YAZARA MAİL GÖNDER CHP'nin kronik hastalığı

YAZARLAR

Türkiye'de muhalefetin son 12 yılda neden 9 seçim kaybettiğinin birçok nedeni var ama biri çok önemli; inandırıcı ve samimi olmamak.
Bu, iktidar karşıtı medya kalemleri için de geçerli. Öyle bir zemin yaratıldı ki, iktidara karşı doğru eksende eleştiri getirmek de gölgelendi.
Bunun topluma nasıl yansıdığını Gezi'de de en son 6-8 Ekim vandalizminde gördük.
Ülkenin en temel sorunundan en basit sorununa, iktidara karşı doğru muhalefet yerine inandırıcı olmayan hatta "düşmanlık" denilecek bir yol izlendi. Bu zaman zaman muhalefetin doğru eleştirilerinin ciddiye alınmamasını sağladı.
Şu son günlerde, Kobani'deki gelişmeler nedeniyle üzerinde fazla durulmadı ama Başbakan Ahmet Davutoğlu, yine "sessiz devrim" diyebileceğimiz çok önemli reformların hayata geçirileceğini açıkladı.
İsim ve soyisim değişikliği için artık mahkemelere gidilmeyecek. İsteyen istediği ismi alabilecek.
Pasaportu artık polis değil, nüfus müdürlüğü verecek.
Ayrıntılarına girmiyorum ama bunlara Jandarma'nın İçişleri Bakanlığı'na bağlanma kararını da eklemek gerekiyor. Bu adımlar Türkiye açısından devrim niteliğinde... Başbakan Davutoğlu, o konuşmasında kısa sürede e-kimlik uygulamasına geçileceğini de açıkladı.
Şimdi soru şu; bir muhalefet partisi bu adımlara karşı nasıl tavır almalı? Eksiği varsa veya yanlış bir uygulama ise karşı çıkmalı, doğru ise de desteklemeliydi.
Peki, bizde ne yapıldı?
Hemen akıllı kartlarla ilgili ödenecek ücret tartışması başlatıldı. Yeni kimlik kartları için vatandaştan alınacağı söylenen 18 TL için sosyal medyada "5 TL için neden 18 TL ödüyoruz" kampanyası açıldı.
Ana muhalefet partisi CHP de bu fırsatı kaçırmadı. Nasıl olsa her aklına geleni soru önergesi olarak soran milletvekilleri var. Onlardan biri de Umut Oran... Oran, hemen harekete geçip Meclis'e soru önergesi verdi:
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in yanıtlaması istemiyle verilen soru önergesindeki soru da çok kesin:
"Her vatandaştan fazladan 13'er TL alınmasının gerekçesi nedir?"
Tabii Umut Oran'a bu kadar basit bir soru sormak yakışır mı? İşi biraz derinleştirmek gerekiyor. O da sınır tanımıyor ve soruyor:
"Toplanacak 1 milyar 368 milyon TL nereye harcanacak? Kartın maliyeti 5 TL ise neden vatandaştan fazladan 988 milyon TL daha toplanacak? Bu parayla AOÇ'deki saray ve Erdoğan'ın özel uçağının maliyeti mi karşılanıyor? Suriyelilere yapılan yardımın açtığı 4 milyar TL'lik bütçe deliğinin üçte biri mi kapatılacak?"
Bu tespitlerden Oran'ın bu konuyu iyi araştırdığı ve vatandaşın 13 TL fazla verdiğini kesin bilgi olarak öğreniyoruz.
Peki, gerçek böyle mi?
Gerçeği gazeteci arkadaşım Murat Çelik, basit bir araştırmayla bulmuş:
"Kart başı maliyet, konuşulduğu gibi 5 TL değil. Sadece kartın boş hâli 3 euro. Yani yaklaşık 9 TL.
Çipi takılmış boş kartın maliyeti 4.2 euro. Yani 12 TL. Kişi bilgilerinin yüklenmesi, zarf ve kargo masrafları da eklendiğinde; 10 yıl geçerli olan akıllı kimlik kartının toplam maliyeti 6,5 euroya ulaşıyor. Yani yaklaşık 18,5 TL civarında. (Üstelik bu rakamın 4 TL'si, PTT'nin kargo ücreti.)"
Çelik
, bu uygulamanın AB ülkelerinde nasıl olduğunu da araştırmış. İşte birkaç örnek:
Portekiz ve İspanya 12 euro, Estonya 16, Belçika 17 (5 yıl), İtalya 25 (5 yıl), Almanya 28, İngiltere 35, İsveç 40 (5 yıl) ve Finlandiya (yine 5 yıl geçerli kart için) 48 euro tahsil ediyormuş vatandaşından.
Hâlâ CHP'nin son 12 yılda neden 9 seçimi kaybettiğini merak ediyor musunuz?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.