YAZARA MAİL GÖNDER Dolgularınız migren ve vertigoya neden olabilir

YAZARLAR

Amalgam dolguda bulunan cıva, beyin ve sinir dokularını etkiliyor. Uzman doktor Suat Arusan, "Bu da endişe bozukluğu, panik bozukluk, nevrotik sorunlar, migren ve vertigoya neden olabilir" diyor

Tarih; 9 Mart 2009. Gazeteci-yazar Turgay Güler'in 'Sıradışı' isimli programına konuk olmuştum. Ağız ve diş sağlığıyla ilgili teknolojileri konuşurken konu amalgam dolgulara geldi, yani milyonlarca kişinin ağzında olan siyah dolgulara. Programda, yurt dışı eğitimlerimde amalgam dolgu ile ilgili duyduklarımı ve yapılan araştırmalardan bahsettim. Amalgamın; Danimarka, Norveç, İsveç, Almanya ve Rusya gibi birçok ülkede kullanımının kısıtlandırıldığını ya da tamamen yasaklandığını anlattım. Bu sırada canlı yayına bağlanmak isteyenlerin sayısı arttı. Arayanlar; diş hekimleri ve ağzında amalgam dolguları olanlardı. Amalgam dolguları olanlar; dolgu yaptırdıktan sonra başlayan ve geçmeyen rahatsızlıklarından bahsederken, meslektaşlarımız da "Hayır, olur mu öyle şey!" diye bağlanmak istiyorlardı. Bu arada sözlerime itiraz eden e-postalar geliyordu. Maalesef o gün beni destekleyen tek bir meslektaşım bile çıkmamıştı.

İNGİLİZ SUNUCU DOLGU MAĞDURU
Aslında bu hafta estetik diş hekimliğiyle ilgili bir konuyu anlatacaktım ama 22 Nisan günü tüm gazete ve televizyonlarda şöyle bir haber vardı: 'İnsanların yüzde 50'sinden daha fazlasında dolgu bulunuyor ve bu dolguların büyük çoğunluğu amalgam dolgu denilen çeşit. Ancak amalgam dolgunun içindeki cıva sizi zehirleyebilir.' Haberde; 21 yaşındaki genç bir İngiliz sunucunun amalgam dolgu yaptırdıktan sonra yaşadıklarından bahsediliyordu. Benim, 2009 yılında programda bahsettiğim hastalıkların tümünün olabileceği söyleniyordu. O gün arkamıza baktığımızda desteğini alamadığımız meslektaşlarımız, 22 Nisan günü bu haberin ardından amalgamın zararlarından bahsetmeye başladılar ve her birinin bu zararlarla ilgili bir görüşü var.

CIVA BUHARI DEHŞETE DÜŞÜRDÜ
Demek ki tarih bizi haklı çıkardı. Ancak burada gaye, uzatılan mikrofona başkalarından önce konuşmak değil, bir şey insan sağlığı için zararlıysa halkı bilinçlendirip sonuna kadar mücadele etmek olmalı. Amerika'nın en çok izlenen haber programı 'Sixty Minutes'; 8 Ekim 2012'deki yayınını (1968'den beri aralıksız devam eden program, dünyanın en prestijli haber programıdır) amalgama ayırıp, amalgam dolgu yaptırdıktan sonra yaşadıkları sıkıntılardan bahseden insanları konuşturmuş ve bununla ilgili yetkililerin harekete geçmesini istemiştir. Bu arada ünlü Türk kalp cerrahı Mehmet Öz, 27 Mart 2013 tarihinde diş hekimlerini konuk ederek amalgam dolgunun zararları hakkında konuşup kurduğu bir düzenek içerisinde amalgam dolgulu bir modelde diş fırçalama esnasında çıkan cıva buharının ölçümünü yapmıştı. Öz, çıkan cıva buharının ölçümü sonucu şaşkınlığını gizleyememişti. Gelelim günümüze... Bu konuya en az bizim kadar emek veren ve her fırsatta amalgam dolgunun zararlarından bağıra bağıra söz eden ve katıldığı televizyon programlarında, "Eğer ben yanlış bir şey söylüyorsam beni mahkemeye verin" diye sesini yükselten uzman doktor Suat Arusan ile olan röportajımıza geçelim. Sayın Suat Arusan Hocam'ın söylediklerini virgülüne bile dokunmadan yayınlıyorum...

