YAZARA MAİL GÖNDER Gökçek usulü çözüm..

YAZARLAR

Ankara'yı cumhuriyetin başkenti olmaktan çıkarıp Osmanlı'nın payitahtı yapmak için geldiği günden beri ölesiye uğraş veren Melih Gökçek hakkında karar vermeyi, seçmenlerine bırakıyorum.
O yapıyor, Ankaralı seçiyor.. Demokrasi bu..
Bize düşen, ayni demokratik anlayış içinde eleştiri hakkımızı kullanmak..
Kullanıyoruz da.. O Ankara'ya gelen yollardaki komik, özenti, zevksiz kapılar.. Daha da komik saat kuleleri.. Oğluna iş bulmak için belediye parası ile kurup, daha sonra adını Osmanlıspor'a çevirdiği futbol takımı..
O takıma gene Belediye'nin, yani halkın parası ile yaptığı stadın adını "Osmanlı" Stadı'na çevirmesi..
Bu yıl "Cumhurbaşkanlığı" Kupası maçı "Osmanlı" Stadı'nda oynanacak, iyi mi?.
Gökçek nasıl kıs kıs gülüyordur içinden..
Şimdi bu Gökçek, Ankara'da otoparkları parasız hale getirmiş..
Sebep..
Ankara'da otoparkçılarla esnaf arasında kavga çıkmış Rüzgârlı sokakta.. Bir oto parkçı bir esnafı otopark kavgası yüzünden öldürmüş..
Gökçek de karar vermiş..
"Bundan böyle Ankara'da otoparklar bedava.."

Ne güzel değil mi?. Yollar halkın.. O zaman yol kenarları da halkın..
Yaşasın Belediye Başkanı..
Ama kazın ayağı öyle değil..
Park edilen yerleri yasal otopark haline getirmezseniz, değnekçiler türer.. Parkçılık, değnekçilik fevkalade kârlı ve sıfır masraflı iş olduğu için, buraları derhal mafya ele geçirir. Hem de öyle ele geçirir ki, tetikçilerini buralara değnekçi diye yerleştirip beslemeye başlar üstelik.. İş cazipleşince, bölgeye el koymak için mafya kendi arasında savaşa başlar bu defa..
Bunların en rezilini İstanbul'da yaşadık. Ortaköy'de her gün önümüzden karga tulumba vurulmuş adam geçerdi..
Sonra, Nurlar içinde yatsın, Sakıp Ağa (Sabancı) çıktı. Trafik Vakfını'nın kurulmasını sağladı. Otoparklar bu vakfa bağlandı. Trafik Vakfı otoparklarında emekli polisler görevlendirildi ve iş hem de ne güzel çözüldü. Ardından Belediye kendi otopark şirketi İsPark'ı kurdu. Böylece değnekçilere yer kalmadı.
Şimdi Gökçek, Ankara'yı, eşkıyaya olduğu gibi açıyor..
Sonuçları yakında görürüz..

Bu olaylar temmuz başında olmuştu. O zaman yazmadım.. Ülkede Topal Ördek bir hükümet, onun daha da Topal Ördek, anayasa gereği seçim için seçilmiş tarafsız ve de sorumsuz İçişleri Bakanı var ya.. "Yazı havada kalır, işe yaramaz" dedim.. Bekledim ki, hükümet kurulsun. Yeni bakanın önüne koyalım. Belki hevesle sarılır diye..
Ama bu ülkede hükümet falan kurulacağı yok. Kasımda seçim, yüzde 99.99!. O zaman konuyu bekletmenin alemi yok..
Yazdım.. Ne işe mi yarayacak?.
Seneye bu zamanlar bana "Ben dememiş miydim" diye bir kolay yazı fırsatı çıkacak.. Hepsi o..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.