YAZARA MAİL GÖNDER Kaz Dağları'ndaki lezzet üssü

YAZARLAR

Kuzey Ege'ye uzanmak için ideal dönemdeyiz. Ortalık yeşillenmiş, sofraları şenlendiren otlar fışkırmış... Mutfak üstadı Erhan Şeker, Zeytinbağı'ndaki yemek kursunun tarihini 17-18 Nisan olarak belirlemiş... Daha ne beklenir?

Ufacık bir çanta yeter.
Lastik ayakkabılar ve yağmurluk şart. Akşamları soğuk olma ihtimaline karşı da polar.
Basit, hafif, sade... Ayvalık, Assos, Kaz Dağları... Evet, Kuzey Ege yollarına düşmenin en tatlı zamanı geldi.
Yağmur ihtimali yok mu, var. Ama onun da ayrı bir keyfi, tadı, kokusu olduğu kesin. Bereketi. Yeşilin parlaklığını artırma, tabiatı iyice coşturma gücü. Alt tarafı ıslanmışsınız, değmez mi?
Bahar her coğrafyaya yakışıyor ama Kuzey Ege'yi sanki baştan tasarlıyor.
Arabayla giderken ortalığın nasıl da tazelenmiş, tabiatın resmen uyanmış olduğunu görüyorsunuz.
Orada yaptığınız doğa yürüyüşlerinde de ister hayran kalın doğanın nimetlerine, ister biraz faydalanın ondan: Baharı fışkırmak suretiyle karşılayan otları toplayın, mutfağa getirin, pişirin, şükredin.
Bunu kendi başınıza değil de bildiklerini paylaşmayı seven bir mutfak erbabı önderliğinde yapmak, olayı hem öğretici hem keyiflendirici bir deneyime çevirmek mi istediniz? O zaman istikâmet Zeytinbağı olmalı.
Kaz Dağları'nın eteklerinde, Çamlıbel köyündeki Zeytinbağı'nı, efsane oyuncu, çok sevilen hayat adamı rahmetli Tuncel Kurtiz'i anarak da hatırlayabilirsiniz. Farklı tatlara ve onlar için yol yapmaya meraklıysanız, Erhan Şeker bağlantısıyla da biliyorsunuzdur zaten.
İkilinin hem dostluğu hem de ailevi ilişkisi var: Erhan Şeker, özlediğimiz benzersiz aktörün eşi Menend Kurtiz'in erkek kardeşi.
Boğucu şehir hayatında nefes alamadıklarını düşünerek, 'Tuncel Abi'nin tatlı çocukluk anıları olan Edremit civarına geliyor ve abartıdan uzak birkaç taş yapı inşa ediyorlar.
Sonra sürprizli bir durum çıkıyor ortaya: Erhan Şeker, damak tadını, aileden gelen mutfak kültürünü, okuma merakını, yeteneğini, çalışkanlığını, hepsini üst üste koyup, nevi şahsına münhasır bir şefe dönüşüyor. Zeytinbağı, sadece tatil değil bir damak tadı deneyimi de talep edenlerin nezdinde ciddi üne kavuşuyor.
Sadece yemek yapmıyor, yaptırıyor da Erhan Şeker. Baharda birkaç hafta sonu yemek kursları veriyor.
Başka yerde karşılaşamayacağınız ilginç tariflerini, ona yardım edip yaşayarak öğreniyorsunuz.
Biz üç yıl önce tam da bu vakitler gitmiştik. Pazardan türlü çeşit Ege otu almış, dünya kadar zerzevat ayıklamış, orkinos kanı bile akıtmış, nihayetinde de en hikâyeli yemeklerimizden birine oturup lezzetin dibine vurmuştuk.
Öğrendiğimiz onca şey de cabası.
Tadı damağımızda kalan çok hoş bir hafta sonuydu.
Önümüzdeki hafta sonu işte onlardan bu baharın sonuncusunu yapıyorlar.
Fırsatı olan koşsun derim.

PAZARDA ALIŞVERİŞ

Daha ayrıntılı rehberlik isteyenlere:
Cumadan gidiyorsunuz. Hava kararmadan varırsanız, akşamki muhtemel güzellikleri asgari vicdan azabıyla karşılamak için belki araya bir yürüyüş sıkıştırırsınız. Kayıtsız kalamayacağınız şöyle güzellikler oluyor zira Zeytinbağı'nın mutfağında: Tahin soslu patlıcan, Peynir soslu hindiba, Avokado soslu naneli zaho, Çilek soslu turpotu, Hardal soslu hardalotu...
Bunları masum bulanlara: Karidesli börek, Lor köftesi, Arapsaçlı soğan pidesi, Enginarlı kuzu, Parmaklı lokum, Antik Roma tariflerinden kopup gelen Gastrin... Şölen anlayacağınız...
Cumartesi sabahı erken kalkıp sağlam bir kahvaltı yapılıyor. Yoğun bir gün olacak, güce kuvvete ihtiyaç var.
Önce pazara gidiliyor. Tezgâhlarda envaiçeşit ot: Şevketibostan ya da akkız.
Yabani kuşkonmaz ya da ısparıça, filiz, tilkikuyruğu, izbinya, dikenucu (evet hepsi aynı yere çıkıyor). Hindiba ya da arslandişi veya radika. Zaho ya da eşek helvası veya pazarda kibarlaştırıldığı üzere helvacık. Ne çok farklı adları var, insan afallıyor.
Hardalotu, iğnelik, paraotu, ısırgan, kenger, özlemek filizi, çobançantası, ebegümeci, kuzukulağı, gaymacık, çetlenbik, cicibici... Baharda görücüye çıkan otlar bunlar, artık şansınıza hangileri düşerse... Enginar ve çağla alacağınıza bahse girilir ama.
Öğleden sonra Zeytinbağı'na dönüyor ve terasa kurulan uzun masada yerinizi alıyorsunuz. Erhan Şeker yönlendiriyor; önünüzde kesme tahtaları, elinizde bıçaklarla girişiyorsunuz.
Daha önce hiç haşır neşir olmadığınız, belki adını bile bilmediğiniz otlar var karşınızda ve hepsinin de kendine özgü temizleme teknikleri... Enginarı ayıklanmış almanın hayatı ne kadar kolaylaştıran bir şey olduğunu, tüylerini yolarken iyice anlıyorsunuz!
Bizim orada olduğumuz hafta sonu unutulmaz bir orkinos gösterisi yapmıştı Erhan Şeker. Ahtapot pilavı da muazzamdı. Bunlarla evde yalnız baş etmek kolay değil ama ondan öğrendiğim enginar kavurmayı defalarca çok severek yapıp bol da tezahürat almışlığım var.
Cumartesi akşamı bu yapılanlar yeniyor, sonrası sohbet muhabbet. Pazar günkü kahvaltıysa ayrı bir âlem; çeşitler say say bitmez, nefaset üst düzey...
Güzel bir deneyim oluyor velhasıl.
Etrafı maharetle çekip çeviren Nejla Şeker ve şimdi altı yaşında olan oğulları Kerem'le beraber hakikaten şeker bir aileler, tatlı bir mola isteyenler yazsın aklına.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.