YAZARA MAİL GÖNDER Filistin-İsrail sorunu, vahşet ile halledilemez

YAZARLAR

İsrail-Filistin çatışması, insanlık dışı boyutlar alıyor. Mescid-i Aksa'nın İsrail askerlerince tahkir edilmesiyle başlayan ciddi gerginlik, Kudüs'te bir havranın basılması ve altı kişinin hayatını kaybetmesiyle vahim bir düzeye ulaştı.
Dün sabah saatlerinde Kudüs'te Har Nof mahallesinde bulunan Kehilat Yaakov havrasına ateşli silah ve bıçaklarla intihar saldırısı düzenleyen iki Filistinli, dört kişiyi öldürdü, yedi kişi yaralandı, güvenlik güçleri de saldırganları öldürdü. Bilanço, altı ölü sekiz yaralı ve giderek artan, İsrail'de toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir vahşet... Hamas yönetimi, kabul edilemeyecek biçimde bu saldırıyı "Kudüs'te devrim" olarak niteledi ve kahramanca bir hareket olarak adlandırdı. Geçtiğimiz hafta Kudüs otobüs garajından asılmış olarak bulunan Filistinli şoför Yusuf Hasan el Ramuni'nin intikamı olarak nitelendirilen bu saldırı, Hasan ve Uday Ebu Cemal tarafından gerçekleştirildi. Her ikisi de yakın akraba ve İsrail askeri Gilad Şalit'in serbest kalması karşılığı salıverilen Filistinli militanlar.
İsrail hükümeti, bu tür saldırıları "İsrail tehdit altında" görüşünü ve siyasetini güçlendirmek için kullanıyor. Batı Şeria'da Musevi yerleşim merkezleri inşaatına hiçbir engelleme tanımayacağını belirten Netanyahu hükümeti, Filistin nüfusunun hiçbir zaman iki devletli bir çözüme ulaşamayacağını da böylelikle belirtti. Bir yandan, Ortadoğu'da askeri gücü tartışılmayan, dünyada silah sanayisinde önde gelen ülkeler arasında bulunan, ordusu ABD desteğiyle daima en gelişmiş silah ve tarassut imkânlarına sahip olan bir İsrail var. Diğer tarafta, askeri anlamda herhangi ciddi bir güç sahibi olmayan, Gazze'den fırlatılan ve güdümlü olmadığı için panik yaratmaktan başka etki yapamayan füzeleri olan bir Filistin siyasi ve askeri koalisyonu bulunuyor.
Bu kadar asimetrik, bu kadar birbiriyle kıyas edilmesi mümkün olmayan iki gücün hâlâ çatışıyor olması, bu çatışmada hâlâ insan yaşamlarının kaybedilmesi, İsrail'in "güç gösterisi" siyasetinin bizleri getirdiği noktayı gösteriyor.
Filistin davası, sadece İsrail ve Filistin halkları açısından değil, bütün dünyayı etkilemesi açısından da önemli bir insanlık sorunu haline dönüştü. 1973 Yom Kippur savaşında, İsrail'in yenilgisini son anda önlemeyi başaran ABD ve Batı ülkelerinin bir bölümüne tepki olarak, OPEC'in üretimi kısması sonucu dünya ilk büyük petrol krizini yaşadı. O tarihten itibaren, dönem dönem çözüme yaklaşılsa da, hep şiddet kullanma taraftarları kazandı. Kan akması durmadı, İsrail daimi bir alarm halinde yaşayan, herkesi düşman addeden insanlar toplumuna dönüştü. Siyasi partiler giderek radikalleşti, Menahem Begin döneminde aşırı olarak nitelenen Likud, bugün neredeyse ılımlı bir konuma geldi. Aynı gelişme, insan gibi yaşama konusunda her türlü hakkı elinden alınan Filistin toplumu için de geçerli oldu. Bugün Hamas, onaylanmasına imkân olmayan bir terör saldırısını "kahramanlık" addediyorsa, bunu kendisinden daha radikal örgütlere manevra alanı bırakmamak için yapıyor. Bu "vahşet tırmandırma" politikası da, gene ölümler ve derinleşen düşmanlıkla sonuçlanacak, bunu anlamak için derin tahliller yapmaya gerek yok.
Filistin sorunu bir insanlık sorunu haline geldi, çaresizlikten delirme raddesine gelen insanların daha beter intihar saldırılarına kalkmayacağı bir gelecek için, bir an önce İsrail hükümeti, kabul edilebilir bir çözüme ikna edilmeli. Bu bir "din" savaşı değil, çok yanlış ve caniyane gelişen siyasi bir mücadele, eğer "din" kisvesine bürünürse, hiçbir çözüm oluşturulamayacak. Zaman kalmadı, bir an önce harekete geçilmesi gerekiyor. Bu sorun çözüm yoluna girmeden, Ortadoğu'ya barış gelmeyecek.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.