YAZARA MAİL GÖNDER Ey Kürt kardeşim

YAZARLAR

30 can toprağa düştü. Hayatının baharında sonbahar hüznüne hüzün ve acısına acı kattı. Bir cinnet ortamı yaşatıldı. Ve o cinnet hayatlara mal oldu. Bu cinnet ortamını ne yazık ki HDP hazırladı. Sonra dün sağduyu çağrısı yaptı. Bir akıl tutulması yaşandı. Sokaklar savaş alanına çevrildi. Yakıldı, yıkıldı… Ve canlar gitti. Yürekler yandı tutuştu.

Barış beklenirken bir anda 30 ocağa ateş düştü.

Kobani vicdanı olan herkesin yüreğini acıtan, üzen bir Kürt kentidir. Aksini hiç kimse söylemiyor, düşünmüyor. Fakat Kobani için sokağa inenlerin sokakları savaş alanına çevirmesi hiçbir şekilde barış ve özgürlük olarak kabul edilemez. Barış isteyen bir kişi 30 canın yok olmasına neden olursa o barış olamaz.

Ey Kürt kardeşim;
Sen uzun yıllardır ceberrut devletin gadrine uğramış birisin. Dilin, dinin, kültürün yasaklandı. Seni dağ Türk'ü yaptılar. Diyarbakır cezaevinde insanlık dışı muamele gördün. Acıları nesiller boyu yaşadın. Fakat barış için ilk defa bir umut gözüktü. Barışa el uzattık tüm toplum olarak. Bu sefer galiba başarıyoruz dedik. 20 aya yakın bir süredir çatışmalar durdu. Müzakereler, görüşmeler başladı. Sorun devletin kanunlarına girdi. Çözüm için yol haritası oluşturuldu. Hatta hiç kimse dışlanmadan…

Evet Kobani'de bir dram yaşanıyor. Kobanili Kürtler evlerinden yurtlarından hicret ettiler. En yakın gördükleri, komşularına, akrabalarına misafir oldular. Türkiye halkı ekmeğinin yarısını kardeşine uzattı. Ceberrut, Kürt düşmanı devlet yok artık, onun yerine başka bir devlet aklı oluşturuluyor. Yaralar sarılmaya çalışılıyor. Bu bir lütuf değil, bir insanlık görevi.

Ey Kürt kardeşim;
İki gün önce olanları nasıl sahipleneceksin? Sahiplenebilir misin? Bunlar görmezlikten gelebilir misin? Kobani için yanan yüreklere IŞİD terörü gibi karşılık vermek nasıl bir ruh halidir? İnsan taşıdığı vicdanın neresine sığar bu vahşet. Yakılan yıkılan şehirler, okullar, evler, işyerleri bir tarafa bırakalım, 30 can ne olacak. 30 canın hesabını biz nasıl veririz. 30 cana ''eğitim zaiatı'' mı diyeceğiz? Buna vicdanımız el verir mi?

Ey Kürt kardeşim;
Kalbin kırık, yılların acısını o temiz yüreğinde taşıyan kardeşim, barış için vandalizm olur mu? Bu nasıl hak arama? Bu nasıl mücadele? Şimdi insanlığın yüz karası IŞİD'e ne diyeceğiz?...

Ey Kürt kardeşim;
Kobani içimizi parçalıyor. Fakat Kobani'yi yönetenlere bir şey söylemeyecek miyiz? Ey PYD; siz nasıl olur da halkına savaş açmış, eli kanlı katil Esad'la ittifak yaparsın? Demeyecek miyiz? Senin ataların zulüm görmüş bir milletin fertleri, zulüm yapan bir hak düşmanı ile hangi reel politikte ittifak yapar demeyecek misin? Kobani'nin hesabını sorarken dünya kamuoyuna seslenirken, ey Salih Müslim bunca olan olaylarda payın nedir demeyecek misin?

Ey Kürt Kardeşim;
Halk düşmanı Esad'ın desteği ile kurulacak devletin temellerinde katillerin parmak izi olduğunu hiç tartışmayacak mısın? Kirli ittifaktan beyaz zambak çıkmaz kardeşim.

Ey Kürt kardeşim;
100 yıl önce İngilizlerin çizdiği sınırlar, sizleri akrabalarınızdan ayrı düşürdü. Bugün bölge ateşler içinde. Terör örgütleri ve halk düşmanı devlet başkanları bölgeyi kan gölüne çevirdiler. Ama bu acılar bir gün, çok uzun zaman sonra değil, yakında bitecek. Yüz yıllık acılar geride kalacak. Hayat Orta Doğu'da da normalleşecek. Fakat bu normalleşmenin hızlı bir şekilde olması için sana ve Türk kardeşlerine büyük görev düşüyor. 100 yıl önce bölgenin kaderi ile oynayanlar bugün de yeni haritayı çizmek için masa başına kuruldular. Unutma ki; Türkiye olmadan Kürtler barış ve huzura kavuşamaz. Unutma ki; Kürtler olmadan Türkler bölgede huzur ve barış içinde yaşayamazlar. Yeni Orta Doğu kurulacaksa, huzur, barış ve refah oluşturulacaksa bu ancak Kürt-Türk birlikteliği ile olacaktır. Bunun dışındaki ittifaklar yazın ortasında sonbahar yaşatacaktır.

Ey Türk kardeşim;
Uzun yıllar devletlerin gadrine uğramış, baskı altına alınmış, mağdur ve mazlum olmuş, sürülmüş, ötekileştirilmiş Kürtler le ittifak yapmadan evinde sana huzur olmayacak.

Ey Türk kardeşim;
Daha birkaç yıl önce Irak Kürdistanı lafı bile seni çileden çıkarıyor, savaş nedeni olurken, bugün Barzani ile Türkiye 50 yıllık stratejik işbirliği yapıyor. Ortadaki zenginlik savaş nedeni değil, barış ve zenginlik nedeni olabiliyor.

Şimdi Kobani'de Rojova'daki Kürt kardeşin için de aynı yolu aynı yöntemi düşünmelisin. Orda yaşananlar insanlık dramıdır. İnsanlıktan önce komşu, akrabalık bağından dolayı onu göz ardı edemezsin.

Ey Türk kardeşim;
Mağdur ve mazlum Kürt halkının haklarının sahiplenilmesinde sen de destek ol. Hak için, hukuk ve adalet için sakın ''ama, fakat'' söyleme. Dilini, geleneğini özgürce yaşamasını sen de destek ol. Bunu bir lütuf olarak sakın görme, bi hakkın yerine gelmesi olarak gör.

Ey Kürt ve Türk kardeşim;
Barış için koca okyanus geçildi. Şimdi nehirden geçiyoruz. Sakın okyanusu geçip nehirde boğulma. Yüzbinlerce aile hem Kürt hem de Türk ailelerin ocakları yandı. Gencecik çocuklar toprağa düştü. Bir genç daha ölmesin, bir genç daha barışı görsün artık. Barış ancak iki kesimin isteği ve emeği ile olacaktır. Unutma ki, hiçbir ülke bir başka ülkeye barış sunmaz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.