YAZARA MAİL GÖNDER Asıl olan halkın bizi yalnızlığa itmemesi

YAZARLAR

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan: Dünya nezdinde yalnızlığı umursamıyorum. Bizim için halkın nezdinde durumumuz önemli. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde görüyoruz ki, halk bizi yalnızlığa itmemiş, bağrına basmış

Uzak, ama gerçekten çok uzak bir yoldan döndük... Cumhurbaşkanı Erdoğan'la 3 Latin Amerika ülkesini (Kolombiya, Küba ve Meksika) kapsayan 6 günlük gezide aşağı-yukarı 27 bin kilometre yol kat ettik. Neredeyse dünyanın çevresinin dörtte üçü.
Ve elbette vatana dönüş yolunda, her gezi dönüşü olduğu gibi, Erdoğan biz medya mensuplarıyla bir araya geldi. İşte önemli mesajların satır aralarına sıkıştırıldığı bir saati aşkın sohbetin dökümü...

***

Hızlı bir ziyaretti. Aklınızda kalan, sizi etkileyen ne oldu?
Buralardaki ziyareti uzatmak, işi turistik geziye dönüştürürdü. Oysa yapmamız gereken, görüşmeleri gerçekleştirmekti. Ziyarette bunu yaptık zaten. Fazladan kalmanın bir anlamı yoktu. Tabii gittiğimiz ülkeleri de iyi değerlendirmek lazım.
Bakıyorsunuz, Kolombiya'ya. Yaklaşık 1.2 milyon km2 yüzölçümüne sahip ama nüfusu 48 milyon.
Yüzölçümü ile nüfus orantılı değil.
Küba'ya bakıyorsunuz, 111 bin km2 yüzölçümü, 11 milyon nüfus var. Dar bir yere sıkıştırılmış.
Tabii özellikle Sayın Juan Manuel Santos (Kolombiya Devlet Başkanı) sempatik ve Türkiye ile Kolombiya arasında bir şey yapalım gayreti içinde olan bir insan. Bizim burada en çok etkilendiğimiz, dış ticaret hacmimizin maalesef kömür ağırlıklı olması. Maalesef diyorum, kömür almamız nedeniyle dış ticaret hacminin ağırlığı olmuş.
Yılda yaklaşık 700-800 milyon dolarlık kömür ithal ediyoruz bu ülkeden. Ama ben bunu doğru bulmuyorum. Kolombiya'dan alınan kömürün kaligrafik değeri yüksek olabilir ama biz kendi ülkemizin kömürünü kullanmalıyız. Bizim kömürümüzün kaligrafik değeri düşük olsa da bizim kömürü kullanmalıyız. Küba daha farklı, ikili görüşmelerden çok önemli anılar var.

ÖNEMLİ OLAN HALKIN DEVRİMİ

Raul Castro ile görüşmeniz için "2 devrimci sohbet etti" yorumları yapılıyor...
Ben de şöyle söylüyorum: Önemli olan halkın devrimi, silahlı devrim değil. Halk sandıkta devrim yapar.
Yoksa silahla yapılan devrim, devrim değildir.
Bunu tabii ben söyledim, Raul Castro değil. Meksika'da başkanlık sistemi var ve süresi 6 yıl. 2 dönem yapılamıyor.
Sayın Enrique Pena Nieto ile uzun uzun başkanlık konusunda konuştuk. İbrahim (Kalın) Bey'i görevlendirdim.
Meksika'daki başkanlık sistemiyle ilgili kapsamlı çalışma yapacak.

Küba'da "One Minute" ile biliniyorsunuz. Bu çıkışınız nasıl bulunuyor bu ülkelerde? Nieto (Meksika Devlet Başkanı) ile bu konuları konuştuk. Örneğin, "Dünya 5'ten büyüktür" sözünü söylediğimde Nieto bunu onayladığını ifade etti. Bu arada unutmayın, Meksika'nın yüzde 80 ihracatı ABD'ye. Üstelik Nieto'nun başkanlığına ABD destek oldu.

MUHATABIM O ÜLKENİN BAŞKANLARIDIR


Benim de Obama'yla ilk göreve geldiği dönemde aram çok iyiydi. Hatta biliyorsunuz bizi Beyaz Ev denilen yerde ailecek ağırladılar. Orada bire bir toplantılar yaptık. Daha sonra baktık, mesele anlayamadığım şekilde farklı gelişmeye başladı. Biz "One Minute" derken, Allah'tan başka kimse bize başka bir çizgi çizdiremez dedik.. Bu çizgi doğruysa gideriz.
Ama doğru değilse kimse bizi zorlayamaz. Biz "One Minute" derken kime dediğimiz belli. Bu zat (Şimon Peres'i kastediyor) bana, kendisi cumhurbaşkanı olmadan önce bir teklifte bulundu: "Batı Şeria'da bir yapılanmaya gideceğiz. Parayı biz bulalım, siz de inşaatta iyisiniz" dedi. Biz de "Tamam, parayı siz bulun, biz de TOKİ ile yapalım" dedik.
Sonra kendisi cumhurbaşkanı oldu. Fakat cumhurbaşkanı makamı ona farklı bir hava getirdi. "Ne oldu Batı Şeria meselesi" dediğimizde, "Görüyorsunuz İsrail'in işleri ile uğraşıyorum" dedi. İsrail'de cumhurbaşkanının bir fonksiyonu yok, başbakan etkili. Sonra Davos'ta bir araya geldiğimizde, benim de taşı gediğine koymam gerekirdi. O toplantıdan önce plaj bombalanmış, çocuklar ölmüştü. Sonrasında Gazze'ye yönelik bombardıman yaşanmıştı.
Biliyorsunuz, biz Olmert (Dönemin İsrail Başbakanı Ehud Olmert) ile bir araya geldiğimizde, aslında İsrail-
Suriye arasındaki sorunun çözümünde son cümleyi tamamlayıp imza aşamasına varmıştık. O son cümle edilse Suriye ile İsrail arasında sorun kalmayacaktı. "Cumaya erteleyelim" dediler. Sonra o cuma Gazze'yi bombaladılar.
O bombalamadan sonra 15 gün Olmert'e ulaşmaya çalıştım. Tabii Olmert'ten daha bir üst akıl, güç vardı.
Tüm bunlar olunca, Davos'ta karşı karşıya geldiğimizde böyle bir durum vardı.

ABD'de 3 Müslüman gencin öldürülmesi sonrası Obama'ya son çıkışınızın gerekçesi neydi? Kimileri bunu sert bir açıklama olarak niteledi. Size gelen bir bilgi üzerine mi böyle bir açıklama yaptınız?
Olaydan haberim vardı. Obama'ya yönelik sertti yumuşaktı derseniz bilmem. Ama bir olay olduysa benim muhatabım o ülkenin başkanıdır. Sonra yardımcısına da seslendim. Bu olmaz. Mesela bu cinayetler bizim ülkemizde de olsaydı sessiz kalmazdık.
Örnekleri var. Mesela büyükelçilik saldırısında biz tüm açıklamaları yaptık. DHKP-C ile ilgili araştırmalarımızı ve olayın detaylarını araştırdık.
Tüm bilgileri de ABD ile paylaştık. Stratejik müttefiklik bunu gerektirir.
Biz de kendilerinden aynı şeyi bekliyoruz...
Bir şey daha söyleyeyim.
Mesela Ukrayna meselesi. 5-6 bin kişi öldü biliyorsunuz.
ABD, İngiltere. Fransa, Almanya... Müzakereler yapıyorlar, gidiyorlar geliyorlar, yine Ukrayna'yı konuşuyorlar.
Suriye'de 350 bin kişi öldü. Bu nedir diye sormayacak mıyız? Hâlâ Esad'la devam etme fikrindeler.
Bir şey demeyecek miyiz? Ukrayna için gösterdikleri hassasiyeti aynen Suriye için de bekliyoruz, Mısır'da da bekliyoruz.
Mısır da darbe oldu, bu ülkeler darbecileri desteklediler. Kimin eli kimin cebinde belli değil.
Bunları konuştuğunuzda yalnız kalıyorsunuz. Ama halklar nezdinde karşılığını buluyor.

