Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Bir seferden dönülüyor. Zafer kazanılmıştır. Hz. Peygamber (s.a.v.) sahabenin en rahat olduğu, zaferle şahlandığı bir anda dikkatleri kalp hayatına çekiyor. "Siz küçük cihattan büyük cihada döndünüz." Küçük cihat dedikleri savaş, büyük cihat dedikleri ise nefisle mücadeledir.
Müslümanlar, en rahat oldukları dönemlerde hep darbe almış, hep hesap etmedikleri bedeller ödemişlerdir. Nefislerine yenilmiş, rehavete uğramışlardır.
Hz. Peygamber'in (s.a.v.) döneminde -Medine'deki- nifak hareketleri tahrip itibariyle bir Uhud'dan daha az zarar verici değildir. Dırar mescidini inşa eden münafık Ebu Amir Rahip, her seferde ikilik çıkaran münafık Abdullah bin Ubey, toplumda oluşturdukları sarsıntı itibariyle Ebu Cehil'den daha çok zarar vermişlerdir.
Hz. Peygamber (s.a.v.) bunun farkında olduğu için Medine'de kardeşlik akdi oluşturmuş, sahabeyi İslam'ı tebliğe memur kılmış, hareket alanını genişletmiş, üniversite misyonu yüklenmiş olan Suffa'yı kurmuş, diğer ülkelere davetçiler göndermiş, yakın kabilelerle birebir bağlantıya geçmiş, sahabeyi Medine'ye hapsetmemiş bilakis yeni alanlar oluşturmuştur. Medine toplumunu dar bir alandan geniş merkezlere taşımıştır.
Diğer yandan Medine'de toplu zikir yapan sahabeyi yalnız bırakmamış. Teheccüde teşvik etmiş. Kölelerin azadına yönlendirmiştir. Vefat eden dostlarıyla ve aileleriyle özel ilgilenmiş, borçluların borçlarını ödemiş, bazen ne rüya gördünüz gibi, çok teferruat sayılabilecek ayrıntılara bile önem vermiştir. Pazarı dolaşmış, ağaç dikimine önem vermiş, sahabeye arazı tahsisi yapmış, hayata dair her alana el atmıştır.
Efendimiz zaferlerden sonra kalplerin ıslahına önem vermiştir. Kalpleri birleştirmiş, telif etmiştir. Ayrı gayrilerı tahliye etmiştir. Dostlarını ihmal etmemiştir. Göremediği dostunu sormuştur. Namaza gelmeyenin neden gelmediğini sorgulamıştır. Kenarda kalana değer vermiştir.
Hicrete zorlanılan yerlerde bir Mekke ruhu, İslam'ı yaşayan yerlerde ise bir Medine heyecanı lazımdır. Kuba mescidini inşa eden heyecan olmasaydı Medine toplumu nasıl oluşacaktı ki.

***

Bizim için istiğfar zamanıdır. Tövbe zamanıdır. Heyecanları tazelemek zamanıdır. Kuba köyleri oluşturmak zamanıdır. Kaza umresi zamanıdır. Hudeybiye beyatını tazelemek zamanıdır. Münafıkları yalnızlaştırmak, müminleri kucaklaştırmak zamanıdır. Taif'ten zafersiz dönerken dua ile Taif'e girmek zamanıdır. Savaşılmayan bir Tebük'ten binlerce muharebeden daha büyük derslerle dönmek zamanıdır. Kâbe'nin huzurunda İbrahim olmak zamanıdır. Ganimete yönelen birilerine 'ben size yetmedim mi ki, siz mal paylaşımının peşindesiniz' sözünü söylemek zamanıdır. Yahudi muhayrikin kalbini, Abdullah bin Selam'ların imanını kazanmak zamanıdır. Binlerin İslam'a seve seve geldiğini görmek zamanıdır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER