YAZARA MAİL GÖNDER "Koçum benim!"

YAZARLAR

Zekâmıza laf söyletmeyiz ama gerçekte fena safız.
Belki "birey" olmak dedikleri özünde böyle bir şeydir.
Mesela...
İki spor ayakkabı markasından birini tercih ettiğimizde; menüden nihayet sevdiğimiz bir yemeği seçtiğimizde, bir apartman dairesi yerine bahçeli bir evi yeğlediğimizde özgür olduğumuzu sanırız.
O an kendimizi "hayatımızın efendisi" gibi görürüz.
Oysa şu ürün yerine bu ürünü seçmenin neresi özgürlük, nesi iktidardır?
Ancak kafayı yastığa koyduğumuzda fark ederiz ki, esas seçimlerimizden bucak bucak kaçıyoruz.
Hepsi endişe kaynağı, hepsi keyfimizi kaçırıyor.
Neyse ki, uykumuz geliyor da, unutuyoruz.

***

Yük gibi gelen sorumluluklar, doğruluğundan şüphe duyulan ödevler ve mecburiyete dönüşmüş iş güç dünyasında kararlar vermenin huzursuzluğuyla baş etmek kolay mı?
İşte tam o noktada tuzu kuru sosyal kesimler "koçlar"ı imdada çağırmaya başladı. Böylece yeni bir meslek ortaya çıktı.
Psikanalist Michael Bader "son yirmi yıl içinde yardımcı olunacak problem alanlarından daha fazla sayıda koçluk tipi türedi" diyor. Haklı.
Düşünebiliyor musunuz?
Yaşam koçları, ilişki koçları, spor koçları, beslenme koçları, liderlik koçları, aile koçları, vd.
Hepsi ne yapacağınızı söylemek ve hayatınızı sizin yerinize planlamak için hazır ve nazırlar!
***

Geçen cumartesi hayat benimle de bir güzel dalgasını geçti.
Sen misin, "Kişisel Gelişim" ideolojisini ve "koçluk" modasını eleştiren!..
Ne göreyim, o yazımın dijital versiyonunun altında bir "yaşam koçu"nun kocaman ilanı var.
Sonra aynı gün eski bir arkadaşımla karşılaştım.
Ayaküstü anlattı: "Hep spor yapmayı istedim ama bir otoritenin zorlaması gerekiyordu. Şimdi bir spor koçum var, içeceğim su miktarını, yakacağım kaloriyi, günümün nasıl geçeceğini bile o belirliyor."
Hani başka zaman sorsam, her türlü otoriteden nefret ettiğini söyler, öyle bir tiptir.
***

"Bırakın bu modaları, insan olun!" diyerek geliştirilen kolaycı itirazlar beni fazla ilgilendirmiyor.
Çünkü mesele derin ve geniş.
Özellikle "seçimlerimiz ve kaygılarımız" konusu üzerinde durmak ve bir toplum içinde yaşadığımızı unutturan "bireyci" kültürün defolarıyla hesaplaşmak zorundayız.
Kabul etmek gerek ki, gülünç de bir durum!
Bir yandan popüler kültür sürekli "bu senin hayatın!", "seçimini yap, kazan!" deyip duruyor.
Bu kültürün bağlıları ise direksiyonu başkasına bırakıp seçimlerinden kaçmaya çalışıyor.
Neyse...
Yer yine bitti.
Önümüzdeki günlerde, kaldığım yerden devam ederim.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.