YAZARA MAİL GÖNDER Yeni Türkiye eskisinden çok daha fazla "Dünyalı" artık

YAZARLAR

Yeni Türkiye'nin eskisinden temel bir farkı, siyasetin de ekonominin de dünya ile geçmiştekinden daha yoğun bir etkileşim içine girmiş olmasıdır.
Gerçi dış konjonktür Osmanlı'da da Cumhuriyet döneminde de hem devleti hem toplumu derinine etkilemiştir. Jeopolitik ve stratejik konumumuzdan ötürü, Türkiye'nin önemli ulusal sorunları, her dönemde uluslararası camianın da öncelikli sorunları arasında yer almıştır. Bu nedenle iç siyasetteki gelişmeler dış konjonktürdeki dalgalanmalara endeksli olarak yönlenmişlerdir.
Örneğin 1929'daki "Global Ekonomik Kriz" Türkiye'ye de işsizlik ve yoksulluk biçiminde yansıyınca, çok partili ilk deneme olan Serbest Fırka (1930) kapatılmış ve Tek Parti ideolojisine "Devletçilik" de, "5 Yıllık Plan" da girmişti. Bunun gibi 1946'da çok partili demokrasiye geçmemizdeki veya 12 Eylül 1980 askeri müdahalesindeki dış konjonktürün etkilerini, içeride devletin yönetim biçimine yansıyan değişikliklerden görebiliriz.

Hepimiz dünyalı olduk

Ancak son dönemde bu etkiler daha derinine ve anlık hissediliyor. Çünkü siyaset de ekonomi de, dış dünya ile entegre olma sürecine girdi. "Serbest Pazar" ekonomisi ve dünyaya her alanda açılmamız, bu entegrasyonun içerideki yansımalarını ve etkilerini daha da hızlandırdı.
Örneğin konvertibilite nedeniyle, dünya petrol fiyatındaki hareketler, Euro-Dolar ilişkileri, dünya piyasalarındaki faizlerin hareketi, geniş kitlelerin aile bütçelerine de anında yansıyor. ABD'nin Irak politikası veya AB ülkelerindeki iç siyasi dalgalanmalar, siyaseti de, piyasayı da anında etkiliyor. Bu "Piyasa" ise sade Hazine ve sade Borsa değil artık. Tüketici kredisi kullanan onlarca milyon insan, milyonlarca özel araç sahibi ve yüz binlerce borçlanıp konut alan aile de, global piyasanın öğeleri. Ayrıca yüzlerce milyar dolar dış kredi kullanan özel sektör de, global piyasanın içinde.

Eski tarz bugüne uymuyor

Kısacası bu yeni yapıya uyum göstermek kadar, bunun yansımalarını öngörebilmek ve karşılamak da önemli şimdi. Örneğin "Aldığım ücretle geçinemiyorum" diyen sanayi işçisine "Ama aynı malı üreten Çin'deki rakibin senin beşte birin ücretle çalışıyor" demek kolay mı sanki?
Burada özellikle siyasetçilerin bilmeleri gereken bir nokta var. Makro- ekonomik dengeler ve siyasi istikrar öncelikle gözetilmezse mikro ekonomiler, yani aileler ve bireyler nefes almakta zorlanıyorlar. Bu nedenle Yeni Türkiye'nin siyasetçileri hem Türkiyeli, hem de dünyalı olmak zorundalar. Hamasete ve kamplaşmalara dayalı siyaset biçimi, global ve yerel dengeleri yok sayan hesapsız siyasi söylemler, birer balon olmaktan öteye anlam taşımıyor.

Akıllı olmak zorundayız

Paris'teki terör eyleminin bizim iç siyasetimize veya petrol fiyatlarının ekonomimize anında nasıl yansıdığını görmemiz Yeni Türkiye'nin dış dünya ile eskisinden farklı iç içe olduğunu kanıtlamaz mı?
Eski Türkiye'de Amerikan ittifakının gereği olan "Anti-komünizm" iç siyasette meşruiyet için yeterliydi... Şimdi bu ittifakın hedefinde komünizm değil "Terörizm" ya da "Din kaynaklı terörizm" yok mu? Ve bazıları için "İslamofobi" meşruiyetin de kaynağı değil mi şimdi? Eskiden ekonominin makro dengeleri, koruma duvarları arkasında, sabit kur ve sabit faize dayalı olarak dünyadan kopuk modelle sürdürülürdü. Makro- ekonomik iflaslar da, İMF desteği ile geçici olarak atlatılırdı. Bu model de tarih olmadı mı şimdi?
Dünyaya uyumlu bir yeni dönemi yaşarken, dünyadaki krizleri de birlikte ve anında yaşayacağımız bir süreç başlıyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.