YAZARA MAİL GÖNDER Karar!

YAZARLAR

Bilmem, Yüce Divan tartışmalarını yakından izliyor musunuz? Gerçekten zor, zor olduğu kadar ilginç bir durum... Dört eski bakanla ilgili nihai nokta, "Yüce Divan'a gitsinler, aklansınlar" vurgusundaki kadar naif olsaydı, meselenin çözümü nispeten daha kolaydı.
Ama öyle değil... Neden? Çünkü gelinen aşamada saf hukuki süreçten bahsedilmiyor ki... Siyasal hesaplaşmaya, ideolojik kamplaşmaya, örtülü hedeflere ulaşmaya dayalı bir dizi senaryo konuşuluyor.
Konuya bakış açımız, 17 ve 25 Aralık 2013'te uygulamaya konulan planla bağlantılı. Kabul edelim ki 2013'ün sonlarında tanık olduğumuz olaylar, "hukuki kılıfla kamufle edilmiş darbe girişimi" idi. Etkili "algı operasyonu" yürütüldüğüne de kuşku yok. Bu yüzden eski bakanların kamuoyu nezdinde yargılaması çoktan yapıldı, pek çok çevrede hüküm verildi ve hatta infazı da devam etmekte. 5 Ocak 2015'te Meclis Soruşturma Komisyonu'nda yapılacak oylama ise hukuktan ziyade siyasi terazide tartılacak.

***

Aslında, Meclis'te kurulan komisyon ilk günden itibaren taktik manevra arenasına dönüştürüldü. Soruşturma evrakının dizin pusulası eksikliği gerekçesiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na iadesi, çalışmaların rötarlı başlaması, komisyon üyesi milletvekillerinin dosyadaki belgelerden suret alıp dışarıda incelemesinin uygun bulunmaması, soruşturmanın gizliliğinin ihlali, Komisyon Başkanı Hakkı Köylü'nün haberlere yayın yasağı getirmesi gibi pek çok faktör, asli faaliyeti gölgeledi. Bütün bu kararlarda, oklar tuhaf biçimde TBMM Başkanı Cemil Çiçek'e de yönlendi.
Çiçek, adeta soruşturma komisyonunun hamisi veya yönlendiricisi konumuna taşındı. Parti grubu yeterince sahipleniyor görüntüsü vermeyince, siyasi kariyerinin finalindeki Çiçek, "ihale üzerimde kalır" kaygısıyla kendi göbeğini kendi kesmeyi denedi. "Yüce Divan" yönünde görüş bildirdi.
Çiçek'in çıkışını "kişisel" olarak okumak mümkün olsaydı farklı sonuçlara varabilirdik. Ama Çiçek'in siyasi tecrübesi, AK Parti'deki kabuk değişimi ve yeni dönemin inşası ile birlikte değerlendirilince ulaşılan sonuçlar da farklı oldu.
***

Bazı özellikli durumlar var ki neyin doğru neyin yanlış olduğunu zaman gösterir. Asıl yargılamayı "tarih" yapar. 5 Ocak hakkında daha çok şey söylenip, yazılacak. Buna rağmen, şu hususların kayda geçirilmesinde fayda var:
1- 17 ve 25 Aralık siyasete müdahale teşebbüsüdür. Seçmen, 30 Mart 2014 Yerel Seçimleri ile 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimleri'nde siyasi hesabı sandıkta görmüştür. Aksini düşünmek, paralel yapıyı inkâr etmek manasına gelir.
2- Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ı odaklayan ve tasfiye etmeyi amaçlayan kapsamlı kurgu hâlâ canlı tutulmaktadır. Yüce Divan adil yargılama merkezi yerine, takipsizlik kararı verilmiş dosyaları açarak Erdoğan'a ulaşma, Beştepe'den indirme veya yalnızlaştırma arayışının uzantısı gibi durmaktadır. Kritik geçiş döneminde AK Parti'de fay hatlarını tetikleme riski açıktır.
3- Yüce Divan sıfatıyla yargılama yapma yetkisine sahip Anayasa Mahkemesi, Başkan Haşim Kılıç'ın beyan ve tutumları nedeniyle "siyasallaşmış" izlenimi vermektedir. Yüksek Mahkeme, anayasal ve evrensel değerler etrafında karar aldığını savunur ve puan toplarken, maalesef arka plandaki kişisel kariyer planlaması ihtimalini bertaraf edememiştir.
Netice olarak...
Dört eski bakanla ilgili kamu vicdanı hükmünü vermiştir. Bundan sonrası ancak siyasal mühendislik yönüyle konuşulabilir!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.