Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Karadayı'ya veda

Giriş Tarihi: 14.6.2015
Karadayı'ya veda

Karadayı dizisinin yarın yayınlanacak final bölümü çekilirken, Beykoz'daki sete konuk olduk. Tek tek başrol oyuncularından yapım koordinatörüne diziye emeği geçen isimlerle konuştuk. Son günün hüznüne, sevincine, gururuna tanıklık ettik

Tam üç yıldır pazartesi akşamları, milyonlarca insanın evine konuk oldu Karadayı ekibi... Artık sona gelindi. Efsane bitiyor. Üç yılda, oyuncusundan, ışıkçısına, makyözünden, yönetmenine bir aile gibi olundu. Hergün aynı mesaiye uyandılar, her akşam aynı yorgun gözlerle evlerinin yolunu tuttular. Belki de gerçek aileleriyle geçirdikleri zamandan daha fazlasını birlikte geçirdiler. Bu üç yıl boyunca, doğumları, ölümleri, sevinçleri, hüzünleri, kızgınlıkları, tasaları paylaştılar. Tıpkı bir evlilik yürütür gibi, Karadayı ekibi iyi günde kötü günde bir aradaydı. Aralarındaki bu uyum ve bağ belki de onları üç yıllık bir rekora taşıdı. Muhtemelen Karadayı dizi sektöründe üç yıl süren son dizi olarak tarihe geçecek. Karadayı'nın ilk set gününü dün gibi hatırlıyorum, ben de dizinin ilk sahnesi çekilirken Beykoz'daki platodaydım... Son günlerinde de sette olmam önerildiğinde, içimi bir hüzün kapladı. Önce Bergüzar Korel'in karavanına konuk oldum, bir acı kahvesini içtim. Ardından Kenan İmirzalıoğlu, setteki odasında ağırladı... Bakın nasıl anlatıyor Bergüzar setteki son gününü:

İŞTE VEDA'DAN KARELER- TIKLAYIN

- Nasıl hisler içindesin?
- Üç sene, çok uzun ve acayip bir yolculuk... Tüm ekipler eminim birbirine çok bağlıdır ama Karadayı çok başka bir ekipti. Bir kere çok bereketli bir set burası, bir sürü bebeğimiz oldu. Çok evlenen oldu, ağır kayıplarımız oldu. Ama hep birlikteydik. Teknik ekibi hiç kırmadığımı düşünüyorum, bir aile gibi olduk. Şimdi bitiyor, çok yoruldum o bir gerçek. Ama geçen gün aynanın karşısına geçtim ve 'Bir daha Feride'yi oynayamayacağım' diye düşündüm. Sanki ben burayı bırakacağım ama buradaki hayat devam edecekmiş gibi hissettim. Feride gibi kadınları oynamak zor. Tek boyutlu bir yerden bakarsan, soğuk ve köşeli bir karakter çıkabilirdi. Altıncı bölümden sonra, ilk çay bahçesindeki sahnemizden sonra Feride ve Mahir'e döndü hikaye. Senaristlerimiz çok malzeme verdiler. Kenan'la çok iyi anlaştık. Çok disiplinli biri, bir günden bir güne sahnelerimiz aksamamıştır. Sahnenin öncesinde konuşuruz. Olabildiğince gerçeğe en yakın noktada buluşmaya çalıştık Kenan'la. Yönetmenlerimiz bizi çok özgür bıraktı ve desteklediler. Mahir ve Feride'yi çok sevdi seyirci, şimdi gidiyor olmak, bu platoya bir daha gelmeyecek olmak çok zor. Karadayı'sız bir hayat nasıl olacak emin değilim.

- En uzun işin bu...
- 115 bölüm çektik. Bundan sonra bir daha böyle uzun dizi sektörde zor. Bir Çetin Tekindor'la üç senemi geçirdim. Çetin Abi her gün gelip yanaklarımı sıkar, 'Yanakların benim yüzümden eskiyecek' der... Biz çocuk gibi eğlendik bu sette. Kenan'la gerilmelerimiz de oldu elbette. O da dik, ben de dikim. Ama ben onu idare etmeyi öğrendim, o beni çok idare etti. O açlığa dayanamaz, ben soğuğa... Gece çalışınca, çocuk gibi uyuyakalırım.

- Birlikte bir anınız var mı, bizimle paylaşacağın?
- Yılbaşında tüm ekip gibi ben de sabaha kadar eğlendim, uyuyamadım. Sabah tüm gün sürecek çekimimiz var. Geldik herkes kötü durumda. Ben arabadayım ve gözüm açık uyuyorum. Kenan vurdu cama... Çıkardı beni arabadan, kolumdan tutup bir koşturdu... Settekiler şaşırdı. Ama kendime geldim. Çok yüksek enerjisi olan biri.

