YAZARA MAİL GÖNDER Bölünme korkusu? Birleşme cesareti!

YAZARLAR

Geçenlerdeki bir yazımda bir politikaya "çelişkili" demekle "yanlış" demek arasında büyük bir fark bulunduğunu, stratejiye uygun geri adımlar atılabildiğini ama Ankara'nın Ortadoğu politikasının çelişkili olmadığını anlatmaya çalışmıştım.
Peki, bu politika doğru mu, yerinde mi, gelecek vaat ediyor mu?
Ben Kürtleri, Türk zihniyetine ve kültürüne yakın bir halk olarak görüyorum. Kürtçe konuşana dek, bir Kürt ile bir Türk'ü birbirinden ayırmak zor...
Buna karşılık, benim gözlemlerime göre... Türkçede çok sayıda Arapça kelime bulunmasına rağmen, Arap zihniyeti ve kültürü "bize" Kürtlerinki kadar yakın değil.
"Peki ya din" diye sorarsanız... Farklı kültürler, aynı dini farklı biçimlerde, değişik atmosferlerde yaşıyor. Türklerin, dini yaşama biçimleri, Araplardan ziyade Kürtlere daha yakın...
Bu ve benzeri verilerden yola çıkarak, Ankara'nın, Sünni Araplara değil, Kürtlere yakın durmasının daha iyi sonuçlar doğuracağını sanıyorum.
Habere göre, askerler, Hükümete, "İç karışıklıklar çıkabilir, Türkiye bölünebilir, tedbir almalıyız" demiş. Yani 1990'lı yıllar geri geliyor. Askerin o politikalarının nelere mal olduğunu biliyoruz.
Tam tersini düşünüyorum ben: Ankara, ulus- devlet anlayışında revizyona giderek, Kürt yanlısı bir politika izlese, aynı şey olmaz. Bölünme korkusu yerine, birleşme cesareti daha yararlı değil mi?
İşin içine asker girdiyse, tren kaçtı demektir; o da ayrı konu.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.