YAZARA MAİL GÖNDER Halmann

YAZARLAR

Talat Sait Halman seksen üç yaşında vefat etmiş. Ne büyük bir adam olduğunu Kemalist basından bol bol okuyabilirsiniz, Shakespeare çevirileri, kitaplar, makaleler... Hilmi Yavuz üstadımız kendisiyle "Halmann" diye dalga geçerdi, Hoffmann gibi...
Ben de aldım başımı 43 yıl öncesine gittim. O zamanlar üniversite öğrencisiydim.
Merhum Halman, Nihat Erim hükümetinde kültür bakanıydı.
Dokuz ay dayanabildi.
12 Mart darbecileri, ünlü muhtıralarında "Anayasa'nın öngördüğü reformları Atatürkçü bir görüşle ele alacak ve inkılap kanunlarını uygulayacak" bir hükümet istediklerini belirtmişlerdi... Demek ki memlekette yeterince Atatürkçülük edilmiyordu!
Birçok ahmak bunu "sol Kemalizm" sayarak pek beğenmişti.
Oysa sol Kemalizm diye bir şey yoktu, bu, İlhan Selçuk ve arkadaşlarının altmışlı yıllarda uydurdukları bir zorlamaydı. Deniz Gezmiş ve diğer çocukların başını da böyle yaktılar.
Birçok ahmak, kendi darbesini başaramayan 9 Mart cuntasıyla başaran 12 Mart cuntası arasındaki farkı ilk günlerde bilemediğinden, "9 Martçılar kazandı" sanıp sevinmişti... Oysa ortada yapılacak bir reform meform yoktu, birinci amaç solu ezmek, ikinci amaç da Demirel'in serbest bırakmış olduğu haşhaş ekimini Amerikan istekleri doğrultusunda yeniden yasaklatmaktı.
Üstelik Demirel tıpkı Menderes gibi Sovyetler'e açılmayı denemiş, onlara demir-çelik sanayii kurdurmuştu, Amerikan "üst aklı" bunu affetmedi.
Şimdi de İsrail'e kafa tutan Erdoğan'ı devirmek istiyor ama Erdoğan bir Menderes ya da Demirel olmadığından, başaramıyor! Amerika'ya çalışan paralel zibidiler de şişip kalıyorlar.
Cuntaya sivil görünümlü bir kukla hükümet gerekliydi. Arslanlar arslanı İsmet İnönü'yle cuntanın devirdiği Süleyman Demirel, utanmadan ve sıkılmadan bu hükümete "adam verip" destek oldular. İnönü'nün cuntaya armağan ettiği Başbakan Nihat Erim, bazı "Atatürkçü teknokratları" da göreve çağırdı.
Onlar da "Atatürkçülük edilecek" diye koşa koşa gittiler.
Atilla Karaosmanoğlu, Osman Olcay, Türkan Akyol, Mehmet Özgüneş, Selahattin Babüroğlu, Atilla Sav, Talat Halman falan...
Merhum Haldun Taner, kendisine verilmek istenen Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü'nü, hepimizden daha akıllı olduğu için kemal-i ciddiyetle reddetmişti oysa... Neyin ne olduğunu biliyordu.
Eh, merhum Karaosmanoğlu'na da "o zamanın Kemal Derviş'i" diyebiliriz.
Bu pek Atatürkçü Ankara bürokratları, cuntanın ve onun hükümetinin gerçek yüzünü, içyüzünü ancak dokuz ayda görebildiler. Ve topluca istifayı bastılar. Nihat Erim "daha açık faşizm yapacak" ikinci hükümetini kurdu. Gidenlerin yerine daha renksiz ve "evet efendimci" bürokratlar geldiler.
Birçok ahmağın pek sevdiği ve on iki yıl önce AKP'ye karşı önerdiği "teknokratlar hükümeti" deneyimi kırk üç yıl önce fiyaskoyla sona ermişti!
Merhum Talat Sait Halman'a Tanrı'dan rahmet, "sol Atatürkçü bozkır kafalılara" da acil şifalar dilerim.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.