- Hiç küstünüz mü?
- Bir şeye alındım ya da bozuldum. Ertesi gün gelirim sete. 'Günaydın' der domuz domuz dururum, O 'Ne yapıyorsun sen' diye gönlümü alır. Küslüğe dayanamıyor, çok vicdanlı biri. Bir keresinde kar topu attı bana ama epey sert! Komik biri, çok güzel anlar geçirdik. Çok şey öğrendim bu setten, okul gibi... Ama bir türlü not almadım yaşadıklarımı, pişmanım şu an. Ama zamanla yarışıyorduk.

- Bu karavanda neler yaşandı?
- Bu karavan ev gibidir. Sabah gelirim, hemen makyaj masasına otururum. Hiç oyalanmam saçım makyajım yapılır. Müziğimiz vardır mutlaka. Kahvem vardır. Ve herkes mutlaka bir kahveye uğrar bana. Bir abur cubur sepetim vardır, gece sahnelerde ben söylemeden onlar getirilir bana. Bu karavanda biz çok güldük, çok ağladık, çok krizler yaşandı. Ama burası setteki evim gibi oldu. Karadayı ile çıta çok yükseldi. Bakalım neler olacak bundan sonra...

KENAN İMİRZALIOĞLU: BU SEVDANIN BANA BİR İZİ KALDI

- En kısa işin iki sene sürüyor, Karadayı üçüncü yılında final yaptı... Bir sırrın var mı?
- Şu dönemde bir diziyi üç yıl devam ettirmek mümkün değil. Çok şükür üçüncü yılın sonuna, zirvede ve alnımızın akıyla geldik. Ne mutlu bize. Bir taraftan da bu işler kısmet. Yarın öbür gün benim de dizim yayından kalkabilir ama bugüne kadar böyle bir şey yaşamadım. İnşalah böyle devam eder. Birçok dizi yayına giriyor, emek veriliyor ve dört-beş bölüm sonra yayından kalkabiliyor.

- Nasıl hissettiriyor dizinin bitişi?
- Biraz mezuniyet gibi. Üniversiteden mezun olursunuz, okuduğunuz sürece amaç finale ulaşmaktır ya, şimdi sonu geliyor ama mezun olup arkadaşlardan ayrılmanın burukluğunu yaşıyorum. Diplomayı almanın onurunu ve gururunu yaşıyorum ama buruk ve hüzünlüyüm. Bunu alnımızın akıyla bitirdik, önümüzdeki işlere bakacağız.

- Anılar birikti mi?
- Bu iş adaleti arayan ve sorgulayan bir işti. Adalet misyonu çok önemliydi. Bir de Mahir Kara'nın Feride'ye olan sevdası inanılmazdı. Bir kadın nasıl sevilir, nasıl aşık olunur, nasıl cümleler kurulur, Mahir gibi güçlü, dışardan bakıldığında maço diyeceğimiz bir adamın, 'Ben benin kulun da olurum, kölen de olurum' demesi... Feride Mahir'e, 'Ne oldu Mahir Kara, biz seni kabadayı bilirdik' diyor, Mahir de, 'Bir dilbere aşık oldu ahu gözlü, ondan sonra muma döndü' diyor. Bir erkeğin kendini böyle ifade edebiliyor olması çok özeldi. Önceden böyle diyalogları söylemekte zorlanırdım ama Mahir'e o kadar çok yakışıyor ki bu cümleler... Bir taraftan dünyaya meydan okuyor ama Feride'nin gözlerinin içinde eriyor. Bu sevdanın bana bir izi kaldı. Mahir'in aşık olma şeklini çok sevdim. Herkes seviyor da, nasıl sevdiğin önemlidir ya aslında. O iz ben de kaldı.

- Açlığa dayanamamanla ilgili herkesin söyleyeceği bir şey var... Üç yıl boyunca mevzu olmuş açlık durumun...
- Bende hipoglisemi olduğu için, çok zordu. İlk iki sene 'İlk işim karnımı doyurmak, ikinci işim oyunculuk' derdim. İki saatte bir bir şeyler yemem gerekiyordu. Yoksa kalıyordum, ezberimi unutuyordum. Bir anda fiş çekilir gibi oluyordu. Farkında olmadan agresifleşiyordum, sinirlendiğim zamanlarda da Bergüzar uyanıyordu duruma, 'Kenan'a yiyecek bir şey getirin' diyordu. Bu senenin başında, aç karnına çörekotu yağı kullanmaya başladım. Bundan sonra ekiple birlikte yemek yiyorum, onlarla birlikte açıkıyorum.

- Bergüzar Korel'i sette koşturmuşsun... Kartopu fırlatmışsın arkasından...
- Uykusuz gecelerin sonunda birimizden biri düşükse, diğerini ayaklandırmak için bir şeyler yapıyorduk. O konularda çok akıllı durmuyorum açıkcası. Onun da anlattığı gibi, uykusuz olduğu bir çekim günüydü, uykusu olduğu için sahne düşük oluyordu. kaldırdım, yüz metre depar attırdım, kendine geldi. Kar gördüğümde çocukluğum aklıma geliyor, köyde de büyüdüğüm için yaptığım kartopu da sert olur. Bergüzar'ın arkasından attım, sırtına geldi. Neyse ki bana karşı sabırlı ve toleranlıydı. Aramızda uzun süren küslük olmazdı. Zaten ben dayanamam uzun süren küslüğe. Çok keyiflidik. Tam ekip gibiydik, herkes enerjisi düşük olanı yükseltmek için elinden geleni yapardı. O yüzden de, bu sinerji ekrana da yansıdı.

- Ne yapacaksın şimdi?
- Bir süre dinlenip, ekrana dışardan bakmak istiyorum. Bu sürelerde dizi yapmak istemiyorum. Sektörün bu çalışma şekli değişmezse, diziler 60 dakika olmazsa dizi yapmayacağım. Çünkü birilerinin bunu yapması ve söylemesi gerekiyor. Şu anda 85 ülkeye dizi satıyoruz, bu şekilde gidersek bu pazara kaybedeceğiz. Bu aslında kendimden daha çok sektör için yapılan bir hareket. Bir dönem Brezilya dizileri izlerdik, ortadan kalktı. Kendilerini yenileyemediler. Daha iyi işler yapamadılar. Amerika'dan sonra dünyada en çok dizi satan ülke Türkiye, biz hazır böyle bir gücü elde etmişken, bunu daha verimli hale nasıl getiririz diye düşünmemiz lazım. Tek yapılması gereken kreatif insanlara biraz zaman tanınması.

- En zorlandığın sahne hangisiydi?
- Bu senenin başındaki sahne... Çok ağırdı. Anne ve yeğen kaybedilmiş. Mahir Kara evleneceği gün, bunları yaşadı. 10 gün çok zordu, her sahnede ağlıyordum, başım ağrıdı o 10 gün. Samimi olması için içinde olman lazım. Mahir'le yeğeninin arasında geçen, yeğenimle geçen sahneleri düşündüm; onun bana 'Karadayım' deyişini düşündüm. Onlar çok dokunaklı hale getirdi.

- Kolay ağlar mısın?
- Özel hayatımda çok kolay ağlamam. Duygusalımdır, gözlerim kolay dolar ama ağlamam. Ağlama işini sette hallediyorum.

Cem Özkan/ Yapım Koordinatörü


Çetin Abi kızarken de kibar


Oyuncularımız arasında sorunlu insan yoktu. Üç senenin verdiği güven ve aile ortamı hakimdi.
Bizim çocukların en önem verdiği kişi Kenan Abi'dir. Onu aç bırakmayacaksın, açsa set paydos bile olabilir. Düşüyor, verim alamıyorsun ve olduğu yerde kalıyor. O anda ona hemen acil yemek hazır bulundurulması lazım ki sahneye devam edebilelim. Bu da et olacak kesinlikle. Çekim yapılan yerin yakınında, saat kaç olursa olsun et yapan açık bir restoran bulunması lazım. Önceden haber verip açtırıyoruz mekanları.
Kenan Abi'ye dürüst davranacaksın. Açık yüreklilikle davrandığın zaman yaptıramayacağın şey yok!
Bergüzar, bizim kız. Onda hiçbir problem yok, her şeyi aşabiliyorduk. Çocuğunu özlüyordu, fırsat buldukça sete getirtirirdi oğlu Ali'yi. Geç saat olduğunda, 'Çocuğumun yanına gitmem gerek' derdi, biz panik olurduk.
Çetin Abi kibar adam. Kızdığı zaman bile, o kızgınlığını öyle kibarca söyler ki... Çok büyük istekleri, talepleri yok. Bizimle yer, içer, esnaf adam!
Uluç Bayraktar, harika biri.

Kostümünden, ışıkçısına bir ekiptik. Yoksa bu kadar uzun süren bir iş olamazdı. Aileyiz ve birbirimizi çok iyi tanıyorduk.

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Karadayı'ya veda
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz