Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Meryem Suresi iki peygamberle ilgili dikkat çekici iki ayet sunar. Meryem suresinin 15. Ayetinde Hz. Yahya ile ilgili şöyle buyurur; "Ona selam olsun. Doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak kaldırılacağı gün de ona selam olsun."
Yine aynı surenin 33. Ayetinde Hz. İsa'nın ağzından şöyle buyurur: "Ve selam olsun bana. Doğduğum gün, öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selam olsun."
Yüce Rabbimiz Hz. Yahya'ya selam ederken, Hz. İsa'nın kendi kendine selam getirdiğini de haber verir.
Bu ayetten peygamberlerin doğduğu ve vefat ettiği günler ile diriltilecekleri mahşer gününün özel olduğunu öğrenmiş oluyoruz. Sıradan günler değildir peygamberlerin doğdukları günler.
Bu ayetler peygamberimizin mevlid kandiline açık bir işaret sayılabilir. Çünkü peygamberlerin doğum gününe ve selama dikkat; Onları doğru bir tarzda anmaya da cevaz verir. Mevlid Kandilindeki Salatu selam, Kuran-ı Kerim kıratı, müminlerin kandilleşmesi hepsi selam kelimesinin birer izahı anlamındadır. Bir peygamberle ilgili bir hüküm diğer peygamberlerle ilgili de geçerlidir.
Yine bu suredeki Hz. Yahya'ya (Hz. İsa'nın teyze oğlu) Yüce Allah'ın aracısız selam etmesi ile Hz. İsa'nın ise kendine selam etmesi dikkat çekicidir. Hz. İsa derece olarak daha yukarıda olmakla beraber Yüce Rabbin Hz. İsa'ya selamı Hz. İsa'ya bırakması ve ama Hz. Yahya'ya selamı kendi Yüce zatından yapması da mesaj vericidir. Önemsiz peygamber yoktur. Yüce Allah böylece Hz. Yahya'yı derece olarak da yüceltmiştir. Nurun ala nur.

Efendimiz'e (s.a.v.) yoğunlaşalım
Rebiul Evvel ayındayız. Hz. Peygamber'in (s.a.v.) doğduğu ayda. Ve aynı zamanda Hz. Peygamber'in (s.a.v.) vefat ettiği ayda
. Dünyanın çetin günlerinde, kaosların yaşandığı çetrefilli zamanlarda Efendimiz'e (s.a.v.) yoğunlaşmak zorundayız.
Doğudan batıya bütün vatan sathında ve özellikle de gençlere Hz. Muhammed (s.a.v.) ruhu aşılatmalıyız. Zira din düşmanlarının Hz. Resulullah'a (s.a.v.) saldırdığına şahit oluyoruz. Siyasi alanı daraltanlar, ırkçılığı ideoloji olarak sunanlar, Kuran-ı Kerim'i tahrif etmeye çabalayanlar, inkârcılığı yaygınlaştırıp ülkede inkârcı klikler oluşturmaya çabalayanların tümünün ortak hedefi Hz. Muhammed'dir (s.a.v.). O'nun aleyhinde bir taraftar kitlesi oluşturmaya çabalıyorlar.
Sebebi belli! Efendimiz (s.a.v.) örnektir. Toparlayandır. Kuran'a bağlayandır. Tüm hayatı modeldir. Liderdir. Zirvedir. Kurtarıcıdır. Yönlendiricidir. Dağılmayı toparlayandır. Beş vakit ezanda şanı yüceltendir. Onun için de bu milleti dinsizleştirmenin, bölmenin, bitirmenin birbirine düşman etmenin en önemli ve birinci hedefi Efendimiz'i (s.a.v.) unutturmaktır. Hz. Resulullah (s.a.v.); tesbihin imamesidir. İmame çıktı mı tespih dağılır.
O nedenledir ki Mevlid kandili gibi, Efendimiz'i (s.a.v.) hatırlatan her çaba imani bir gereksinimdir. Kandil kutlamaları sıradan bir kandil simidi geleneği değildir. Kandil düşmanları da bilerek veya bilmeden bu tezgâha hizmet etmekteler.

Hz. Peygamber (s.a.v.) anlatıyor: Yerini bulamayan sadaka
Çok eski zamanlarda zengin bir adam vardı. İyi kalpli, yardımsever bir insandı. Kimliğini gizleyerek ihtiyaç sahibi insanlara yardım etmekten büyük mutluluk duyuyordu. Bu adam, bazı akşamlar kalabalık bir caddeye çıkıyor, bir köşede dikiliyor ve önünden geçen ilk kişinin eline önceden hazırladığı bir miktar parayı tutuşturup hızla oradan uzaklaşıyordu.
Yine bir gece parasını alıp sokağa çıktı. Caddenin bir köşesinde beklemeye başladı. Derken çevredeki binaları seyrederek gelmekte olan bir adamı gördü. Bu bir hırsızdı, soymak için uygun bir ev arıyordu. Hırsız tam yanından geçerken adam elindeki parayı onun eline tutuşturup hızla oradan uzaklaştı.
Hırsız ne olduğunu anlayamamıştı. Elindeki para baktı, yüzü güldü.
"Allah Allah! Bu kadar cömert birini de ilk defa görüyorum. Hırsıza bile para veriyorlar" diye söylendi. Ardından yarınki nafakasını kazandığını düşünerek, o gece soyguna çıkmadı.
Adam ertesi sabah işyerine gitmek için evden çıktığında yolda bir grup insanın şaşkınlık içinde şöyle konuştuklarını duydu: "Duydun mu, bu gece bir hırsıza sadaka verilmiş! Hayret doğrusu! Olacak iş değil!"
"Evet, hayret ki, hem ne hayret! Duyunca doğrusu ben de inanamadım. Hırsıza sadaka verildiği nerede görülmüş?"
"Herhalde bu şehirde oturmayan yabancı biri vermiştir."
Adam verdiği sadakanın yerini bulmadığını düşünerek çok üzüldü. Çünkü o da hırsıza sadaka verilemeyeceğini biliyordu. Sadakasını layık olmayan birine verdiği için çok pişman oldu.
"Demek ki, sadakamı farkında olmadan bir hırsıza vermişim. Bunu telafi etmek için bu gece yeniden sadaka vermeliyim" dedi.
Sadakası yine yerini bulmadı

