Türkiye'nin en iyi haber sitesi

"Avrupa Birliği acaba bizden yine hangi şartları yerine getirmemizi isteyecek" sorusu yarım yüzyıldır kafalarımızı karıştırmakta. "Tam üyelik" belli ki "Kızıl Elma" kadar uzakta. Büyük ikramiyeden ümidi kesenlerin şimdiki beklentileri "Bari AB üyesi ülkelere vizesiz gidebilsek" şeklinde değil mi? Ama o da kolay değil... Anlaşılan terörle mücadele yöntemlerimizi de onlara beğendirmemiz gerekiyormuş vizesiz Avrupa yolculuğu için.

İşçiler ve insanlar
Özellikle Almanya'nın kalkınmasına katkıda bulunmak için 1960'lı yıllarda 'den giden "Misafir işçiler" için "Biz buraya işçilerin gelmesini bekliyorduk, oysa bütün özellikleriyle insanlar" geldi demişlerdi.
Ama 1945-91 arasında komünist ideoloji ile beyinleri doldurulmuş Doğu Almanyalıları bağırlarına basarken, çıt bile çıkarmadılar.

Kim daha gelişmiş?
Bütün "AB Kriterleri"ni şöyle bir gözden geçirin... "Türkiye Cumhuriyeti" bizden önce 'ye giren Doğu Avrupa ülkelerinden daha gelişmiş bir siyasal ve hukuksal yapıya da, ekonomik potansiyele de sahip değil midir? Romanya'ya da, Bulgaristan'a da demokrasi, hukuk ve serbest pazar ekonomisi konusunda ders verecek deneyime sahip değil miyiz?

Vizesiz seyahat
Ya da sadece şu "Vizesiz seyahat" olgusuna bir bakın. 2015'te 9.5 milyon Türk vatandaşı yurtdışına çıktı. Bunlar milyarlarca dolar ya da euro harcadılar Paris'te, Cannes'da, Milano'da ve diğer AB kentlerinde. Düşünün ki bu mevsimde Türk turizm sektörü, 4 milyon Rus turistin yokluğunun krizini yaşıyor. Sözünü ettiğimiz 9.5 milyon li turistin yarısı Avrupa yerine bizim Güney sahillerimizdeki otellere gitseler, bizdeki kriz buharlaşırken turistik Avrupa kentleri hafif bunalmaz mı?

Kendimize güvenelim
Sadede gelirsek... Bizim sorunumuz "Acaba Avrupa bizim hangi yaramızı onaracak" noktasında değildir. "Biz kendimiz yapmamız gereken şeyleri kendi kendimize yapabiliyor muyuz" sorusuna cevap aramalıyız. Örneğin iki başlı devlet yapısını yok edecek bir çözüm üretebiliyor muyuz? Yargıya ve bürokrasiye sızmış "Gülen Örgütü"nün üyelerinin tümünü devre dışı bırakabildik mi? Terörü ve yasa dışılığı demokratik siyasete taşıyan anlayışa destek verenler, TBMM'de bile yok mu?

Hitler'in hayali mi?
Bir kenara bırakalım Avrupa Birliği'nin dayatmalarını. Baksanıza... İngiltere'nin AB'den çıkması için kampanya yapan Londra'nın eski Belediye Başkanı Boris Johnson dün "Tek merkezli Birleşik Avrupa, Hitler'in hayali değil miydi" diye konuştu... Ya da Ukrayna'nın haritasını Rusya'nın değiştirmesine tepki olarak Ukraynalı Jamala'yı Eurovision birincisi yapan kahraman Avrupalıların, bizim terörle mücadelemize destek vermemeleri, neyi değiştirir ki?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER