YAZARA MAİL GÖNDER Hamaset denizinde semboller aşınır, kavramların içi boşalırken

YAZARLAR

Hamaset, toplumumuzun entelektüel tartışması ve siyaset yapımında yaygın biçimde kullanılan bir araçtır. Kullanımı modern siyaset ve partilerin ortaya çıkışı ile ivme kazanan "hamaset"ten "sağ" ve "sol" siyasal eğilimleri çatısı altında barındıran Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti tarafından yaygın biçimde yararlanılmıştır. "Hamaset" daha sonra "sağ" ve "sol" etiketler altında farklı gelişim çizgileri izlemiştir.
Dolayısıyla son dönemlerde yeni bir yoğunluk kazandığı gözlemlenen "hamaset," genellikle varsayıldığı gibi sadece "tarih," "din," "Osmanlı," "fetih," "evliya ve sultan menâkıbı," "tarihin derinliklerinden gelen kutsal dava," "milletin emanetini sahiplenme" benzeri kavram ve yaklaşımlar üzerinden yapılan muhafazakâr ve siyasal olarak da "sağ" bir söylem olmaktan uzaktır.
Türkiye'de muhafazakâr siyaset ve entelektüel hareketlerin hamaset vurgusu fazlasıyla güçlü söylemler ürettiği olgusu tartışma götürmez. Buna karşılık kendilerini "sol"da konuşlandıran entelektüeller ve bu iddia ile ortaya çıkan siyaset de "mücadele tarihi," "aydınlanma," "Cumhuriyet," "kurtuluş," "lider kültü," "seküler biçimde kutsanan dava," ve "halkı koruma onu ileriye götürme" gibi kavram ve yaklaşımlar yardımıyla "hamaset"i yoğun biçimde kullanmaktadır.

Mega söylemler

Hamasetin entelektüel tartışma siyaset yapımında bu denli yoğun kullanımının değişik nedenleri vardır. Bunlardan birincisi pek çok yapısal sorunumuzun tetikleyicisi olan siyaset kavramsallaştırmasıdır. "Siyaset"in toplumsal talepleri karşılama biçiminde değil "tarihî davalar"ı gerçekleştirme amacı olarak kavramsallaştırılması, "mega söylem"leri zorunlu kılmakta, onlar ise en etkili biçimde yoğun hamaset kullanımı ile dile getirilebilmektedir.
"Siyaset"i tarihin derinliklerinden günümüze ulaşan ve ebediyete kadar sürdürülecek büyük "davalar"ın ya da "Türk Aydınlanması" benzeri yüksek dönüşüm projelerinin aracı haline getiren söylemler doğal olarak "tarih," "din," "bilim," "aydınlanma," benzeri kavramların hamasî biçimde kullanılmasını gerekli kılmaktadır.

İdeokrasi ve logokrasi
Hamasetin temel siyaset söylemi haline gelmesinin Osmanlı "din ü devlet" yaklaşımı ve siyaset kavramsallaşmasına götürülmesi mümkün kökleri vardır. Zikrettiğimiz gibi toplumda modern siyasetin başlaması sonrasında İttihad ve Terakki Cemiyeti "hamaset"i mega söylemini dile getirme ve iletmenin temel aracı olarak kullanmıştır. Dolayısıyla "hamaset"in tarihi Cumhuriyet öncesine uzanmaktadır.
Buna karşılık söz konusu kullanımın Cumhuriyet sonrasında yeni zirvelere ulaşmasının temel nedeni modern Türkiye'nin bir ideokrasi olarak kurulması ve süreç içinde bir logokrasiye evrilmesidir.
Erken Cumhuriyet söylemi siyasete yüksek idealler, büyük projeleri hayata geçirmek için yapılan bir toplumsal mühendislik faaliyeti olarak yaklaşmıştır. Oluşturulan ideokrasi bu çerçevede siyaseti "medeniyetin kurucusu olan bir ulusun neolitik çağdan yaşanan zamana uzanan büyük serüveni"ni zafere eriştirme aracı olarak kavramsallaştırmış, hamaset ise bu mega söylemi kitlelere iletmek ve benimsetmek için yoğun biçimde devreye sokulmuştur.
Bu çabanın, aynı dönemde ortaya konulan "dinî"nin yerine "millî" olanı geçirerek "millet inşa etme" gayretleriyle kesişmesi kullanılan hamasî söylemlerin, törensellik ve yaygın sembol kullanımıyla desteklenmesini beraberinde getirmiştir.
Türkiye'nin süreç içinde mega söylemlerin inanılmadan tekrarlandığı ve bunun bir âyin özelliği kazandığı bir logokrasiye dönüşmesi "hamaset" kullanımında bir değişikliğe neden olmamıştır. Söylemlere inanç fazlasıyla azalmış, ancak onların temel niteliği ve onlar aracılığıyla yapılan siyaset kavramsallaştırılmasında ciddî bir değişiklik olmamıştır.