Akşam olup karanlık bastırınca yine caddeye çıktı. Bir kenarda beklemeye başladı. Bir kadının ağır ağır yaklaşmakta olduğunu gördü. Bu bir hayat kadınıydı. Kadın tam yanından geçerken, adam elindeki parayı kadının avucuna tutuşturdu. Kadın:
"Ne yapıyorsunuz?!" demeye kalmadan adam hızla oradan uzaklaştı. Kadın eline tutuşturulanın para olduğunu görünce neşelendi. Hemen parayı saydı.
"Bedavadan para! Ne iyi insanlar varmış şu dünyada!" diyerek yoluna devam etti. O da yeterli hasılatı elde ettiğini düşünerek, o gece işe çıkmadı.
Adam ertesi sabah işyerine gitmek için evden çıktığında insanların şaşkınlık içinde yine şöyle konuştuklarını duydu:
"Duydun mu, bu gece de bir hayat kadınına sadaka verilmiş! Hayret doğrusu! Bu kadarı da fazla ama!"
"Evet! Duyunca inanamadım. Hayat kadınına sadaka verildiği nerede görülmüş?"
"Yahu ileri geri konuşmayın. Veren kişi belki iyi niyetli cahilin biridir. Eminim, bir hayat kadınına sadaka verildiğinden haberi bile yoktur."
"İyi de arkadaşım, onun kime verdiğini bilmemesi onu temize çıkarmaz ki! İnsan parasını, sadakasını kime vereceğini bilmeli değil mi? Sonra Allah, sen paranı kime verdin diye bunun hesabını ona sormaz mı?" İnsanlar böyle konuşuyordu.
Adam bu konuşmaları duyunca verdiği sadakanın yine yerini bulmadığını düşünerek çok üzüldü. Çünkü hayat kadınına sadaka verilmeyeceğini o da biliyordu. Sadakasına layık olmayan birine verdiği için yine çok pişman olmuştu.
"Bu gece bunları telafi etmek için tekrar sadaka vereceğim ve bu kez yanılmayacağım" dedi.
Adam akşamın olmasını bekledi. Gecenin karanlığı çökünce parasını alıp tekrar aynı caddeye çıktı. İnsanlar tarafından kolaylıkla tanınmayacağı karanlık bir yerde beklemeye başladı. Gayesi sadakayı uygun yere vermekti.
Çok geçmeden elinde çantasıyla bir adamın geldiğini gördü. Bu, zengin bir iş adamıydı. İşlerinin yoğunluğu sebebiyle geç saatlere kadar işyerinde kaldıktan sonra evine dönüyordu. Tam yanından geçerken, parayı adamın eline tutuşturuverdi.
Adam neye uğradığını anlayamadan, hızla oradan uzaklaştı.
Ertesi sabah işyerine gitmek için evden çıktığında insanların yine kendisini konuştuklarını duydu:
"Duydun mu, bu gece de bir zengine sadaka verilmiş! Zenginin çok ihtiyacı var ya! Yardım için vermişlerdir herhalde. Hayret edilecek şey! Ben şimdiye kadar böyle bir şey ne gördüm, ne de duydum."
"Yahu muhtaç, aç çık insanlar varken zengine sadaka verildiği nerede görülmüş?"
"Nerede olacak, burada tabii ki! Arkadaşlar, artık dünyanın sonu geldi herhalde! Baksanıza her şey tersine dönüyor. Zengin sadaka verecekken, zengine sadaka veriliyor. Allah biliyor ya, sadakayı da veren kıt kanaat geçinen fakirin biridir."
"Bana kalırsa, üç akşamdır yaşananlar, birbiriyle bağlantılı. Hırsıza, hayat kadınına ve zengine parayı veren aynı kişi olmalı. Baksanıza, parayı verdiği gibi süratle oradan uzaklaşıyormuş.
"Belki tanınmak istemiyordur. Bazı insanlar, yaptıkları iyiliklerin bilinmesini istemezler."
"Olabilir. Ancak sadakayı kasıtlı olarak onlara verdiği için tanınmak, halkın ağzına düşmek istemiyor da olabilir. Ama burası küçük bir şehir, hiçbir şey gizli kalmıyor."
Adam, üç akşamdır verdiği sadakalardan hiçbirinin yerini bulmadığını duyunca bu işe hayret etti. Oysa kaç defa bu şekilde sadaka vermiş; ama hiçbir keresinde böyle bir olayla karşılaşmamıştı. Sadakasını layık olmayan insanlara verdiği için çok üzüldü. Bütün gün bunu düşünüp durdu.
O gece bir rüya gördü. Rüyasında ona şöyle denildi:
"Verdiğin sadakalar yerini bulmadı diye üzülme. Sadakalarının hepsi kabul edildi. Sen gönlünden gelerek, Allah için vermeye devam et. Bu sadakalar, yerini öyle bulacak ki, hırsız, Allah'ın izniyle hırsızlık yapmayı bırakacaktır. Hayat kadını, yaptığı işin kötülüğünü anlayıp namusuyla yaşamaya başlayacaktır. Zengin adam da merhamete gelip fakir ve muhtaçlara mallarından harcamaya başlayacaktır."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER