Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Nihai değerlendirmede yeni Ankara'yı da Osmanlı'nın eski İstanbulluları kurmadı mı? Cumhuriyet'i kuranlar gökten inmediler ki... Ayrıca 1920'li yıllarda kurulan tek cumhuriyet bizimki değildi ki. 1'inci Dünya Savaşı'nda yenilen tüm imparatorluklar cumhuriyet olmadı mı?
Bu gibi sorunsalların bilinçle ve bilgi ile tartışılması gereği en fazla Cumhuriyet'in kurucu partisi 'yi ilgilendiriyor. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun "Kurucu ayarlara dönmeliyiz" veya "Cumhuriyet olmasay CHP'ye Genel Başkan olamazdım" benzeri söylemleri, bu partinin iktidara neden alternatif olamadığını da gösteriyor.

Post-modern kapıkulları
Yeni Ankara'yı kuranlar Osmanlı'nın "Kapıkulları" sistemini "Cumhuriyet Oligarşisi" modeli ile döneme uyarladılar. Asker sivil bürokrasi ve koruma duvarlarının arkasında devlet desteği ile oluşturulan sermaye sınıfı, Cumhuriyet'in kapıkullarıydı. "Cülus bahşişi"ni az bulan veya reform girişimlerine öfkelenen Yeniçerilerin "Kazan kaldırma" uygulamaları ise, askeri darbelerle sürdürülmedi mi?

Misyonu tamamlandı mı?
Ama şimdi başka bir yapılanma var 'de... "Çevre" merkeze egemen oldu. Cumhuriyet ideolojisinin tabuları artık tartışma konuları arasında. Kısacası CHP'nin kurucu ayarlarda kilit rolü oynayan "Cumhuriyet'in kapıkulları"na dayanarak oylarını artırması imkânsız... Kendilerini "Beyaz Türk" olarak sınıflandıranların oranı giderek azalıyor. Kısacası, bir dönemde çok başarılı bir partinin dönemi bitmiş, miadı dolmuş, misyonu tamamlanmış olabilir. Ve böyle partiler daha uzun zaman hayatta kalabilirler ama hiç iktidar olamazlar...

Yanlış söylemler
CHP'nin bu açmazını, Gülen Örgütü ile veya HDP'yle yakınlaşarak ya da "Erdoğan takıntısı" ile veya ayıplı söylemlerle aşması mümkün değil. Kentleşen de "Köy Enstitüleri" veya "Köy-Kent" benzeri projeler bunları üretenlere nasıl sadece hüsran getirirse, "Kurucu ayarlar" özlemi de aynı sonucu doğurur.
1930'lardaki ya da 1960'lardaki söylemleri 2000'li yıllarda da tekrar etmeyi siyaset etmek zanneden CHP yöneticilerine yıllar önce yazdığım bir Temel fıkrasını yeniden hatırlatayım.

Hem uzatmışsınız...
Temel'e bir evde taze incir ikram etmişler. İlk kez gördüğü ve yediği bu meyveyi çok sevmiş ama bunun adını sormaya utanmış. Ertesi yıl aynı eve gidince, ev sahibine "Bana geçen yıl bir yiyecek ikram etmiştiniz, ondan var mı" diye sormuş. Ev sahibi "Size ne ikram etmiştik" deyince, Temel aklında kaldığı kadarı ile geçen yıl yediği meyveyi tarif etmiş.
- Kabuğu mor renkteydi. Kabuğu soyunca, içi beyaz ve yumuşaktı.
Ev sahibi bu tarifi duyunca, "Herhalde buna patlıcan ikram ettik" diye düşünmüş ve Temel'e bir patlıcan getirmiş. Temel patlıcanı ısırmış, yüzünü buruşturmuş.
- Siz bunu hem uzatmışsınız, hem de tadını kaçırmışsınız, demiş ev sahibine.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER