YAZARA MAİL GÖNDER Ve sofralarımızdaki yeri kadınlarımızdan önce gelen öküzlerimiz...

YAZARLAR

Aslında biz onu yeşil ekranlarda anlattığı avcılık maceralarıyla bilirdik. Ayı penisi kemiğinden yapılmış votka karıştırıcısının hikmetini anlatırken çevreciler artık nasıl oluyorsa mest olurlardı. Derken suskunluğa büründü. Öğrendik ki, "Akape Türkiye ekonomisini batırıyor" diye sayıklamayla geçirdiği bu inziva döneminde sermayesini beş kat artırmakla meşgulmüş.
Hani, Gezi'de "Yoldaş TÜSİAD"ın MK'lığına terfi eden "milyon dolarlık çapulcu" var ya, işte o! 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle dün yine duyarlılığı üzerindeydi. Elinde de bir gazoz markasının alt alta sloganların sıralandığı reklam metni.
"Hor Görme/ Saygısızlık etme/ Taciz etme/ Hakkını çalma/ Susturma/ Eğitim hakkını elinden alma/ Yok sayma/ Özgürlüğüne dokunma/ Gazoz olma/ Adam ol!"
Nuri Alço'nun filmlerde kadınların gazozuna uyku hapı atıp tecavüze yeltenmesini masum bir mizah malzemesi olarak kullanan takipçileri pası almakta gecikmediler tabii. Zira metin, kadına karşı şiddetin sorumlusu gördükleri muhafazakârlığa- dine, muhafazakârlara- dindarlara ve onların siyasi temsilcilerine "delikanlıca" bir tokattı adeta.
İyi de bunlar kimdi? İyi hoş da, Gezi'de üzerinde Ak Partili siyasilerin eşlerine, kızlarına ağza alınmayacak küfürlerle dolu dövizleri taşıyan o saygısız cinsiyetçiler kimdi?
Peki ya; başörtülü kadınları hor görüp araba kullanmalarını bile lüks sayan, "ciplere de biniyorlar" yakınmasını motto haline getirenler? Eğer tacize uğradığını söyleyen kadın tesettürlüyse porno müptelası gibi "görüntü ver bana görüntü" diye söyleyen tacizciler?
Giyim kuşamından dolayı çalıştırılmayan avukat, doktor, öğretmen kadınların hakkının çalınmasına "devlet kuru bir jest uğruna laiklikten taviz vermez" diye gerekçe üretenler?
Leyla Zana'yı Kürtçe konuştu, Merve Kavakçı'yı da başını örttü diye halkın meclisinden kovup susturanlara alkış tutanlar? Başörtülü kızların okullarına sokulmayıp eğitim haklarının ellerinden alınmasını laik eğitimin gereği sayanlar?
Seçme seçilme hakkını 1934'te kazandıkları halde ancak 2014'te meclise girebilen başörtülü kadınları onca yıl yok sayanlar? Muhafazakâr bir kadının gündelik yaşam pratiklerini dini inancına uygun tercihlerle şekillendirme özgürlüğüne dokunanlar?
Hepiniz oradaydınız, hâlâ da oradasınız. Ama sizi tanıyoruz; hakkını savunacakken bile kadından kadın ayırmanızdan... Kiminin beyanını delil sayıp, kiminin karşısında erkeklikte saf tutmanızdan. Başörtülüyse, adli tıptan aldığı rapor ve savcılık şikâyetine rağmen 35 milyon Türkiyeli erkeğe peşinen kefil olmanızdan.
Binlerce kadını öldürtmesini, tecavüz ettirmesini sorun etmediğiniz diktatör Esad'a destek ziyaretinizden. Ayağınızın tozuyla Taksim'deki 8 Mart kutlamasında pozitif ayrımcılık öngören anayasa değişikliğine "hayır" dediğiniz iktidarı dövmenizden...
İnsan hakları savunucusu Eren Keskin'i tecavüzle tehdit eden Fatih Altaylı yazılarını basma hürriyet'ini kullanan gazetelerinizden... Münevver Karabulut'u sapıkça katleden ve şimdi umarım cehennemin dibini boylayan "o gençle empati kuran" makalelerinizden...
Kadın bedenini gazetelerinizde, dergilerinizde, ekranlarınızda tepe tepe cinsel bir meta olarak kullanmanızdan. Tık alma hevesiyle, tecavüz haberlerinin altına "foto galeriler" açmanızdan... Sonra da hiç utanmadan Nâzım'dan bir iki dize okumanızdan.
"Ve sofralarımızda yeri/ öküzümüzden sonra gelen... / kadınlar/ bizim kadınlarımız..."
Mırıldanmanız bittiyse elinizdeki gazozu bırakıp kadınların gözlerinin içine bakarak cevap verir misiniz lütfen?
Sahi size göre hangi kadınlar eşitti ya da hangileri daha eşit?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.