YAZARA MAİL GÖNDER Bu ülkede Kürtler de varmış...

YAZARLAR

Seçimler yaklaştıkça, Türkiye'de muhalefet partilerinde baş gösteren sıkıntı daha belirgin hale geliyor. İlginç biçimde, bu seçimde muhalefetin hedefi, iktidar partisine yakın oy almak yerine, ufak bir partinin barajı geçip geçmeyeceği üzerine yoğunlaştı. Dünyanın neresine giderseniz gidin, demokratik seçimlerin yapıldığı bir ülkede, 13 yıl tek başına iktidarda kaldıktan sonra yüzde kırk beşlerden aşağı düşmeyen bir seçim performansı hedefleyen siyasi parti, çok ciddi bir başarıya imza atmış olur. Önceki yazılarımızda bahsettiğimiz gibi, bu tür partiler vardır ancak son derece istisnaidir.
Haziran 2015 seçimleri, AK Parti'nin ve onun doğal lideri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çok geniş bir seçmen teveccühüne, bir kez daha mazhar olmasına doğru ilerliyor. Yapılan hiçbir ciddi kamuoyu yoklaması, AK Parti iktidarı dışında bir sonuca işaret etmedi. Buna rağmen, siyaset AK Parti'nin iktidar olması ya da olmaması üzerinden değil, sandalye dağılımının ne olacağı üzerinden yapılmaya başlandı. Herkesin bildiği gibi, Kürt nüfusun çok yoğun olarak yaşadığı Güneydoğu Anadolu bölgesinde, kimlik siyaseti yapmadan oy alan yegâne siyasi hareket AK Parti. HDP'nin ve onun öncülü olan diğer isimli partilerin büyük oy potansiyeli, bölgeden geliyor, ancak bu Türkiye genelinde yüzde yedinin üstünde bir oya hiçbir zaman tekabül etmedi.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, iki turlu seçimin dinamiklerini hiç anlamamış olan iki büyük muhalefet partisi, ilk turda ortak aday gösterdiler. Recep Tayyip Erdoğan, her hal ve şartta ilk turda o seçimi kazanacaktı, nitekim kazandı da, ancak ortak aday Ekmeleddin İhsanoğlu, muhalefet seçmeni tarafından o kadar az benimsendi ki, oyların bir bölümü HDP adayı Selahattin Demirtaş'a gitti. Yüzde ona yaklaşan bir performansla, HDP girdiği bir seçimde aldığı en yüksek oy oranına ulaştı. Oysa altı ay önce yapılan yerel seçimlerde yüzde yedinin altında oy alabilmişti. Bu "başarı", HDP'yi yüzde on barajını aşmak için parti olarak parlamento seçimlerine girmeye itti. Başlangıçta, sol entelijansiya ve esasen CHP seçmeni olan kesimler, bu tür bir stratejinin intihar olacağını, barajı geçemeyecek olan HDP'nin bağımsız adaylarla aldığı sandalyelerin AK Parti'ye gideceğini öne sürerek büyük bir paniğe kapıldılar. Daha sonra, kamuoyu yoklamalarında da yüzde sekiz-dokuz düzeyleri görüldüğünde, bu kez HDP'nin seçim barajını geçmesi için kampanya başlatıldı.
HDP seçim barajını geçebilir veya altında kalabilir, sorun burada değil. AK Parti her hal ve şartta iktidarını korur. Sorun, bir kısım kentsoylu entelijansiyanın "Kürt" sorununu yeni keşfetmiş olmaları ve bunu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a galebe çalmak için kullanacak ideolojik silah olarak görmeleri... Bu ülkede "Kürt" sorununa cesaretle çözüm öneren tek iktidarın AK Parti iktidarı olduğu da unutulmuş bulunuyor.
On yedinci yüzyılda, Fransa saraylarında "Turquerie" denilen bir tarz türedi. Güya Osmanlı saraylarında geçen trajedi ve traji- komik piyesler yazıldı ve sahneye kondu, yaklaşık otuz yıl Türk gibi olduğu sanılan kıyafetler moda oldu. 18. yüzyılın başında Osmanlı sefiri Mehmed Efendi Paris'e gittiğinde, bu moda yeniden canlandı, 1742'de Kral 15. Louis'nin iki gözdesi, Madame Pompadour ve Madame du Barry, aynı ressama kendilerini hanım sultan kıyafetinde gösteren tablolar yaptırdılar.
HDP'nin son dönem desteği, nedense biraz bu dönemi andırır biçimde gelişiyor. AK Parti, geçmiş dönemlerdeki iktidar performansı ve eksilmeyen seçmen desteği sayesinde, bu tür ilginç stratejilere rağmen, rahat bir seçim zaferine doğru gidiyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.