YAZARA MAİL GÖNDER Anadolu’ydu!

YAZARLAR

Yıllar önce gelip geçici, beş para etmez iktidarlardan biri tarafından her zamanki gibi suçlandığında, bir yazı yazıp 'Yaşar Kemal Türkiye'dir' dediğimi hatırlıyorum. De Gaulle'ün 'Sartre'ı tutuklatamam o Fransa'dır' lafından mülhem hiç yaratıcı olmayan, bir sözdü. Sonradan üstünde çok düşündüm ve sonunda 'Yaşar Kemal Anadolu'dur' sözünün doğru olduğunu, gerçeği her bakımdan yansıttığını buldum, anladım. Hem de 'Mavi Anadolu', ışıklı Anadolu değildir. Kara, katı, koyu, sert, 'derin Anadolu'dur' Yaşar Kemal. Anadolu 'akidesinin' bütün birikimi, çeşnisi, revnakı onun sözünde ve çabasında mevcuttur.
Hayatta bu manada iki 'kişiyi' çok önemsedim. Önce bir ülkenin, halkın türküsünü yakanlar. Kimse onun Neşet Ertaş, Karacaoğlan olduğunu bilmez ama hayatını, kendisini, içinde bulunduğu anı ifade etmek için türküsünü söyler. O türkülerden bazılarının ne bileyim, Sümmani'ye ait olduğu bile bilinmez, anonimleşmiştir, halkın ruhuna ait, diline, belleğine, bilincine mal olmuş, onunla bütünleşmiş, kaynaşmıştır.
İkincisi şairlerdir. Bir dile, mesela, 'ayrılık sevdaya dahil', mesela 'gözün kahverengi suyu', mesela 'yaş otuz beş', 'Kanlıca'nın ihtiyarları', gibi darbı meseller yerleştirmiştir. Bundan ilerisi yoktur.
Romanda, düzyazıda bunu yapmak çok zordur. Ancak bir 'tip' yaratabilirsiniz. O, bütün bir halkın ruh ortaklığını, değer bütünlüğünü, yazgı paylaşımını yansıtır.
Yaşar Kemal bunu sağladı. İnce Memed bir halk kahramanına dönüştü. Bir sembol oldu. Köroğlu, Battal Gazi gibi dilden dile anlatıldı. O kadar ki, en cahil, en yoksul, en geri kalmış insanların 'bir İnce Memed' bildiğini fakat onu yazanın Yaşar Kemal olduğunu bilmediklerini bizzat kendisi, tanıklığıyla anlattı. Muhakkak ki, kızsa bile çok memnun olmuştu.

***

Yaşar Kemal ilginç bir insandı. Bir köylü çocuğu düşünün, beş yaşında babası yanında öldürülsün, evde Kürtçe, köyde Türkçe konuşsun, arzuhalcilik yapsın, âşık olsun, sonra gidip halk türküleri, ağıtları derlesin. Sonra bu insan sosyalist olsun. 1960'larda radyodan, 'işçiler, köylüler, marabalar, yarıcılar, kardaşlar' diye seslensin. Hayatı boyunca bu inancından ödün vermesin. Memleket kana, barut ve gözyaşına boğulduğunda, Kürt meselesi denen hadisenin ancak barışçıl yoldan çözülebileceğine inansın, bu inancını sürekli dile getirsin. Darbelere karşı olsun. Sosyalizmin bir 'bilinç ve halk' hamlesi olduğunu bilsin, ordudan medet ummasın çokları gibi.
Bu insan aynı zamanda o dilin romanlarını, öykülerini yazsın. Bunları evrensel mertebelere taşısın. Dünyanın en önemli ödüllerini kazansın. Adı yıllar yılı Nobel'le birlikte anılsın. Yaşar Kemal, bir ömre, büyük bir hayat sığdırdı, birkaç hayat sığırdı bir ömre.
***

Karlı, çamurlu, çok zor bir akşam evine gitmiştik. Fikri Sağlar kültür bakanıydı ve kendisine Paris kültür ataşeliğini teklif edecekti. Ben danışmanıydım. Bizi dinledi. 'Ben devletten hiçbir şey istemedim, almadım da' dedi. Karısı Tilda Hanım, uzun elbisesiyle, ayakta duruyor, sürekli odada dolaşıyor, sürekli sigara içiyordu. 'Yaşar' dedi, 'Kürtçeden başka dil bilmez'. Ve Yaşar Kemal reddetti teklifi.
Daha kapıdan girerken, Mitterrand'ın sözünü tekrarlayayım, 'güçlü fiziğiyle' beni kendisine çekti, ilk defa karşılaşıyorduk, kucakladı, 'seninle konuşacaklarım var' dedi. Sonra bana, çok eleştirdiğim 'köy edebiyatı' içinde neden yer 'almadığını' anlattı. Ayrılırken Hasan Ali Yücel'in ona hediye ettiği tespihi bana verdi. Yıllar sonra defalarca karşılaştık. Bu defa beni, Akın'ı kolundan çıkarmıyordu. Ben de Dağın Öteki Yüzü üçlemesinin evrensel bir tragedya olduğunu yazmıştım.
Evet, sır orada: Yaşar Kemal, evrensel bilincimize, bilinç dışımıza tragedyalar nakşetti; insanın korku gibi, direnmek gibi, öldürmek/ öldürememek, isyan gibi temel dürtülerini yazdı. Köylü onun için trajik olduğundan, 'ilk insan' olduğundan önemliydi. Türkiye'de halkın bilinç dışına yerleştiyse bundandır, ne yazdığını okumayanlar bile, onun O olduğunu bilirdi.
Yaşar Kemal Anadolu'ydu!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.