YAZARA MAİL GÖNDER Paralel operasyonu ve Tahşiyeciler

YAZARLAR

Birkaç gündür spekülasyonu yapılan Gülen Cemaati'ne yönelik operasyon nihayet başladı. Aralarında cemaate yakın gazete ve TV yöneticilerinin de olduğu 31 kişi gözaltına alındı.
Gözaltı girişimine yönelik tepkilerdeki çifte standart bir yana, umarım artık yargı da geçmişte Ergenekon ve Balyoz darbe süreçlerinde düşülen hatalara düşmez.
Evrensel adil yargılama standardı neyse herkese o uygulanır. Tabii bu gerçek, Türkiye'nin son yıllarda maruz kaldığı paralel yapı saldırılarının hukuk içinde hesap vermeyeceği anlamına gelmez. Son yıllarda darbelerle yüzleşme sürecinin içini boşaltan, Cumhurbaşkanı ve Başbakan dahil herkesi dinleyerek ülkeyi bir korku cumhuriyetine dönüştüren "paralel yapı"yla hesaplaşılmadan gerçek hukuk devleti olunmaz. Bunun kolay olmayacağı çok açık... Çünkü hâlâ devlet içinde güçlüler ve son operasyon bilgilerini yayınlamaları da bunu gösteriyor. Sadece bu bile insanı ürkütmeye yetiyor. Şimdi gelin, paralel yapıya yönelik operasyonun perde arkasındaki ilginç bir ayrıntıya daha yakından bakalım. Son operasyon öncesi sosyal medyada cemaate yakın bir isim, çok sayıda cemaate yakın gazeteci ve polisin gözaltına alınacağını söylerken araya da özetle şöyle bir cümle yerleştiriyordu: "El Kaide kapsamında Tahşiyecilere operasyonu yapan masum(!) polisler de gözaltı listesinde..."
Operasyon olacağını söylemesi ilginçti ama araya sıkıştırılan "Tahşiyeciler" neyin nesiydi? Metin içindeki bu şifrenin ne anlama geldiğini önceki gün yani operasyondan yaklaşık 10 saat önce hurhaber.com sitesi açıkladı.
Operasyonun asıl dayandığı nokta da buydu. Yani cemaatçi polislere yapılacak operasyonun odağında, daha önce Tahşiyeciler denilen gruba operasyon yapan "masum" polisler vardı ve onlar gözaltına alınacaktı.
Peki, cemaatçi polisler, Tahşiyeceler denilen gruba neden operasyon yapmıştı? Özetle anlatalım: Tahşiyeciler, Nur Talebeleri'nin oluşturduğu bir topluluk. 2004'te Tahşiye Yayınevi olarak kurulmuş Risale-i Nur'lara dipnotlar düşen, Fethullah Gülen cemaatinin dinler arası diyalog projesini reddeden bir cemaat.
Liderleri de Molla Muhammed Doğan. Bu grup, 2004'ten beri çalışmalarını sürdürüyor ve yayın yapıyor. Ancak 2009'da enteresan bir şey olur. Fethullah Gülen, bir konuşmasında böyle bir cemaat hiç yokmuş gibi şöyle der: "Mesela Hizbulvahşet diye bir şey çıkarırsınız (...) Başka ne çıkarmak lazım? (...) Hizbulvahşet'ten sonra El Kaide'yi de icat ettiler. Yarın daha başka şeyler de icat edebilirler. Mesela Tahşiye diye bir şey icat edebilirler.
Hafizanallah iyi organize edebilirlerse bunları belki hakiki Müslümanlarla, kitap okuyan Müslümanların içine sokmaya çalışabilirler. Onları güçlendirmek için ellerine silah da verebilirler.
Kitapların arkasındaki zatın posterlerini evlerine asabilirler... Biz nurları Haşiye yapıyoruz derler. Adlarına da Tahşiyeciler derler. Sonra Kalaşnikof verirler ellerine
..."
Bu kavganın nedeni henüz çözülmüş değil ama mesajı alması gerekenler alır ve önce Samanyolu'ndaki bir dizide, "Tahşiye Terör Örgütü" işlenmeye başlar. Ve 2010'da da operasyon başlar. Tahşiyecierin evleri didik didik aranır, bazı evlerde bomba bulunur, 120 kişi gözaltına alınır. Gerçi o bombalarda polislerin parmak izi çıkar ve bir işlem yapılmaz ama iş işten geçmiştir. İşte cemaat medyasının feryat ettiği son operasyonun arkasında böyle uyduruk bir operasyon var. Hürhaber yazarı Murad Çetin, Tahşiyeciler operasyonunu, Gülen cemaatinin arkasında bıraktığı en büyük iz olarak yorumluyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.