YAZARA MAİL GÖNDER Son Mohikanlar’dan biri daha gitti!..

YAZARLAR

Benim gibi Yankı ekibinden yetişme, sevgili kardeşim Can Dündar aradı.. "Ağbi haberler kötü.. Hastanede doktorları 'Son günlerini yaşıyor. Hiç umut yok' dediler. Böyle bir haberi sana vermek istemezdik ama, onun gibi bir gazetecilik anıtını minik bir haberle vermek istemediğimizden, hazırlık kararı aldık. Eski bir Cumhuriyetçi olarak, mesleğe başladığın yıllarda tanıdığın Cüneyt Ağabey hakkında bir şeyler söylemek ister misin?."
Batıda bu işler böyle yapılır.. Sağlığı, ya da yaşı dolayısı ile özellikle riskli durumda olanlar için, yazılar, belgeseller hazırlanır. Sık sık güncelleştirilir.
Acı haber geldiğinde, gerçek iletişim kurumu hazırdır.
Bakın, geçen hafta Süleyman Demirel'i kaybettik. Yaşlıydı ve ağır hastaydı. Hastanedeydi bir aydır. Haberi veren bir gazete, ya da bir televizyonda, o gün bir "Süleyman Demirel" yazısı, ya da belgeseli gördünüz mü?.
Günler sonra diziler yazıldı güzel. Belgeseller gösterildi, harika.. Ama gazetecilik, bunları o gün yapmak, öncelik almaktı..
Bana söyler misiniz, hangi televizyon?. Hangi gazete!..
Cumhuriyet Gazetesi "Çınarımızı yitirdik" sürmanşeti ile çıktı dün..
Köşe yazarları Can Dündar, Hikmet Çetinkaya, Mustafa Balbay, Aydın Engin Cüneyt Ağabeyi (Arcayürek) yazmışlardı. Üç de eski Cumhuriyetçi konuk yazar..
Altan Öymen, Hasan Cemal ve ben!..

İşte benim satırlarım..

***

Cüneyt ağbi bana sorarsanız son gazetecilerden birisiydi. Hani son Mohikanlar var ya onlar gibi. Neden bugün bu kadar gazete ve çalışanı var, bizler varız da Cüneyt Ağbi son gazeteci oluyor?.
Ben 1957'de 17 yaşında Ankara'da gazeteciliğe başladım. O devrin en ünlü gazetecisi Arcayürek'ti ve o dönemin ünlü gazetecisinin işi de Hürriyet gazetesinin Ankara diplomatik muhabirliği idi. Yani Genel Yayın Müdürü, Yazı İşleri Müdürü veya Ankara temsilcisi değil, sadece diplomatik muhabir.
O zamanlarda gazete haber, gazeteci de haberci idi. Bugün çıkın sokağa karşınıza kim gelirse gelsin "10 tane gazeteci ismi sayın" deyin, 1 tane muhabir ismi duyarsanız ben kalemimi bırakıp kendi kendimi emekli ederim. Gazeteciliği biz şimdi ajanslardan gelen haber ve resimlerle doldurup, sayfaları yazarlarla süsleyen ve yazarlarla satan bir reklam ortamına çevirdik.
O devirde Türkiye'yi sarsan iki gazetecilik olayı vardı. Biri M. Ali Ağabeyin (Kışlalı) Time Dergisi için İsmet Paşa ile yaptığı konuşmadaki, Paşa'nın sözleri.. "O zaman dünya yeniden kurulur. Türkiye de bu dünyada yerini alır!.."
Öteki de Cüneyt Ağabeyin "Johnson'un Mektubu" haberi. İki haber de Türkiye - Amerika ilişkilerini allak bullak etmişti.
Cüneyt Ağbi ile yıllarımız beraber geçti. Komşu iki basın sitesinde oturduk. Haber atlatma rekabeti müthişti. Ama meslektaş olmanın dostluğu da müthişti. Ben Cüneyt Ağbi ile aynı gazetede, birlikte hiç çalışmadım. Ama beni ne kadar sevdiğini, benim onu sevdiğim kadar iyi bilirim.
Cüneyt Ağbi deyişinin arkasındaki "Ağbi" sözcüğü bir saygı değil, sevgi ifadesidir. Haberini kendine cin gibi saklar ama meslektaş olarak da, insan olarak da bildiği her şeyi biz genç gazetecilere öğretmeye çalışırdı.
O gerçek bir ağbiydi!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.