YAZARA MAİL GÖNDER Paralel casusluk hizmetleri A. Ş.

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

28 Şubat takvimine göre bundan bin yıl önce, postmodern darbenin en hararetli günlerinde kısa adı BTK olan bir kurum, henüz tohum olduğu için paralel gövdesi çıkmamış devletin içinde fişleme yapardı. Kurumun tam adı, Başbakanlık Takip Kurulu'ydu.
Artık tarih mezarlığına gömülmüş darbe sürecinin ardından kısaca BTK namlı bir başka kurum yeşerdi devlet topraklarında: Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu. Bu kurum, milli veri/bilgi güvenliğinden sorumlu.
Türkiye'nin seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, milli veri güvenliği için BTK'nın güçlendirilmesine önem verdiğini belirtelim. Ne var ki BTK henüz milli veri güvenliğini sağlayacak güce erişmiş değil.
Milli veri güvenliği için AR-GE çalışmaları yürüten TÜBİTAK'ın ürettiği Türkiye'nin ilk kriptolu telefon yazılımının anahtarının paralel yapı tarafından çalındığı düşünüldüğünde durumun ciddiyeti artıyor. Bir de Türkiye'de pek çok kamu kurumunun verilerinin yurtdışındaki 'server'larda saklandığını göz önünde bulundurun. Doğrusu 'server'ınızın yurtdışında olmasının, cephaneliğinizi başka ülke topraklarına kurmuş olmanızdan bir farkı yok.
Siber istihbarat savaşı, yalnızca devletlerin değil, çok uluslu şirketlerin de içinde olduğu bir savaş. Bu şirketlerin Türkiye'de de uzantıları var. Hatırlarsanız Wikileaks'in casus teknolojileri satan şirketler listesinde bir Türk firmasının adı çıkmıştı: Inforcept Network. Inforcept, telefon görüşmelerinin ve internet yazışmalarının DPI denilen yöntemle izlenmesine olanak veren teknolojileri pazarlayan bir şirket ve Emniyet Genel Müdürlüğü, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) gibi kamu kurumlarıyla da iş yapıyor. Ağustos 2011'de kurulan bu şirketin dört ortağı var:
Murat Balaban, Ömer Faruk Şen, İsmail Yenigül ve Barış Şimşek. Bu kişilerin firmadaki ortaklık payları da eşit. Bu dört kişinin ortağı olduğu bir başka şirket daha var. Endersys Danışmanlık Yazılım İletişim Bilgisayar Teknolojileri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Ne hikmetse bu şirkette de ortaklık payları eşit. Bu durum, acaba adı geçen dört kişi, kurdukları her şirkette ortaklık paylarının eşit olmasını isteyen bir üst sermayenin parasını mı yönetiyor sorusunu akla getiriyor. Yine bu sektörde faaliyet gösteren BTT firmasının da önemli ihaleler aldığı yönünde bilgiler var.

DAHİLİ VE HARİCİ TELEKULAK KUŞATMASI
Ulusal veri güvenliğinde en köklü mesele aracı firmaların güvenilirliğinden ziyade yerli malı bir veri tabanı kullanıp kullanmadığınız.
Dünyada kullanımı yaygın, veri tabanı üreten üç büyük şirket var. Biri Amerikan bilişim devi Microsoft. Diğeri Musevi sermayesinin etkili olduğu Oracle. Bir diğeri de Alman SAP. Microsoft bu üç firmanın en büyüğü ama devletler veri saklamak için Oracle'ı tercih ediyorlar.
Almanya da tıpkı ABD ve İsrail gibi Türkiye'ye yoğun ilgi duyan bir ülke. Telekulak konusunda Türkiye için olağan şüpheliydi, 2009'da başladığı ortaya çıkan son telekulak operasyonuyla sabıkalı hale geldi.
Geçtiğimiz günlerde SABAH'ta yaptığımız enerji casusluğu haberi ve Almanya'nın Türkiye'ye yönelik telekulak faaliyetleri göz önüne alındığında ülkemizin dahili ve harici telekulaklarla kuşatılmasında kritik yıl 2009. Zira 2009 Türkiye'nin bağımsızlaşma arayışlarının arttığı yıl. Emniyet İstihbarat Dairesi'ndeki log kayıtlarının silindiği sene de 2009.

MİT'İ İZLEYEN YAZILIM ŞİRKETİ
Yeri gelmişken söyleyelim: Paralel yapı adına TİB'de görev yapmış kimi bürokratların, log kayıtlarını, dolayısıyla suç delillerini nasıl ortadan kaldırdığını önümüzdeki günlerde SABAH'ta okuyacaksınız.
Şimdilik sadece 'Paralel casusluk hizmetleri A. Ş.' başlığının altını dolduran en net bilgiyi verelim. Paralel yapıya yakınlığıyla bilinen bir savcı, çeşitli mail adresleri arasındaki trafiği izlerken Yenimahalle'deki Milli İstihbarat Teşkilatı karargahına ulaştı ve bu bilgiye nasıl ulaştığını çevresiyle paylaştı. Bu teknik izleme bilgisini savcıya veren hangi şirketti?
Tahminleri alalım. Evet, yanılmadınız: Inforcept. Yani bir şirket, mahkeme kararı olmadan (Kaldı ki paralel yapıya yakın bir hakimden karar aldırsa da bu bir espiyonaj suçu) Türk gizli servisinin bilgilerine ulaşıp istediği kişiye verebiliyor.
Uzun lafın kısası Türkiye, büyük bir telekulak kuşatması ve siber saldırı ile karşı karşıya. Bu savaşın görünen kısmı medyaya yansıyor. Ama medyaya yansımayan asıl büyük savaş derinlerde yaşanıyor. Siber teknoloji ve teknik istihbarata dayalı bir büyük savaş bu.
Paralel yapıya yakın bilişim şirketleri Türkiye'nin siber güvenlik anahtarlarını düşman/ rakip ülkelere veriyor. 100 yılda savaş denilen olgunun çehresi pek değişti. Türkiye, 1. Dünya Savaşı'nda tersanelerine girilmiş bir ülkeydi. Şimdiyse fiber ağları kuşatılmış bir ülke. Recep Tayyip Erdoğan, seçim meydanlarında boşuna 'milli mücadele' demiyordu.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.