Sembol aşınması

Hamasetin siyaset yapımında yoğun biçimde kullanılmasının önemli toplumsal neticeleri olması nedeniyle onun küçümsenerek bir kenara bırakılması mümkün değildir. Çünkü o, sadece siyasal söylemleri ilkokul müsameresine dönüştürmekle kalmamakta, bunun yanı sıra ortak sembolleri aşındırmakta, önemli tarihî gelişmeleri farklı söylemler çerçevesinde çarpıtmakta, kavramların içini boşaltmakta ve onlar üzerinde toplumsal uzlaşma sağlanmasını önlemektedir. Bunlar ise son derece ciddî sorunlardır.
Bu sakıncalar değerlendirilirken "sağ" hamasetin sembol aşındırma, "sol" hamasetin ise kavramların içini boşaltma alanında öne çıktığını, tarihî gelişmelerin araçsallaştırmasının ise paylaşılan bir yöntem özelliği taşıdığını vurgulamak yerinde olur.
Sağ siyasetin mega söylemlerinin aracı olarak kullanılan hamaset, yaygın semboller ile kilometre taşı niteliğindeki tarihî gelişmeleri de fazlasıyla aşındırmakta ve bunların toplum nezdindeki önemlerini yitirmelerine neden olmaktadır.

Kavramların içi boşalırken
"Sağ" siyasetin aracı olarak kullanılan ve vülger düzeyde İttihad ve Terakki Cemiyeti hatibi Ömer Naci Bey'in "Vatan, Millet, Edirne (Cumhuriyet sonrasında Edirne ifadesi Sakarya ile idame edilecektir)" söylemiyle dile getirilen "hamaset" fazlasıyla eleştirilerek alay konusu yapılırken, kavramların içini boşaltan "sol" hamaset genellikle gözardı edilmektedir.
Halbuki "sol" hamaset de toplum için son derece hayatî kavramların içini boşaltmakta, bunları ortak uzlaşı alanının dışına itmekte ve önemsizleştirmektedir. Türkiye'de "sol" hamasî söylemin "barış," "özgürlük," "demokratikleşme" benzer hayatî önemdeki kavramları, keyfemayeşâ biçimde tanımlayarak, Ömer Naci Bey'in "Vatan, Millet, Edirne" nutuklarına benzer biçimde her bağlamda tekrar etmesi onların içini fazlasıyla boşaltmakla kalmayarak toplumun bir bölümünün onlara karşı mesafeli tavır almasına neden olmaktadır.
Sol "hamaset"in tekelci yaklaşımı ve böylesi kavramları bağlamlardan bağımsız olarak sürekli biçimde tekrarı, onları ortak tanımları üzerinde ulaşılacak toplumsal uzlaşmadan yoksun kılmaktadır.
Şüphesiz bu kavramların özcü (essentialist) tanımlarını yaparak bununla uyum göstermeyen yorumların saf durumdan "sapma" olduğunu söylemek anlamlı değildir. Buna karşılık toplumun temel kavramlar üzerinde taban tabana zıt yorumlar etrafında kutuplaşması son derece önemli bir sorundur. "Sağ" ve "sol" karakterinden bağımsız olarak "hamaset"in "hamaset için yapılmadığı" gerçeği onu üreten nedenlerin tartışılmasını zorunlu kılmaktadır. "Hamaset" ve onun kullanımının doğurduğu zararların önlenebilmesi en başta "siyaset" kavramsallaştırmasının gözden geçirilmesini gerektirmektedir. Bu yapılırken de "hamaset"in "vatan, millet, Sakarya" söylemi ile sınırlı kalmadığını gözden uzak tutmamak gerekmektedir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.