YAZARA MAİL GÖNDER Şimdi sıra kafaları da değiştirmeye geldi

YAZARLAR

Değişime hızlı uyum sağlamak kolay değildir. Ama biz Türkler bu konuda çok başarılıyız. Orta Asya'nın coğrafyasından kopup gelmişiz ve Küçük Asya'nın coğrafyasına hemen uymuşuz. Şamanizm'den İslam'a geçişte hiçbir problem yaşamamışız.
Bırakalım uzak tarihi... Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçişimizi, yüzlerce yıllık alfabemizi bile değiştirmemizi, "Tek Parti" modelinin çoğulcu demokrasiye dönüşmesini düşünün...
Ya da köylü Türkiye'nin kentli olmasını, Bilişim Çağı'nın akıllı cep telefonları ile kitlelerin günlük yaşamına girmesini hatırlayın.

Eskiyi tekrar...

Bu çaptaki değişimlerle birlikte, ülkelerin yönetim kadroları da değişir.
Değişimin her şeyi değiştirmesine karşın, bizde eski anlayışlara sahip kadrolar hiç değişmezler.Nitekim Ankara'daki Cumhuriyet'i de Osmanlı İstanbul'unun kadroları kurup yönetmişlerdir.
Tek Parti'nin yönetici kadroları, çok partili demokrasinin de aktörleri olmuşlardır.
Sonuçta "Artık yeni şeyler söylemenin zamanı" geldiğinde de bu aktörler eski söylemleri ile değişimi yok saymayı denemişlerdir. Eski kan davaları ve ideolojik saplantılar, yeni zamanlara taşınmıştır.
Bugün de aynı tablonun tekrarlandığına tanık olmuyor muyuz?

Siyasetin öncelikleri
"Siyasetin gündemi" olarak sosyo- politik yaşamımıza yansıyan "Ak" ve "Kara" arasında sıkışmış çekişmelerin, yurt ve dünya gerçekleri ile ne kadar ilgisi var?
Komşularımızda insafsız iç savaşların, kırımların yer aldığı bir zamanda, siyasetin önceliği bu facianın sınırlarımıza bulaşmamasını sağlayacak uzlaşmaları ve çözümleri aramak olmalı değil mi?
Ama siyasetin eski aktörleri hâlâ kavgadan yanalar... Yeni bir anayasa ile kalıcı uzlaşmaları sağlamak, devletin güvenlik güçleri dışında kimsenin silah taşımadığı bir hukuk düzenini gerçekleştirmek ve geçmişin biriktirilmiş kriz konularını çözüme ulaştırmak, siyasetin öncelikli hedefi olmalıdır.

Sosyolojik antikalar

Ama birileri eski alışkanlıkları ile yeniyi de kavgalara, çözümsüzlüklere boğmayı denemekteler... Yurt ve dünya gerçekleri ile uzaktan yakından ilgili olmayan saçma sapan konuları, gerçek gündeme yamamaya çalışıyorlar.
Ama bu çabaların sonu bellidir...
Değişim ve zaman bu eski aktörleri de, söylemlerini de yokluğa mahkûm edecektir... Çünkü toplumun büyük çoğunluğu, bu saçmalıklara prim vermemektedir.
Bunlar "Yeni Türkiye"nin insanları tarafından sosyolojik antikalar olarak görülmektedir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.