YAZARA MAİL GÖNDER Cizre'de neler oluyor?

YAZARLAR

Şırnak'ın Cizre ilçesi geçmişten beri, özellikle de PKK'nin öne çıktığı 90'lı yıllardan sonra toplumsal olayların en hareketli "merkezi" konumunda.
Cizre'yi, belki de birçoğumuz ilk kez 1992'de Newroz sonrası çıkan olaylarda SABAH gazetesi muhabiri İzzet Kezer'in güvenlik güçlerince öldürülmesiyle tanıdık. Ama ne yazık ki ölümler bir türlü durdurulamadı.
Son dönemde Cizre çok daha farklı bir şekilde ve ısrarla hep gündemde tutuldu.
Cizre'de olup bitene tek bir yönden bakmamak gerekiyor.
Birçok bölgesel ve küresel hesabın yapıldığı coğrafyada Cizre sanki bu hesabın hayata geçirilmek istendiği bir şehir.
Durumu belki de en iyi özetleyen Vatan Yazarı Hüseyin Yayman oldu: "Gördüğüm kadarıyla Cizre özel olarak seçilmiş bir yer. Maraş gibi, Çorum gibi pilot bölge tayin edilmiş.
Süreci provoke etmek isteyen gizli bir güç peş peşe zaman ayarlı eylemler yapıyor. Korkarım ki tedbir alınmazsa olaylar devam edecek."
Asıl soru da Cizre'yi kim veya kimler, niçin seçti? O kadar çok şüpheli var ki... İlk akla gelen hiç kuşkusuz PKK içindeki çözüm süreci karşıtları.
Bağlantılı ülke de yabana atılacak gibi değil, İran.
Bu tezi Öcalan'ın son açıklamaları, Hatip Dicle'nin oraya gitmesi zayıflatıyor.
PKK'yi yöneten Öcalan ve sivil toplumda etkili olan Dicle, o gün maskeli ve silahlı eylemleri durdurduklarını söylüyorlar ama ölümler devam ediyor. Bu da olayları çıkartan adresin sadece PKK içinde olmadığını gösteriyor.
İkinci bir adres daha var; Hüda-Par/ Hizbullah ekseni... Hüda-Par'la ilgili Diyarbakır'da bir araya gelen sivil toplum örgütlerinin şu iddiası hiç de yabana atılacak gibi değil:
"Hüda-Par işin ne kadar farkında bilmiyoruz ama artık bölgede bir Hizbullah gerçeğini görüyoruz.
Bu yapı geçmişte PKK'nin yaptığı gibi mağduriyete oynuyor. Ve dindar- muhafazakârların tek temsilcisi olmak istiyor. Bu olayın bir yanı. Öteki yanı ise çözüm sürecini sabote etmek. Her iki ihtimalde de, kendisinin kazanacağını düşünüyor.
"
Cizre'de, arka planında Hizbullah ve İran'ın olduğu bir çatışmadan söz ediyoruz. Bir anlamda eski derin devlet aradan çıkmış, başka güçlerin devreye girdiği "vekalet savaşı"nda Kürt Kürdü öldürüyor.
İlginç değil mi? İran hem PKK içindeki bir grubun hem de Hizbullah'ın üzerinde etkin bir ülke. Bu kaotik zemine devlet içindeki derin ve paralel yapının beklentilerini de ekleyin... Ortaya hiç dinmeyen ve sürekli çocuklara kıyılan bir Cizre çıkar.
Üstelik de Hüseyin Yayman'ın da belirttiği gibi hükümetin, Öcalan'ın, HDP'nin, DTK'nın, Hüda-Par'ın ve pek çok kanaat önderinin serinkanlı olunma çağrısı yapmasına rağmen olaylar bir türlü durmaz. Bu da manidar değil mi?
Cizre'deki karanlık güçlerin bu kirli hesaplarını sadece çözüm sürecinin başarısı engelleyebilir. Cizre'yi değil asıl Türkiye'yi kilitlemeyi hedefleyenlere karşı, başta sivil siyasetçiler olmak üzere çözüm sürecinin muhataplarına çok iş düşüyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.