TÜRKİYE'DE HâLâ KULLANILIYOR
Son 50 yıldır dünyada adından sıkça söz edilen, üzerine yüzlerce bilimsel çalışma yapılan, birçok Avrupa ve Asya ülkesinde ya tamamen yasaklanmış ya da kullanımı ciddi oranda kısıtlanmış bir malzeme olan amalgam diş dolguları ne yazık ki Türkiye'de hâlâ kontrolsüz biçimde, yüzde 75 gibi oranlarda çok yaygın olarak kullanılıyor. Peki, amalgam diş dolguları, insan sağlığını niçin tehdit eder? Amalgamın yüzde 50'sinden fazlası doğada bulabileceğiniz en güçlü toksik (zehirli) ağır metallerden biri olan cıvadan oluşur. Kimyasal yapısı itibariyle 22 derece oda sıcaklığı gibi düşük ısılarda bile buharlaşma özelliğine sahip cıvayı, 37 derece ağız içi sıcaklığına yerleştiririz. Böylece doku girişkenliği özelliği çok yüksek olan cıva, kolaylıkla akciğerlerden kana geçer. İşte burada cıvanın ikinci tehlikeli özelliği devreye girer ki; ağır metaller kanda serbest formda uzun süre kalamaz. Karaciğer ve böbreğin de bağlayıp atamadığı cıva, hızlı biçimde doku ve organlara sızıp buralarda hücresel hasarlara neden olur. Bilimsel araştırmalar; cıvanın en fazla ve birinci derecede beyin dokusuna çöktüğünü ortaya çıkarmıştır. Beynin özellikle uyku hormonunun üretildiği epifiz bölgesi ile vücudun tüm hormonal sisteminin komuta kontrol merkezi olan hipofiz alanlarına çöken cıva; hızla buradaki faaliyetleri bozar ve kişinin uyku kalitesini düşürür. Böylece sabah yorgunluğu, halsizlik, bitkinlik, unutkanlık, dikkat eksikliği ve konsantrasyon bozukluğu gibi sorunlara yol açar.

STRES HORMONLARI ARTIYOR
Cıva, stres hormonlarının artışına da neden olur. Bu durum, kişilik yapısı ve stresli bir yaşam tarzı gibi faktörlerin katkısıyla; anksiyete, kaygı-endişe bozukluğu, panik bozukluk, nevrotik sorunlar, uyku bozuklukları, migren, kronik baş ağrıları, vertigo ve depresyon gibi nöropsikiyatrik problem yaşanmasına sebep olabilir. Ayrıca hipofiz fonksiyonlarının bozulması yüzünden sebebi anlaşılamayan adet bozuklukları, hormonal sorunlar ve kısırlık gibi problemler ortaya çıkabilir. Yıllarca tedavi edilen ve defalarca tüp bebek tedavisi gören insanlar üzerinde yapılan araştırmalar; bunun sebebinin genellikle cıva zehirlenmesi olduğunu gösteriyor.

ALERJİK HASTALIKLAR ARTABİLİR
Cıva; beyin ve sinir dokuları dışında en çok kemik iliğine çökmektedir. Kemik iliği; tüm kan hücrelerimizin ve en önemlisi bağışıklık sistemi hücrelerimizin üretildiği fabrikadır. Dolayısıyla cıva maruziyeti altında üretilen bağışıklık sistemi hücreleri; bir dizi reaksiyon sonucu gereksiz yere aktive olur ve antikor üretmeye başlar. Bunun doğal sonucu ise şanslıysanız alerjik hastalıklar, şanssızsanız otoimmün hastalıklar demektir.

DOKU HASARI OLABİLİR
Otoimmün hastalıklar; bağışıklık sisteminin dost-düşman ayrımı özelliğini kaybetmesi sonucu vücudun başka organlarına ait masum hücrelere saldırdığı ve buralarda doku hasarı ve fonksiyon kaybına neden olduğu hastalıklara verilen ortak bir isimdir. Tıpkı bir grup askerin masum halka ateş etmesi gibi... Bu grupta tanımlanmış yaklaşık 100 kadar hastalık bulunmaktadır ve şu an tıbbın en kronik, en inatçı, en içinden çıkılmaz hastalıklarını oluşturmaktadır. Otoimmün hastalıklar ya hiç tedavi edilemez ya da ömür boyu ağır ilaçlarla baskılanması gerekir. Bu hastalıkların başında Romatoid Artrit, Ankilozan Spondilit, Lupus, Behçet Hastalığı gibi iltihaplı romatizmalar ve bağ dokusu hastalıkları bulunur.

KRONİK CIVA ZEHİRLENMESİ SAĞLIĞI BOZAR
MS, polinöropatiler, vaskülitler, sedef hastalığı, egzama, ülseratif kolit ve crohn gibi bağırsak hastalıkları, hashimoto ve graves gibi tiroid hastalıkları ile üveitler gibi rahatsızlıklar iyice araştırmalı. Bu rahatsızlıklara geniş bir perspektiften bakıldığında bu tür sorunların nedeninin; kemik iliğinin, başını ağır metallerin çektiği bir grup toksik maddeye çok düşük dozlarda ama uzun süreler maruz kalması olduğu görülür. Çok düşük dozlarda ama uzun süreler... İşte bu tam da kronik cıva zehirlenmesinin tarzıdır. Kronik cıva zehirlenmesinin derinlemesine incelenmesi gerekir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.