YAZARA MAİL GÖNDER Söz hakkı ağabeyde!
SPOR YAZARLARI HABERLERİ

Devre bittiğinde rakamlar Muslera'nın beş takım arkadaşından daha fazla topla buluştuğunu söylüyordu. Öylesine hırslı ve etkili biçimde maçı istiyordu Fenerbahçe... Hamzaoğlu, Saracoğlu'na gelen her büyük takım teknik direktörü gibi tedbirlerle donatmıştı takımını. Umut'u sahada görenler farklı bir taktik bekleseler de, Melo'nun yokluğunda, aslında takımın boyunun uzatılmak istendiğini gördük dakikalar ilerledikçe. Diego'nun ilk on bir olması, İsmail Kartal'ın sürpriziydi. Aslında takımının genleriyle oynamıştı, farkında değildi. Seyircisinin baskısına boyun eğdi belki de. Daha çok ofansif oyuncu ile daha çok gol atıldığına inanan, "bildiğini sananlar"dan da "telkin" yemiş olabilir. Yoksa, Meireles, Topal Emre üçlüsünü bozmak, "Ben orta sahadan vazgeçtim" demektir. Bir şut dışında, ofansif aksiyon üretmeden, yerini Webo'ya bıraktı Diego. Ama bütün bunlara rağmen... Muslera'nın kurtarışları, direk diplerinde avuta yönelen şutlar, direkte patlayan veya iki adımdan kaleyi bulmayan vuruşlarla tabela "sıfırda" kalmaya inat ediyordu.
İkinci yarı G.Saray'ın kendi yarı alanına geçmesine izin bile vermeden yüklendiler. Kaçan pozisyonlar ve sürekli topun arkasından bakmak Galatasaraylı oyuncuları iyice geriye çekti. Dakikalar Alper hamlesini de getirip, doğru oyuncuları, doğru bölgelere yönlendirince, bir anda Kuyt filelerle el sıkıştı. Golü ve üstünlüğü getiren kazanmaya olan inanmışlık ve ortaya koydukları mücadeledir. Mehmet Topal oyunu öne taşımanın kilit oyuncusuydu. Bütün gedikleri kapadığı gibi, Sneijder'e şut fırsatı da vermeden kontrolde tuttu.
İkinci isim ise şüphesiz Volkan Demirel... İki önemli kurtarışın sahne adamıydı. Ve O'ndan başka bir kalecinin yapamayacağı müdahalelerdi bunlar. Neden "farklı" olduğunu ortaya koydu. İki takım adına da beklenen performansı sergilemeyen oyuncular söyleyebiliriz ama mücadele etmeyen, didinmeyen yoktu. Selçuk ve Chedjou, Muslera ile birlikte G.Saray'ın "başka" oyuncularıydı. Rekabetin 17. yılında, G.Saray yine Kadıköy'den mağlup, galibiyet sesi getirmeden dönüyor. Aslında maçın en önemli hikayesi budur. Taraftarlar bir yıl daha bunu tartışacaklar. Aslında ligin zirvesinin ateşi daha da yandı. Fenerbahçe ipleri yeniden eline aldı. Ligin "ağabeyi" olarak, son söz hakkını cebine koydu.

En yüksek not 8
Dirk Kuyt

En düşük not 5
Burak Yılmaz

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.