Türkiye'nin en iyi haber sitesi

İskender Aruoba; 1968'deki 3 bin kilometrelik Anadol dünya test sürüşünden beri otomotiv endüstrisinde yüksek seviye yöneticiliği ve yatırımcılık yapan bir mühendis. Dünyanın en uzun rallisi 1977 Londra-Sydney'de şampiyon Türk ekibinin kaptanı. İlk yerli otomobil STC 16 ile Paris Dakar Rallisi parkuru yaptı.
Bu süreçte yerli otomobil üretimine birkaç defa da teşebbüs etti. Romanya'da dünyanın ilk SUV'si (Sports Utility Vehicle- Sportif kullanım aracı-jip) sayılabilen Aro Duster'ı yaptı. Yugoslavlar ile ortak otomobil için çalıştı.. Yarış otomobilleri üretti. Halen yerli bir elektrikli otomobil planlıyor.
Aruoba, yeniden hareketlenen "Yerli otomobil" konusunu anlatıyor, sizlere..

***

Cumhurbaşkanı Erdoğan "Yüzde yüz yerli otomobil" diyeli nerede ise 5 yıl oluyor. En anlaşılır tarifi Başbakanken yapmıştı. "Sadece özgüvenimiz eksik, biz kendi markamızı yaratabiliriz" demiş, "Bir babayiğit aradığını" ilan etmişti..
Yerli otomobil üretmek öyle zannedildiği gibi hemen yapılacak bir iş değil. Teknolojikten önce, ticari bir mesele. Yani "satılabilir" bir şey yapmalısınız.
Cumhurbaşkanı da zaten bunu işaret etmişti. Geçen ay, Sanayi Bakanı Işık "Deneyimli bir dünya markası ile hayırlı bir imza attık!" dedi.
Geçen hafta da "Birinci fazı bitirdik, 4 prototip yolda!" dedi. Başka detay yok? Bu kadarcık bilgi ile otomobili devlet yapacak zannedebilirsiniz..
Hürriyet'ten Cengiz Semercioğlu "Yerli otomobili zorlamasak mı?" diye yazmıştı, o zaman. "Yapamıyoruz" diyordu.. "Bizde 6 marka otomobil üretiliyor ama hiçbiri 'yerli' değil."
Peki, "yerli" nedir?
Bakanın sözünü ettiği "Deneyimli bir dünya markası" bir Türk şirketi olabilir mi?. Yoksa Sayın Bakan da "yerli"yi bir kere daha, Fiat veya Renault gibi, yabancıların yapacağını mı savunuyor?
Dünya otomobil piyasasında bu yönde duyulan dedikodular var; Frasier Nash, Jaguar, Saab, Çinli Nevs gibi dünya markalarının adları "Türklerle anlaşıyorlar" diye geçiyor. Umalım bunlar sadece dedikodu olsun.
Cumhurbaşkanının kullandığı "Babayiğit" çok yerinde bir deyim. İşin zorluğunu, risklerini gösteriyor.

OICA'nın (Uluslararası Motorlu Vasıta Üreticileri Organizasyonu) üretim ile montaj farkını anlatan tariflerine bakarak söyleyelim..
Erdoğan'ın istediği "yerli" komple üretimdir. Yani.. CBU.. Yani Completely Built-Up.. Yani, tamamı o ülke imkânları ile tasarlanan/ üretilen.

Başka ülkede tasarlanmış/ üretilmiş olan ve CKD (Completely Knocked Down/ Tamamen sökülmüş) veya yarı sökülmüş SKD (Semi Knocked Down) vasıtaların bir araya getirilip monte edilmesi ise, montaj sanayisi üretimidir.
"O ülke imkânları"nın anlamı "Pazara göre uygulama ve çizim masası"dır. Mesela "Reliant FW5"'in adını "Anadol" koyunca yerli olmadı. Ama Böcek ve STC 16, ayni Devrim gibi "yerli" idiler.
"Devlet için önemli olan "Yerli marka yaratmak" olmalı. Yoksa ucuz iç gücümüz ve büyük pazarımızın cezp ettiği epey "montajcı" var.
Daha iyi anlatmak için yarın biraz "Otomobil tarihi" yazacağım.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER