YAZARA MAİL GÖNDER Şimdi de gündemde "Beyaz Kürtler"in hezeyanları mı var?

YAZARLAR

Akıl hastanesindeki delilerden ikisi "Sen değil ben Napolyon'um" diye bağırarak birbirleriyle dövüşüyorlarmış. Doktorlar belki uzlaşırlar ümidiyle Napolyon olduklarını iddia eden bu iki deliyi sabaha kadar aynı odaya kapatmışlar. Sabah odanın kapısını açmışlar. Odadan çıkan ilk deliye "Sen kimsin" diye sorduklarında yine "Ben Napolyonum" cevabını almışlar. Derken ikinci deli odadan çıkmış. Ona da "Sen kimsin" diye sormuşlar. İkinci deli kırıtarak gülümsemiş ve "Ben Josefin'im" demiş.
Bu fıkrayı günümüzün kargaşalarla dolu gündemindeki asıl kendilerinin laikçi olduklarını iddia eden ve sokak kalkışmaları ile görüşlerini topluma kabul ettireceklerini düşünen Batılı ve Güneydoğulu kıt akıllılarına uygulasaydık... Bunlar Gezi kalkışmasında "Seçim sandığı teferruattır" diyorlardı. Bunların Güneydoğu'daki uzantıları da "Devletin geleceğini düşünenleri ve seküler güçleri" müdahale etmeye çağırıyor.

Akıl kıtlığının sonucu...
Bu Beyaz Türkler ile Beyaz Kürtlerin birer temsilcisini sabaha kadar aynı odaya kapatsaydık... Herhalde sabah odadan çıktıklarında biri "Ben laikçi cemaatçiyim" diğeri "Ben de laikçi Esad'cıyım" derdi...
İşin en acıklı yanı bu kıt akıllılar ülkenin dirliğini ve düzenini tehdit eder nitelikte kalkışmaları körüklediler... Ve sonunda kataloge oldular. Yani MGK'nın gündemine ve "Kırmızı Kitap"a girdiler. Baksanıza... Bunların "Beyaz Kürt" rolü oynayanları ilk "Sokağa çıkın" çağrılarının 50'ye yakın ölümle sonuçlanmasını umursamadan, aynı çağrıyı yapacak kadar akılsızlar...

ABD de "Yeter artık" dedi
Bu akılsızlar mesela Yıldıray Oğur'un dün Türkiye'deki köşesinde hatırlattığı gerçekleri bir görebilseler...
".... Türkiye'nin İran olmadığını, 60 yıldır NATO üyesi olduğunu, ticaretinin büyük kısmını Batı'yla yapan dünyanın 17. büyük ekonomisi olduğunu, AB üyeliği için kapıda beklediğini, yani PKK için harcanmayacak kadar büyük bir ülke olduğunu..."
Neticede ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki bile akıl kıtlığının sonucu olan hezeyanlara tepki göstermek zorunda kaldı. Psaki "Türkiye- ABD ittifakının çatırdadığını" öne süren haberlerle ilgili olarak, "Her okuduğunuza inanmayın çünkü Türkiye sadece önemli bir NATO müttefiki olmakla kalmıyor, aynı zamanda IŞİD'i zayıflatma ve bertaraf etme çabalarında bir ortak" açıklamasını yaptı.

Akılsızlığın sonu yok
Bu akılsızlar Yeni Şafak'taki köşesinde Özlem Albayrak'ın hatırlattıklarını da bir görebilseler...
"...İnkâr ve asimilasyonların sona erdirilmesi, Kürtçe yer isimlerinin geri verilmesi, faili meçhullerin bitirilmesi, Kürtçe eğitimin -özel okul, seçmeli ders, enstitülerönünün açılması, propaganda yasaklarının tarihe gömülmesi ve daha pek çok değişim de AK Parti döneminde gerçekleştirildi... Sonra ne oldu? Sokağa inin, dendi. 40 kişi öldü."
Bu toplumun barış ve istikrar beklentilerini umursamayan ve kendilerini "Beyaz" olarak görenlere, Özdemir Asaf'ın "Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu/ Birinciliği beyaza verdiler" dizelerini mi gönderelim?
Ya da durum şöyle mi acaba...
"Ben birini sevmiyordum/ O da beni sevmiyordu/ Bir gün bir yerde randevulaştık/ Ben gitmedim/ O da gelmedi."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.