TABAN, PARALEL YAPI İLE YÜZLEŞMELİ


Paralel medya ABD'de 3 Müslüman'ın öldürülmesini, öldürülenlerin dini kimliğine vurgu yapmadan sadece "3 kişi öldürüldü" şeklinde verdi. Bunların bu tutumu ne anlama geliyor?
Dini kimliklerine atıfta bulunmamaları ne demek?
Paralel Yapı hiçbir zaman dini kimliği kullanmadı.
En önemli örnek, Mavi Marmara olayı.
Başlarındaki zatın o konuyla ilgili İsrail'e övgülerini hatırlayın. Tavandakiler böyle. Taban ile bunları ayırmak lazım. Geç de olsa farkına varacaklar ama gecikiyoruz, taban bunun bir an önce farkına varmalı.
Şimdi bunlar kendileri bu tarz durumlarla karşılaşınca, hemen fetvayı buluyorlar. "Faiz haram" derler, konu Bank Asya olunca herkese "Gidin başka bankalardan faizle para çekin getirin, Bank Asya'ya yatırın" derler.

Dünya imamları da yayımlandı. Ne diyeceksiniz?
Bu Paralel örgütü Kolombiya ve Meksika başkanlarına anlattım. Meksika Başkanı "Ben bilmiyordum" dedi. Anlatınca hemen bilgileri istedi.
Anlattık, orada verdik. Ayrıca büyükelçilik ve dışişleri kanalıyla tüm bilgileri de vereceğiz.
Cevapları şu oldu: "Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı yapılanları kendimize yapılmış gibi alırız.
Türkiye'ye karşı olanlar bize karşıdır." Başkan Nieto bu meseleyi ayrıntılı bilmiyor ama yanındakilerden bilenler vardı. Ona söylediler.

"One Minute" gibi çıkışların sizi dünyada yalnızlaştırdığını ileri sürenler var. Ne dersiniz?
Dünya nezdinde yalnızlığı umursamıyorum.
Bizim için halkın nezdinde durumumuz önemli.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde görüyoruz ki, halk bizi yalnızlığa itmemiş, bağrına basmış.
Dünyaya baktığınızda halklar nezdinde de yalnızlık yok. Liderler nezdinde olabilir ama bu durum da kıskançlıktan başka bir şey değil.

KÜBA'DAN DOKTOR İTHAL EDELİM


"Küba'ya Türk eli değmeli" dediniz?
Eski Havana'yı gezdiğimizde oranın mimarisini yapan zatla da görüştük. Türkiye'ye de gelecek.
Yukarıdan bakınca eski Havana muhteşem.
Ama bunu renove ederseniz, geleceğe taşırsanız mümkün. Sayın Castro ile de görüştüm. Orada işler yavaş yürüyor tabii.
Rakamlara baktığımızda kişi başına düşen milli gelirlerinin 13 bin dolar olduğunu görüyoruz ama uygulamada sanki böyle değil. Ama sağlıkta ileriler, sanırım 60-70 bin doktorları ülke dışında. Dönüşte Sağlık Bakanımız'la görüşeceğim.
Doktor sıkıntımız var, gerekirse oradan doktor ithal edelim.
Gelsinler bizde çalışsınlar.
Mevzuat belki uygun değil ama ona uygun hale getirelim.
Madem iyiler, bize de faydası olsun. Mehmet Bey (Sağlık Bakanı) bir tıp merkezi üzerinde çalışıyor.
Bunu Küba ile paylaşabiliriz.
Ortak çalışılabilir.

Fidel Castro ile görüşme şansınız oldu mu?
Talep ettik ama sanırım sağlık şartlarından dolayı mümkün olmadı.

Ziyaretinizi yarıda kesmeniz sosyal medyada çalkalandı.
Sizinle de anket yaptık. Dönmek istediniz, dönelim dedik. Tamamen demokratik.

Meksika Başkanlık Sarayı 500 yıllık.
Muhteşem bir eser...
Haydi, Meksika'nın mali gücü var. 500 yıl önce de varmış demek ki yapmışlar. Küba'ya bakın.
Sosyalizmden geliyor. Küba'daki saray beni adeta büyüledi. Beton yığınının içine girmiyorsunuz, yürürken ağaçların, ormanların arasından geçiyorsunuz.
Sanırım oraya harcanan rakam bizim Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne harcanandan daha fazla. Eskiden adalet sarayıymış. Batista'yı devirdikten sonra onun sarayında oturmak istemedikleri için böyle bir yer yapmışlar.

PROJELERİ ADIM ADIM TAKİP EDİYORUZ

Başbakanlığınız döneminde takip ettiğiniz önemli projeler vardı. Cumhurbaşkanlığınız döneminde de bunlarla ilgilenebiliyor musunuz?

Bütün bu yatırımlarımızı adım adım takip ediyoruz.
3'üncü Havalimanı'nın tarafımızdan takibi yapılıyor.
Boğaz'ın altından geçen proje ve Kanal İstanbul tarafımızdan takip ediliyor. Kanal İstanbul'u yapacak firmanın yetkilileriyle geçen hafta bir araya geldik, "Bir an önce projeye başlamanız lazım. Türkiye'nin adını uluslararası platformda duyuracak en önemli proje Kanal İstanbul" dedik, "Geç kalmayın, acele edin" dedik. Ayrıca Çamlıca'da bir proje gerçekleştirdik.
Bir ihale yaptılar, olmadı. Küçük Çamlıca'da bir kule olacak, tüm uydu vericileri orada toplanacak. Ayrıca İstanbul için seyir kulesi olacak. Büyük Çamlıca Camisi'ni de bu vericilerden kurtarmış olacağız.
Büyük Çamlıca Camisi'nin kaba inşaatının yüzde 60-70'i bitti. İçerisi için hat vs hazırlıkları da tamamlandı. Altında da külliye olacak. Yeni yazdırdığımız veya yazdıracağımız Kuran'ı Kerim'ler olacak. Cumhurbaşkanı olarak geçenlerde bir hattat grubu ile bir araya geldim. Yeni Kuran'ı Kerim'ler yazdırma konusunda görüştük. 2-3 yıl içinde gerçekleşecek. Bu, Cumhurbaşkanlığı projesi.

78 MİLYON HUZURDAN NASİBİNİ ALIR

Çözüm süreciyle ilgili birkaç güne kadar silah bırakma olacağı yönünde bilgiler var.
Doğrusu bu açıklamayı bugün (cuma günü) bekliyordum. Olmadı. Ama her an böyle bir açıklama gelebilir. Açıklama değil, uygulama önemli. Geçen Nevruz'da da yaptılar açıklamayı ama uygulamadılar. Habur'u da açtığımızda biz barış ve kardeşlik için yapmıştık ama onlar bunu şova çevirip lehlerine kullanmak istediler. Bunu uygulamada göstermeleri lazım, tüm Türkiye'nin kardeşliğe, birlikteliğe ihtiyacı var. Bu başarılırsa 78 milyon bu huzurdan nasibini alır. Diyoruz ki, "Biz niye 11 bin dolarda kalalım?" Herkes huzur, güven, zenginlik içinde yaşarsa, milli gelir 25-30 bin dolara çıkar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.