YAZARA MAİL GÖNDER Erkek sorunu

YAZARLAR

Modernleşmenin bizim edebiyatımıza nasıl yansıdığını bir gün araştıracak olanlar iki konuya yakından baksınlar, hem beni hatırlayacak hem de şaşırtıcı, çarpıcı sonuçlar elde edeceklerdir.
Bunlardan birisi apartmandır. Yerleşik ve geleneksel düzenden apartmana geçilince bu hal toplumun bilinç dışında hayli çalkantılara yol açar. Mesela, Peyami Safa'nın çoğu zaman da takma adla (Server Bedi) yazdığı, ihmal edilen ama modernleşmenin en çarpıcı tespitlerini içeren romanlarında bu 'imge' en çarpıcı biçimde ortaya çıkar. Tekinsiz, ürkütücü bir yerdir apartman.
Modernleşmenin ikinci ürpertici imgesi kadındır; bilhassa modern kadın. Elbette çok daha karmaşık, çetrefil, zor hatta yorucu bir biçimde. 'Modern kadın' kısa bir süre sonra bir 'femme fatale'e dönüşür. Bu, Muazzez Tahsin Berkant, Esat Mahmut Karakurt, Kerime Nadir gibi 'melodram' yazarlarının da ana konusudur ve bütün o melodram romanları (daima modernleşme romanlarıdır) bu kadına karşı iyicil, sevecen, merhametli, geleneksel kadının mücadelesidir.
Sadece bizde değil, bütün Batı romanında ve ona yansıyan Batı bilincinde de böyledir. Kadın, 'tekinsiz' bir varlıktır. O kadar böyledir ki, Batı bilinç dışını çözümleyen ve Batılı insanın doğduğu günden öldüğü güne kadar geçirdiği yaşam evrelerini kılı kırk yararak irdeleyen Freud bile erişkin kadının cinsel yaşamını 'karanlık kıta' olarak niteler. Kadınlığı oluşturan sembolleri ise son derecede çarpıcı tanımlarla ifade eder. Velhasıl, modernleşme bin türlü sorun doğurursa da en önemlisi kadındır. Ve kadın sorunu bir erkek sorunudur.
***

21. yüzyılda 20. yüzyıl başından daha farklı bir noktada değiliz Türkiye'de bu konular bakımından. Modernleşme hâlâ hem genel olarak taşrada hem de büyük kent taşrasında henüz şekilleniyor. Bu ülkede son 30 yılda 27 milyon insan göç etti. Bunlar yeni yerleşim merkezlerinin, büyük kentin, toplu konutun, gene aynı tabiri kullanayım, çok 'tekinsiz' dünyası içinde, yalnızlık, kimsesizlik, kısacası 'gariplik sendromu' dediğim duygu içindedir. Apartman da kadın da hâlâ ürkütücü olmaya devam ediyor.
Bir diğer nokta Türkiye'nin haddinden fazla şiddete batmış bir toplum oluşu. Bunun belki bir nedeni şu yukarıda anlattığım toplumsal yapıdır. Veya ne bileyim, 'ordu millet' oluşumuzdur. Ama bir diğer nedeni televizyonlardaki şiddet kültürüdür. Sadece sabahtan akşama kadar devam eden futbol programlarındaki tutumlara, tavırlara bakın yeter.
Çok yazdım, çok anlattım, trafik toplumsal şiddetin en önemli, en çarpıcı göstergesi. Kuzu gibi olan insan bile trafikte canavarlaşıyor. O saldırganlık içimizde biriktirdiğimiz öfkenin, topluma hatta kendimize yönelik intikam, öç alma tutkumuzun dışa vurumu. Ve dikkat ederseniz, trafik, kadının olmadığı bir alan değil. Tıpkı futbol gibi.
Nihayet hepsinin düğüm noktası bütün bu şiddeti, dil olarak, deyim olarak, sembol olarak kadın üstünden yansıtışımız.
***

Çok çetrefil bir mesele kadın konusu bu toplumda. Çünkü, tekrarlayayım, özünde bir erkek meselesidir. Bir yandan ev içinde güçlü bir kadındır söz konusu olan bir yandan da kırılganlığımızın, kırılmışlığımızın, küskünlüğümüzün kaynağındaki kişidir kadın. Toplumumuzun kapsamlı bir psikanalizi yapılmadı. Gerçekleştirilseydi kadınla olan çok çelişkili, çatışmalı gerçeğimiz ortaya çıkacaktı. Kadın hâlâ en feodal bir mantığın içinden görülüyor.
Hele şimdi toplumsal hayata daha fazla girmesi, hayatın her alanında daha öne çıkması, hayatı biçimlendirmesi, yani modernleşmesi kadının (bütün o mini etek tedirginliği falan bu nedenledir) erkek egemen mantığın kabul edemeyeceği gelişmelerdir. Kadına yönelik şiddet bunlarla oluşan ve bilinç dışına itilen erkek öfkesinin patlamasıdır. Trajik bir erkeklik anlayışının çaresizliği ve son durağı...
Erkek sorunudur, kadın sorunu dediğimiz!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.