X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Saç dökülmesine nanoteknolojili çözüm
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Saç dökülmesine nanoteknolojili çözüm

  • Giriş Tarihi: 27.10.2014 11:59
Saç dökülmesine nanoteknolojili çözüm
Saç dökülmesine nanoteknolojili çözüm

Ankara Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi araştırmacıları, nanoteknolojiyle işledikleri doğal bitki özleri sayesinde dökülen saçların 5. günden itibaren yeniden çıkmasını sağlayan yeni bir teknoloji geliştirdi.

Geliştirilen teknolojiyle ilgili AA muhabirine bilgi veren Nanomaks Ar-Ge Direktörü Sezen Demirtaş, gram mertebelerinde çalışılan nano üretimde yüksek tonajlı üretim için alt yapı kurduklarını ve böylece kilogram ve ton mertebelerinde üretim yapar hale geldiklerini ifade etti.

AÜ Teknoloji Geliştirme Bölgesi'nde bir araştırma laboratuvarları kurduklarını ve burada nano yapılarla ilgili dünya çapında araştırmalara başladıklarını dile getiren Demirtaş, nanometre boyutuna indirgenmiş etken maddelerle çok çarpıcı sonuçlar elde ettiklerini söyledi.

Demirtaş, bunlardan birinin yara iyileşmesinde patolojik testlerle de doğrulanan gözle görülür bir hız elde ettiklerini belirtti.

Nano boyuta indirgedikleri doğal etken maddeleri saça özel bir solüsyonla uygulayarak saçların daha kalın ve gür olarak yeniden çıktığını gözlemlediklerini bildiren Demirtaş, "Organik kökenli etken maddeler aynı etkiyi normal boyutlarında gösteremedi. Erkek denekler üzerinde yaptığımız çalışmaların hepsi 5. günden itibaren etki göstermeye başladı" dedi.

Saç dökülmesinde aslında saç köklerinin sağlam kaldığını, ayva tüylerin zayıflaması nedeniyle saçların uzayamadığını ifade eden Demirtaş, geliştirdikleri teknolojide bu ayva tüylerini doğal ürünlerle besleyip kalınlaştırdıklarını ve böylece yeniden uzamalarını sağladıklarını söyledi.

Demirtaş, teknolojileriyle ilgili şu bilgileri aktardı:

"Saç derisindeki kolojen yapının üretimi yaşla birlikte azalıyor. Yeni saç üretimi zaman alıyor. Geliştirdiğimiz teknoloji ise çocuklarda olduğu gibi doku yenilenmesini hızlı ve sürekli hale getiriyor.

Aldığımız patolojik sonuçlara göre, kolojen yapı üretimi için gereken ve hali hazırda geliştirilen doğal maddeler, direkt saç çıkan bölgeye uygulandığında derinin altına işleyemediklerinden kolojen yapı üretemiyorlar. Biz ise laboratuvarlarımızda bu doğal malzemeleri nanoteknolojiyle bir kaç işlemden geçirdik ve bu yapıların etkin hale gelmesini sağladık."

KULLANMAK İSTEYENDEN FOTOĞRAF TAAHHÜDÜ İSTENİYOR

Demirtaş, teknolojinin denekler üzerinde uygulanmaya başladığını dile getirerek, "Nanoteknolojiyle hem bu doğal yapıları etkinleştiriyoruz ve 5. günden itibaren çok hızlı şekilde saçlar çıkmaya başlıyor. Bir iki haftada ise gözle görülür bir etki görünüyor. Sadece 5-10 damla damlatıp karıştırarak uygulanıyor. Böylece çok hızlı ve etkin bir çözüm üretmiş olduk. Aynı teknoloji dökülen kaşlar ve sakal için de uygulanabilir" dedi.

Geliştirdikleri ürünün doğal ve bitkisel özler olduğundan herhangi bir yan etkisinin de bulunmadığına işaret eden Demirtaş, "Biz hala deneme safhasındayız. Özellikle saçlarında sorun olanlar solüsyondan istiyorlar. Biz üretebildiğimiz kadarını deneklerimize vermeye çalışıyoruz. Ancak laboratuvar üretimi çok hızlı olmadığı için çok fazla numunemiz elimizde olamıyor. Bu nedenle deneklerimiz sınırlı sayıda kalıyor. Bir de solüsyonu kullananlardan saçlar çıktıkça belli sürelerle fotoğraflarını alma taahüdü alıyoruz" dedi.

NANOTEKNOLOJİYLE HAYAT OLUMLU YÖNDE DEĞİŞECEK

Demirtaş, teknolojilerini 6 ay süreyle daha denekler üzerinde uygulayacaklarını ve bütün sonuçları alıp, klinik testleri tekrarlayacaklarını dile getirerek, sonuçları ayrıca değişik ülkelere gönderip tekrar bir kontrol yaptıracaklarını söyledi.

Teknolojinin etken maddesinin doğal yapılar olduğu için bir alerjen ya da iritan bir durum beklemediklerini ifade eden Demirtaş, şunları kaydetti:

"Bu teknolojiyle, sadece kozmetik ve tıp alanında değil, tarım, hayvancılı, tekstil, savunma sanayi, maden gibi alanlarda da çok yaygın uygulamalara olanak sağlayabileceğiz. Herhangi bir kimyasal, hormonal ya da genetik etki yaratmadan, tamamen fiziksel özelliklerin nano boyutlarda daha etken olması prensibine dayanan nanoteknoloji ile hayatımızda çok önemli olumlu değişikliklerin olacağından eminiz"