Türkiye'nin en iyi haber sitesi

TBMM'de önceki gün kabul edilen birleştirilmiş Irak- Suriye tezkeresi tarihi önemde bir metin. İleride, bugünkü olayların arka planı yazıldığında tezkerede tanımlı yetkiye ayrı bir parantez açılacağı muhakkak. Tezkerenin, "taktik, siyasi, askeri ve diplomatik" açıdan sonuçları olacak.
Taktik açıdan bakıldığında... Tezkerede, olası tüm risklere karşı geniş yetki tanımlanması Hükümet'in ve TSK'nın elini güçlendiren husus.
Ama öngörülmeyen bir olay geliştiğinde, uluslararası topluma karşı, "TBMM'yi toplamamız ve bu konuyu danışmamız gerekir" diyecek bir manevra alanı artık yok.
Siyasi açıdan bakıldığında... Tezkere oylamasında, -kimi kişisel itirazlara rağmen- AK Parti Grubu'nun blok duruşu mühim. Gerekçesinde PKK terörünün bulunduğu, Süleyman Şah Saygı Karakolu'na yönelik tehlikenin ifade edildiği bu tezkereye MHP'nin kategorik karşı çıkışı beklenemezdi, öyle de oldu. CHP, "Savaş istemiyoruz. TSK, sınır dışına çıkmamalı" yaklaşımı ile izah etmeye çalıştığı "hayır" oyunu, "Esad rejimine bakışını" netleştirmedikçe uzun süre savunmakta zorlanacak gibi. HDP ise çelişkiler yumağı içinde. Hem Kobane diye bilinen Ayn el Arap bölgesindeki Kürt nüfusun korunmasını istemesi hem de tezkereye karşı çıkması başlı başına mesele. Kürt nüfusundan ziyade Kürt nüfuzuna odaklı bu yaklaşım, kısa vadeli fırsatçılıktan başka bir şey değil. Tezkerenin, devlet politikası niteliğindeki Çözüm Süreci'ni teminat altına aldığına da kuşku yok. Gerek PKK'nın ülke içinde ürettiği asayiş olaylarının frenlenmesi gerekse çevre ülkelerdeki Kürtlerin hayat haklarının korunması bakımından tezkere oldukça geniş imkânlar ve psikolojik fırsatlar sunmakta.
Askeri açıdan bakıldığında... TSK'nın, başkomutan olarak Cumhurbaşkanı ile uyumu, Hükümet direktifini yerine getirme kapasitesi, demokrasinin geleceği adına ümit verici. Ordu'nun, sıcak çatışmadan uzak durduğunu, sınır güvenliğine öncelik verdiğini, Türk topraklarına ve çıkarlarına yönelik her türlü tehdide anında karşı koyma kararlılığında olduğunu da not etmekte yarar var. Bundan böyle, IŞİD'i bertaraf etme iddiasıyla kurulan koalisyon güçlerinin, TSK ile işbirliği yapmadan mesafe alması mümkün olmadığı gibi, "hard power" olarak askeri kartın açılması da Türkiyesiz bölgede harita dizaynına girilemeyeceğinin göstergesi. IŞİD'in bu aşamada Türkiye ile sıcak temasa girmekten kaçındığı da bir gerçek. Ayrıca, Ergenekon ve Balyoz süreçlerinde hayli yıpranan askeri kanat, "Ordu'nun yedeği yoktur" ilkesinin hayati değerini de göstermiş durumda.
Diplomatik açıdan bakıldığında... Türkiye, "Terörün her türlüsüne karşıyım. Uluslararası işbirliğine açığım. Irak ile Suriye'deki mezhepçi yönetimler düzeltilmeden IŞİD ve benzeri örgütlerin tasfiyesi hayalden ibarettir. Gelin, elinizi taşın altına koyun" deme avantajını elde etti. Sonuç olarak... Kimse savaş istemiyor. Lakin barışı korumak için savaşı göze almak da gerekiyor!
NOT: Kurban Bayramınızı tebrik eder, bayram tadında günlerinizin eksik olmamasını dilerim.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER