Yazıyı Dinle
Bu haberin ses dosyası henüz hazır değil.
- İletişim
- Fax: 0212 354 36 19
- SMS: EA yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder. (1,60TL) MH:02165317373
- BUGÜNKÜ TÜM YAZILARI
- Adalet ve utançtan daha güçlü: Nefret!
- Ucube kuşaklar
Ucube kuşaklar
Geçen gün "Harf/dil inkılabı ve Osmanlıcanın tehciri, kültür ve zihniyet açısından ucube kuşaklar yaratmıştır" dedim (27 Haziran).
Kemalistler yine sinir oldu. Terbiyesizce mesajlar gönderdi bir kısmı. O arada şunu fark ettim:
Bunlar Osmanlıcayı, Arapça sanıyor! Yani zihinlerinde
"Osmanlıca eşittir Arapça" gibi bir denklem, bir yanlış bilgi var.
Nasıl eskiden milliyetçiler, solculara,
"Komünistler Moskova'ya..." diye bağırırlardı... Bunlar da aynı şekilde,
"Arabistan'a git" falan diyor.
Arapça yazmamı önerenler de çıktı.
Tam bir aymazlık ve cehaletin yüksek bir örneği ile karşı karşıyayız...
***
Arkadaşlar!
Almanca, Fransızca, İngilizce benzeri, "Osmanlıca" diye ayrı bir ana-dil yoktur. Osmanlıca, Türkçeydi. Saray Türkçesiydi. Tarihsel nedenlerle içinde bol miktarda Arapça ve Farsça kelime vardı.
Gelelim alfabe meselesine... Evet, biz
1928'e dek Arap alfabesi kullandık. Yani Türkçeyi, Arap alfabesi ile yazdık.
Bakın
Cem Hoca ne diyor:
"Tatarlar ve yakın tarihe kadar
Azeriler, dillerini
Kiril alfabesiyle... Orta Anadolu'daki
Karamanlı Rumlar, Türkçeyi
Grek alfabesiyle... Sovyetler dönemine kadar
Özbekler, Özbekçeyi
Arap alfabesiyle... Anadolu'daki birçok
Ermeni topluluğu da Türkçeyi Ermeni hurufatıyla yazmıştır."
Dil uzmanları diyor ki,
"Türkçe, tarih içinde 8 ayrı alfabe ile yazılmıştır."
***
Latin alfabesini
devrimci, Arap alfabesini
gerici sananlar olduğunu duyan Cem Hoca, fizikçi
Einstein'ın lafını hatırlamış:
"İki şey sonsuzdur: Kâinat ve aptallık; ama kâinat hakkında pek emin değilim."
Şunların haline bakın: Osmanlıcayı, Arapça sandıkları için, kızdıklarında
"Arabistan'a git" diyorlar da; hiçbirinin aklına,
"İran'a git... Tahran'a git" demek gelmiyor!
Halbuki Osmanlıcayı zenginleştiren Farsça, çok köklü bir dildir. Bizimkiler 1928'den geriye gidemezken, İranlı bir lise öğrencisi
1200 yıllık metinleri okuyabilir.
Aklıma düşüverdi: "Işıklar içinde yatsın"
İlhan Selçuk'un bilgisi de deniz seviyesindeydi. İkide bir,
"Fethullah Gülen, niye İran'da değil de, ABD'de" dediğinde, ortaya anlamlı bir soru attığını sanırdı. Gülen ve
Şiilik arasındaki derin uçurumu göremezdi.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın