıkla söyleyebilirim, eğer bir daha böyle bir terbiyesizlik yaparsa bazı insanlar karşısına onun çok farklı şekilde geçebilirler. Caner'e hem TFF maç cezası vermeli hem de Beşiktaş yönetimi kendisini çok ama çok sert bir şekilde son defa uyarmalıdır.
METİN TEKİN: Fenerbahçe'yi bulunduğu durumdan ancak seri galibiyetler çıkarır. Onları yeniden çıkışa geçirecek maç Galatasaray karşılaşmasıydı. Ancak onu kaçırdılar. Artık onlara 3-4 maçlık galibiyet serisi lazım. Bu durum aynen Beşiktaş için de geçerli. BEŞİKTAŞ MAÇ SEÇMEK ZORUNDA
Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, "Oyuncular maç seçiyor" derken Şenol Güneş bu sözlere tepki gösterdi ve "Takım her maçta aynı şekilde mücadele ediyor" ifadesini kullandı. Siz nasıl değerlendiriyosunuz:
METİN TEKİN: Ben maç seçme diye bir kavrama inanmıyorum Tabii ki daha az konsantre olduğunuz maçlar olabilir ama buna maç seçme denemez. Beşiktaş'ın yaşadığı durumun bana göre iki sebebi var: Birincisi fiziksel ve mental yorgunluk. İkincisi ise, klasik bir futbol sözüdür ama şu anda Beşiktaş'ın durumu buna tam oturuyor, her maçın ayrı karakteri vardır. Lig kolay derseniz yanılırsınız.
LEVENT TÜZEMEN: Beşiktaşlı futbolculara 'maç seçiyorlar' söyleminden çok 'maç seçmek zorunda kalıyorlar' söylemini yakıştırmak daha doğru olur. Şampiyonlar Ligi ve lig kulvarında Beşiktaş'ı taşıyan ana kadroda Oğuzhan, Cenk, Talisca ve Tolgay dışında tüm oyuncular 30 yaşın çok üzerinde. Yani Beşiktaş yaşlı bir takım. Bu yüzden sık sakatlık yaşanıyor, fizik performansı düşüyor. Bir örnek, Gökhan ile Adriano iki maç üst üste oynayamıyorlar. Oğuzhan genç olmasına rağmen Milli Takım'a da hizmet ettiğini düşünürsek 3 kulvarı kaldıramıyor. Özellikle Şenol hoca, yeni transferleri rotasyonda kullanamıyor. Abdullah Avcı, sezon başından itibaren ligde ve Avrupa'da Beşiktaş'a karşı çıkardığı kadroyu kullandı. O kadro da yaşlıydı ve fiziksel olarak tıkandı. Bu yüzden Hoffenheim'a karşı Beşiktaş maçını düşünerek 7 oyuncusunu oynatmadı. Şenol hoca, Pepe dışında kulübedeki oyunculara 'size güveniyorum' şeklinde bir davranış biçimi sergilemedi. Yani Beşiktaş'ın yaşı, oyuncuları maç seçmeye zorluyor.
AHMET ÇAKAR: Maç seçmek çok flu bir kavram. Maçı seçeceğim desen bile 40 bin kişinin önüne çıktığında yine korkunç motive olursun. Sorun, bazı kritik oyuncuların formsuz oluşları. Bunun başında da Talisca geliyor. Geçen yıl Talisca çok önemli işler yaptı. Bir anahtar gibi fonksiyon gösterdi. Talisca geçen seneki formunun yarısında bile değil. Oğuzhan da öyle. Zaten Oğuzhan formsuz olduğu için de Tolgay daha fazla süre almaya başladı. Özellikle sağ kanat beki eskisi gibi çalışmıyor. Geçen yıla baktığımızda bir tek Cenk yukarılara çıkmış durumda ama bir tek Cenk ile de olmuyor. Bana göre ne zaman ki Talisca-Caner soyunma odası kavgası oldu o günden sonra Beşiktaş özellikle Türkiye Ligi'nde inişe geçti. Bu inişin Şenol Güneş de farkında.
GÜRCAN BİLGİÇ: 2008'de çeyrek final oynadığında Fenerbahçe'de de aynısı yaşandı. Bunun çözümü yok. Çünkü oyuncular da teknik adamlar da yöneticiler de bir ilk ile karşı karşıya. Alışmadıkları, kafalarında olağan hale getiremedikleri bir durum ile karşı karşıyalar. İşler de iyi gittiği için, lig maçlarında hırsları ve istekleri törpüleniyor. Şenol Güneş'in durumu kabul etmemesi çok doğal, çünkü böyle bir hitabın sorumlusu kendisi olur. Orman, takımdaki Güneş imparatorluğuna aslında "memnun değilim" mesajını verdi. Farkında olmadığı şey şu: Oyuncunun ruh durumu ve yakaladığı fırsat, vücutları Türkiye'ye getirmiyor.
BAL GİBİ PENALTI
Derbide Neto ve Hasan Ali'nin eline çarpan toplarda penaltı verilmemesi tartışmalara neden oldu. Riva'ya gelen UEFA'nın hakem eğitimcisi Rosetti'nin, bu ve buna benzer pozisyonların kesinlikle penaltı olmadığını hakemlere gösterdiği ve kısa mesafeden ele gelen topların ve yere vücudun dengesini sağlamak için destek yapılan kolların penaltı olmayacağını söylediği aktarıldı. O zaman bu kurala göre bu pozisyon penaltı değilse, neden bu kadar tartışma çıktı? Ya da böyle bir kural varsa niye kimse bilmiyor? Ne diyeceksiniz?
AHMET ÇAKAR: Geçin bunları! Ne zaman Türkiye'de çarpıcı bir hakem hatası olursa TFF'nin tetikçileri UEFA şöyle dedi, böyle dedi diyorlar… Bakın bakalım Şampiyonlar Ligi maçlarında bundan sonra veya bundan evvel böyle penaltılar verilmiş veya verilecek mi? Bal gibi penaltı…
BAŞKAN ÖZBEK DE YÖNETİCİLER DE TUDOR'UN BİLGİSİNE GÜVENMİYOR!
Galatasaray-Fenerbahçe derbisi berabere bitti. Puanlar paylaşıldı. Galatasaray'da Tudor sonuçtan memnun ve '8 puanlık farkı koruduk' diyor. Tudor'a yönetim ve camia güveniyor mu? Yoksa hala ciddi bir güven sorunu var mı?
LEVENT TÜZEMEN: Galatasaray camiası, Fenerbahçe maçından galibiyet bekliyordu. 8 maçta alınan 7 galibiyet, kadro istikrarı, oyuncuların performansı, coşkulu oyunu 3 puan almak için Galatasaray yönetimine ve taraftarlarına güven veriyordu. Yeni oyuncular bu derbiyi ilk kez oynamalarına rağmen aşırı derecede sinirliydi. Tudor'un 4'lü savunmadan vazgeçip, takıntı haline getirdiği 3'lü savunmayla maça başlaması, Galatasaray'a derbiyi kaybettirebilirdi. Serdar'ın sakatlanıp çıkması bir şans mı oldu, yoksa 4'lü savunmaya dönmek için Serdar mı sakatlandı? Galatasaray, kanatları kullanamadı, Tudor da haftalardır kötü oynayan, fizik olarak düşüş yaşayan Belhanda'yı oyundan alacak cesareti gösteremedi. Oysa aynı Tudor, Sneijder- Bruma ikilisini oyundan alırken gövde gösterisi yapmıştı. Kanatların işlemediğini görmesine rağmen Rodrigues gibi hızlı bir oyuncuyu düşünmemek Tudor adına eksi puandır. Ben sözlerimin arkasındayım ve Tudor'a güvenmiyorum. İyi bir çalıştırıcı, takımın koşu kalitesini yüksek tutuyor ama taktiksel bilgisinin güçlü olduğunu düşünmüyorum. Bu konuda başkan da yöneticiler de aynı fikirde. Zaten Başkan Özbek, A Spor'da yaptığı son konuşmada Galatasaray'ın bir futbol aklına ihtiyacı olduğunu dile getirdi. Tudor'dan bahsederken de 'takımın koçu' dedi. Yani oyuncuların kalitesi ve oyun aklı Galatasaray'ı taşıyor.
HOCA SORGULANMASIN
METİN TEKİN: Galatasaray'ın şu anda bulunduğu durumda hala Tudor'a güvenin sorgulanmasını anlayamıyorum. Bunu tartışıyorsanız hangi parametrelerle konuşuyorsunuz. Tamam, 8 haftalık bir oyun ezberinden vazgeçip üçlü savunmaya dönmek yanlıştı. Ama ben bunda da eleştirel bir yön göremiyorum. Sonuçta alınan beraberlik ligdeki puan durumuna baktığınızda Galatasaray için avantaj, Fenerbahçe içinse dezavantajdır. Ortada korunan değil, kapanmayan bir fark var. Benim bakış açım bu.
TUDOR'A GÜVENİYORUM
AHMET ÇAKAR: Ben Tudor'a güveniyorum. Galatasaray, Fenerbahçe derbisinde kötü oynamış olabilir ama hala namağlup ve liderler. Sezonun çeyreği geride kalmış olmasına rağmen ciddi bir puan farkıyla da öndeler. Üstelik Galatasaray, kötü oynasa da coşkusunu hiçbir zaman aşağı indirmiyor. Bir Galatasaray'ın coşkusuna bakın, bir de Beşiktaş'ın. Farkı göreceksiniz. Tudor'a yapılan eleştirileri hem orantısız hem de yanlış buluyorum.
KADROYU İYİ KULLANDI
GÜRCAN BİLGİÇ: Sekizde 7 yapmış bir teknik adama güven duyulmaması söz konusu olmamalı. Tudor elindeki kadroyu en verimli şekilde kullandı. Fenerbahçe karşısına neden üçlü defans ile çıktığını hala bilmiyoruz. Eğer tıkır tıkır işleyen sisteminden vazgeçiyorsa, bunun mantığa en yakın açıklaması, yenilmemek istemesidir. Uzun lig maratonu için yara almak istememesi doğal. Ama bu görüş, stada gelen 50 bin kişinin paylaştığı değildi. Tudor eğer kulübeyi oyuna katmayı başaramazsa, problemler büyüyecektir.
***
HAFTANIN ENLERİ
