YAZARA MAİL GÖNDER İmralı ziyaretleri, sekretarya, Kobani oyunları...

YAZARLAR

Maalesef Çözüm Süreci ile Kobani'deki stratejik hesaplar fazlasıyla iç içe geçti. Şimdi, sadeleştirme zamanı...
Kamuoyu, "İmralı'da kurulacağı söylenen sekretaryaya" ve "adanın yeni ziyaretçilerine" odaklanmışken işler sanıldığı kadar kolay görünmüyor.
Öncelikle, bir sonraki aşamaya geçilmesi bazı ön şartların yerine getirilmesini ve buradaki samimiyetin test edilmesini gerektiriyor. "Nedir o ön şartlar?" diye sorulacak olursa, cevabı çok net: "Kamu düzeninin tesisi!"
Yakın zamana kadar "Aman Çözüm Süreci sekteye uğramasın" kaygısıyla valilerin etkin müdahalesini frenleyen olayların bir daha yaşanmaması belirleyici kriter.
Sözde asayiş güçleri kurulması, yol kesilmesi, haraç toplanması vs. Hem bu tür olayların tekrar etmemesi hem de mülki amirlerin güvenlik zafiyeti yaratan olaylara artık toleranssız yaklaşacağının bilinmesi... Bir başka ifade ile "Devlet şunu yapsın, devlet bunu düzenlesin" tarzı taleplere indirgenen Çözüm Süreci'nde, muhatap tarafın atacağı adımların da güncellenmesi. Bu yürüyüş görülmeden, süreci ileriye taşıyacak takvimde ihtiyatlı davranılması.

***

Sekretarya ve adaya farklı simaların ziyareti boyutuna gelince...
İmralı için "sekretarya" vurgusu, "Devletle resmen müzakereye başladık" algısını oluşturması bakımından mühim. Sekretarya denilen modelin, adaya gönderilecek yeni hükümlüler üzerinden kurgulanması da kuvvetle muhtemel. Zaten, Çözüm Süreci'nin merkezindeki MİT'in de "İmralı'yı ziyaretgâh" haline getirecek isteklere kökten karşı çıktığı, sürecin mahremiyetini ve tutarlılığını zedeleyecek seyahat trafiğine itiraz ettiği biliniyor. Bu nedenle adada konaklama da İmralı sakinine eksen kaydıracak değişik ziyaretçi gönderilmesi de şimdilik düşünülmemeli.
***

Kobani'deki akıl oyunları ise süreci bambaşka bir noktaya taşımaya aday...
ABD'nin, PKK ile PYD arasında "terör örgütü" ayrımı yapmaması, silah yollaması, PKK'nın Suriye kolu olarak nitelenen PYD'nin ise konjonktürden yararlanarak ve diğer Kürt grupları dışlayarak alan hâkimiyetine soyunması, IŞİD'le mücadele görüntüsü altında Batı kamuoyunda prim yapması Ankara'yı ezberbozan hamleler yapmaya zorladı. Daha tezkere yazılırken dikkat edilen bir ayrıntı, "Peşmerge" seçeneğinin aylar önce göz önüne alındığına işaret ediyor.
Ankara- Erbil arasında kurulan bağlar, Peşmerge'nin Türkiye üzerinden Kobani'ye geçişine imkân tanırken, eş anlı olarak Özgür Suriye Ordusu mensuplarının da Kuzey Suriye'de konuşlanması sağlanıyor. Böylece, Kobani ve çevresi PYD'nin tekeline teslim edilmediği gibi hem öteki Kürt unsurların hem de ılımlı Suriye muhalefetinin kendi toprağında kendi kaderini tayin etmesine kapı aralanıyor. Bu noktada, Genelkurmay'ın "siyasi otoriteye bağlı, ancak defansif ve kaygılı tutumunu" da not etmek gerekiyor.
Netice olarak... İtirazlar ve endişeler ne olursa olsun Türkiye'nin doğrudan bir sıcak çatışmaya girmemesi ve bölgesindeki gelişmeleri ulusal çıkarlarına göre şekillendirme çabası her şeye rağmen değerli...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.