YAZARA MAİL GÖNDER Bazen susmak konuşmaktan daha doğru olabilir

YAZARLAR

Selahattin Demirtaş HDP Grup Toplantısı'nda "Sayın Recep Tayyip Erdoğan, HDP var oldukça, HDP'liler bu topraklarda nefes aldığı sürece sen başkan olamayacaksın" diyerek kürsüden indi ya... Bu sözlerine doğal olarak şiddetli tepkiler de geldi.
Örneğin Yıldıray Oğur Türkiye'deki köşesinde şöyle yazdı:
"- Bunun bir 'seçim atraksiyonu' olduğu açık da, insan yine de sormadan edemiyor; barış müzakerelerinde ilerleme olunca 'Kürtler bizi sattı mı' diye soranları teskin etmek için değer miydi bu?.. Günün sonunda AK Parti'nin başkanlık sistemine geçip geçemeyeceğini alacağı oy, çıkaracağı vekil sayısı belirleyecek. AK Parti, 330 vekil çıkarırsa, 'HDP'liler bu topraklarda nefes alırken' de rahat bir şekilde Başkanlık sistemi referanduma taşınır."

Kurtuluş Tayiz

Kurtuluş Tayiz ise Akşam'daki köşesinde olaya farklı bir açıdan da yaklaşmıştı:
"- Selahattin Demirtaş açıktan karşı çıkma yerine her fırsatta Öcalan'a alternatif bir pozisyon alarak 'farkını' ortaya koymaya çalışıyor. Abdullah Öcalan'a ve çözüm sürecine ölümüne karşı olan çevrelerin ve vesayet medyasının Demirtaş'a hayran olması, onu yere göğe sığdıramaması ve Demirtaş'ı adeta pamuklara sarmalayıp koruma altına alması bu 'farktan' kaynaklanıyor."
Sabah ailesine katılmasından ötürü mutluluk duyduğum meslektaşım Melih Altınok, Demirtaş'ın barış sürecine destek vermek yerine Cemaatle, CHP ile ve hatta MHP ile yakınlaşma çabalarını hatırlatırken şu gözlemini yazıya dökmüştü:

Melih Altınok
"- HDP varoluşunu Kürt sorunuyla tanımlayan bir parti. Yıllarca ezilmiş, potansiyel tehdit sayılmış, dili yasaklanmış koskoca bir halkın siyasi arenadaki temsilcisi olma iddiasında. Böyle bir partinin birincil gündeminin, sahiplendiği mağdur edilmiş kitlenin temel problemi savaşı durdurmak ve milliyetçi- ulusalcı unsurlara muhalefet etmek olması beklenir değil mi? Ne var ki HDP uzunca bir süredir kendisine ana hedef olarak başka bir düşman belirledi. O da Cumhuriyet tarihinde ilk kez Kürt sorununu 'müzakere' aşamasına taşıyan Ak Parti!"

Ali İhsan Karahanoğlu

Yeni Akit yazarı Ali İhsan Karahanoğlu ise, Demirtaş'ı sert bir üslupla eleştirirken, ona hatırlatmalar da yapıyordu:
"- Tayyip Erdoğan sayesinde, bu ülkede faili meçhuller son bulmuş... Ama Selahattin Demirtaş isimli bu adam, nankörlüğün kralını yapıp, 'HDP var oldukça, HDP'liler bu topraklarda yaşadıkça sen başkan olamayacaksın' diyor... 'HDP var oldukça' imiş. HDP kim ki? Kaç senelik parti? Erdoğan olmasaydı. Anayasa Mahkemesi'ndeki despotları devre dışı bırakmasaydı... Sana rağmen, 2010 referandumunda Anayasa Mahkemesi'nin yapısını değiştirmeseydi... Sen 2014 Mart'ında kurduğun HDP'ni, çok değil, bir ay önce çoktan kapatmış olurdun..."
Bütün bu yorumları okuduktan sonra Selahattin Demirtaş acaba "Keşke o sözleri söylemeseydim" demiş midir?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.