YAZARA MAİL GÖNDER Atatürk'ü eleştiririm

YAZARLAR

İşte Sevilay Yükselir bacım da beni destekliyor: Türkiye Cumhuriyeti en başından "başkanlık sistemiyle" kurulmalıydı!
Tek başkan adayı Gazi Mustafa Kemal Paşa olacaktı ve her seçimde döne döne, çatır çatır, mutlaka ve mutlaka kazanacaktı. (Karşısına kim çıkacaktı? Rauf mu? Hadi canım.)
Halk Gazi Paşa'yı "bir tür yeni padişah gibi" görüyordu ve çok ama çok seviyordu. (Altı yüz yıl boyunca bir çeşit başkanlık sistemiyle yaşamış olan Osmanlı Türk halkının bu sisteme şimdi de niçin çok yatkın olduğunu, 2016 yılında yeni anayasa referandumu yapılınca görecek ve anlayacaksınız!)
Bu başkanlık sisteminin altyapısı da elbette "eyalet sistemi" olacaktı. Böylece imparatorluktan cumhuriyete geçiş çok daha rahat ve sancısız gerçekleşecekti...
Eyaletler arasında bir Kürt eyaleti de bulunacaktı. Kaldı ki kendilerine böyle bir söz de verilmişti önceden...
Böyle bir ortamda "devrimler" gene de yapılabilir miydi?
Atatürk'ün müthiş karizması ve tartışılamaz otoritesiyle, mutlaka yapılırdı...
Sistem çok partili olacaktı, tek parti diktasıyla kendini yerlere düşürmeyecekti. Partilerde "cumhuriyete ve devrimlere bağlılık" şartı aranacak, bunun dışında her siyasi fikir ve ekonomik politika rahat bırakılacaktı. (Nitekim Terakkiperver Fırka "cumhuriyetçi olduğunu" açık seçik beyan etmişti, ona bile tahammül edemediler.)
İnim inim inletilen komünistlerin serbest kalınca yüzde kaç oy alabildiklerini görünce belki Şair Nâzım Hikmet Bey bile aklını başına toplardı...
Atatürk'ün ikinci büyük hatası, bir siyasi partinin başına geçmek ve onun günahlarını sırtına yüklenmek olmuştur.
"Partilerüstü cumhurbaşkanı" olarak kalmalıydı, İsmet Paşa ile Fethi Bey de kozlarını kapalı kapılar ardında değil, halkın önünde paylaşacaklardı.
Fethi Bey kazanırdı tabii.
Eh, İnönü de muhalefette kalırdı bugün Kılıçdaroğlu'nun kaldığı gibi, bize ne bundan?
Fethi Bey yaşlanınca bayrağı Mahmut Celal Bey gibi, Adnan Bey gibi yenilere devrederdi. (İnönü hiçbir serbest seçimi kazanamazdı, nitekim vesayet düzeninde bile kazanabilmiş değildir.)
Bu memlekette ne 1960 darbesi olurdu, ne 1971 darbesi, ne 1980 darbesi... Çünkü bürokrasi daha başından yerli yerine oturtulmuş olurdu, kendini memleketin sahibi gibi göremezdi.
Böyle olamadı, sistem daha başından "merkeziyetçi bir bürokrat diktası" olarak kurulunca her türlü vesayet ve müdahale meşru kılındı. Kemalistler de "neo-İttihatçı" olmaktan kurtulamadılar, böylece halkla da bir türlü bağ kuramadılar.
Atatürk ile Fethi Bey'in yönetecekleri başka türlü bir cumhuriyet, memur kafasıyla "kültür kalkınmasına" değil, sanayileşmeye yönelirdi vakitlice... Bunu yapmadılar, çözümü doksan yıl ertelediler, Şimdi önümüzde bu değişimi gerçekleştirmek için önemli bir fırsat var.
Atatürk'ü bütün bunlardan dolayı haddim olmayarak eleştiririm efendim. Birtakım hırtlar da bunun "Atatürk düşmanlığı" olmadığını günün birinde belki anlayacaklardır.
Atatürkçülük "İsmetçilik" değildir. Memurlar tarafından hep öyle yutturuldu.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.