YAZARA MAİL GÖNDER Bir avuç hüsran

YAZARLAR

Türkiye'de bir sol var; tarihi hayli eskiye, Meşrutiyet'e kadar gidiyor. Mete Tunçay ustamız inceledi. Türkiye'de Sol Akımlar kitabı bütün görkemiyle hâlâ bir anıt-yapıt olarak ortada. Onu karıştıranlar bu tarihin önce o dönemde, sonra Cumhuriyet döneminde hayli marjinal kaldığını görecektir.
Türkiye'de devletin temel işlevlerinden biri solu boğmaktır, çünkü.
1960-80 arası solun büyük çıkışı oldu, bizde ve dünyada. Küba devrimi kitleleri, gençleri cesaretlendirdi ve sol bu defa gerilla hareketi ve silahla buluştu. 1980 askeri darbesi o solu da boğdu. Zaten ardında kitlesi yoktu ama sesi çok çıkar ve iyi kötü bir sol bilinci canlı tutardı hareket. 1983 sonrasında çeşitli tartışmalar içinde meşru solun SHP üstünden bir kımıltısı olduysa da 1990'ların başından itibaren her şey yandı, bitti, kül oldu.
SHP dışı bir sol da çıktı Türkiye'de, o dönemde: ÖDP. Çok umut bağlandı fakat hareket çöktü. Bugün elbette kendisini solda gören, solculuğunun kökenlerini daha evrensel bir tarih içinde arayan ve tanımlayan bir kitle var. Fakat bu kişilerin, aydınlar, öncüler, bilenler olarak toplumsal bir kitlesi, tabanı yok.
Yok, çünkü daha önce de yazdım, bu kitlenin şu anda elinde tuttuğu bir tarihsel ve toplumsal dinamik bulunmuyor. Sol, ideolojik olarak, çok zor bir harekettir. Sıradan insan kendisini milletiyle, ülkesiyle, diniyle, mezhebiyle, mahallesiyle açıklar ama solculuğuyla açıklamaz. O ancak bir eğitim, bilinç ve kültür işidir. Diğer partiler diğer unsurların üstüne oturur ve kendilerini hemen kitlelerle özdeşleştirir. Sol partiler solculuk der ve onu ancak işleyerek kabul ettirir halka. Hele bir de geleneği yoksa o kabullenme çok zordur, çok zaman alır. Bunun için de özel bir ortam gerekir.

***

Bugün Türkiye'de temel toplumsal ve onlara paralel dinamikler nerelerde düğümleniyor derseniz, bu sadece demokrasi değildir. Demokrasi benim için her zaman öncelikli koşuldur. Ama Türkiye gibi bir toplum popülist politikalarla yönlendirilerek eğer büyük bir toplumsal dönüşümden geçiyorsa ve bunun öncülü eğer yeri geldiğinde en radikal yöntemlere başvurarak zenginleşmekse, toplum bu kokuyu, tadı almışsa onu bunlardan alıkoymak ve başka bir yönteme razı etmek çok zordur. Yani Türkiye'de siyasetin belkemiği ekonomi ve toplumsal dönüşümdür.
Sol bunu daha iyi yapacağını söylerse ve inandırıcı olursa kabul görür. Ama bunun için de öncülerinin ve koşullarının oluşması gerekir. Halbuki Türkiye'de halk bugünkü iktidar karşısında yer alan dinamikleri kendisini yeni bir istikrarsızlığa sürükleyecek unsurlar olarak görüyor. Daha işin başında onlardan uzak duruyor. Ona, halka bunun böyle olmadığını anlatacak kuvvet de namevcut.
***

Geriye demokratikleşme talepleri kalıyor. Bu daha önce Müslümanların ve Kürtlerin ortak talebiydi. Şimdi daha ziyade Kürtlerin beklentisidir. Bu kesim sola her zaman yatkın olmuştur. Gerek ekonomik gerekse demokratik talepleri daima bir sol zemin bulmuştur.
Kürtlerin zihinsel davranışını belirleyen diğer öğe dindir. Şimdi yavaş yavaş sol dinle barışınca bu 'çelişki' ortadan kalkıyor.
Gene de Kürt kesiminin bir bölümü bu kanatta siyaset yapacak. İlginç değil mi ve hiç kimse üstünde düşünmüyor mu Allah aşkına bugüne kadar Kürtler niye mesela CHP ile zerre kadar yakınlaşmadı da gidip Ak Parti'yle ilişki kurdu diye?
Kısacası, bir seçim öncesinde 'yan yana durmak' türünden çağrılar olabilir, doğrusu- yanlışı vardır o taleplerin ama asıl mesele bu büyük paydaların kımıltısıdır. Türkiye ne yapıp yapıp daha sağlıklı bir siyaset ortamı için bu tartışmayı daha geniş vadede ve planda yapmalıdır.
Siyasette taktik daima stratejiyi öldürür ve sonunda insan elinde ancak bir avuç hüsran bulur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.