YAZARA MAİL GÖNDER Servis sektörü yerine "PDY / PÖ" kodu kullanılacakmış

YAZARLAR

Kavramları gerçek anlamları dışında ve yozlaştırarak kullanabilmek acaba bizim dilimizin kötü niyetlilere tanıdığı bir imkân mı, yoksa toplumsal genlerimizde "Çatal dilli" olmak gibi bir nitelik de mi var?
Şu "Hizmet" kavramını kullanarak insanların duygularını sömürenlerin yaptıklarına bir baksanıza... "Hizmet"i yabancı dile çevirdiğinizde bunun karşılığı olarak "Servis" kelimesi çıkar. Servisin türevlerinden biri de "Servis sektörü" değil midir?
Artık resmi yazışmalarda "Servis sektörü" yerine "PDY/ PÖ" kodu kullanılacakmış. Bunun açık yazılımı da "Paralel Devlet Yapılanması/ Pensilvanya Örgütü" şeklindeymiş.

Hoşgörülü olmak
Ama dilin bu şekilde kullanılması sadece "Hizmet"in çarpıtılmasında kalmıyor ki... "Hoşgörü" de bu tür bahtsız kavramlardan bir diğeri değil midir? Mesela sürekli "Hoşgörülü" olduğumuzu söyleriz ama bu coğrafyada birlikte yüzlerce yıldır yaşadığımız farklı dinden ve etnik kökenlerden olan insanların neden artık buralarda yaşamadıklarını pek sorgulamayız. İstanbul'un Rumlarının neden buharlaştıklarını, 6-7 Eylül gecesi İstanbul'da neler olduğunu merak bile etmeyiz...
20'nci yüzyılın ikinci yarısında mikrofonu eline alan her siyasetçi "Laik, demokratik, sosyal hukuk devletiyiz" söylemini tekrarlamadı mı? Ama aynı anda birileri "Laikliği korumak için demokrasi bir süreliğine rafa kaldırılmalı" diye darbe çığırtkanlığı yaptığı zaman da, bunu "Yaa, ne zaman darbe yapılacakmış" diye doğal karşıladık ve hiç şaşırmadık...

Ne kadar halkçıyız?
"Halkçılık"ı severiz ama "Halk"a pek güvenmeyiz... "İttifaklarımız"la övünürüz ama "Müttefiklerimiz"i pek sevmeyiz. "Batılı olmak" hedefimizdir ama "Batı"nın Türkiye'yi bölmek istediğine inanırız.
"Öğretmenler Günü" kutlanırken hepimiz hayatımızda ve belleklerimizde yer etmiş öğretmenlerimizin yaşayanlarını saygıyla, vefat etmiş olanlarını da rahmetle andık.
Ankara Atatürk Lisesi'ndeki bir askerlik hocamı hatırladım ben de o sırada... Sevgi ve şefkat dolu emekli bir subaydı... Yazılı sınav öncesinde "Kopya çekmek ahlak dışı bir davranıştır" içerikli bir konuşma yapardı... Ama düzenin sadece ahlak kuralları ile korunmasına pek inanmadığı için, daha sonra kopya çekmenin müeyyidelerini alfabe harfleri ile sıralayarak hatırlatırdı,
- A kopya çekeni terk-i tahsil ettiririm, B kopya çekenin gözünü patlatırım, derdi...

Baba adamlar
Hepimiz bu konuşmayı gülümseyerek dinlerdik ve bu öğretmen için "Çok baba adam" derdik. Yıllar sonra Antalya'da askerlik yaparken, alay komutanımız da sevgi ve şefkat dolu ama sert söylemleri olan bir albaydı... Askerler de ona "Çok baba adam" demeye başlamışlardı. Bir gün bu albay sabah içtimaında mikrofonu eline aldı ve "Bazılarınız benim için 'Baba Adam' diyorlarmış. Bana 'Baba adam' diyenlerin gözünü patlatırım" diyerek kendisine sevgi duyanları uyardı.
Kısacası bu "Baba Adam" kavramı da "Hizmet"in olduğu gibi farklı anlamlara çekilebilir...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.