YAZARA MAİL GÖNDER Yıkamazlar

YAZARLAR

Daha önce çok söyledik ama bir kere daha toparlayalım:
Türkiye'nin güçlenmesini (esas olarak mal satmak amacıyla) istediler ama çok fazla da güçlenmesini istemediler. Bunun bir sınırı olmalıydı, o sınırı da kendileri belirleyeceklerdi.
Amerika, Avrupa, İsrail ve İran'ın çıkarları bu noktada kesişti, örtüştü.
Ortadoğu'da söz sahibi olmaya kalkan, "kendi kontosuna iş tutan" bir Türkiye hepsi için tehdit sayılırdı.
Hele bir de Türkiye Rusya'yla, Çin'le "flörte" başlayınca ziller çaldı.
İşte bu nedenle, birtakım Kemalist ahmaklar "Atatürk Ortadoğu'ya ne güzel sırtını dönmüştü, şimdi de öyle yapalım" diye yazılar yazarken, birtakım ajanlar da Ortadoğu politikamızı kıyasıya eleştirmeye giriştiler...
Hedefte tek adam vardı tabii: Recep Tayyip Erdoğan.
Erdoğan aynı zamanda "gittikçe güçlenen Anadolu sermayesi" demekti. Böylece, bu rekabetin dizginlenmesini, hatta yokedilmesini isteyen İstanbul sermayesinin de ayağına basmıştı.
Hepsi biraraya gelip bir "geniş cephe" oluşturdular:
İstanbul sermayesinin sözcüsü Aydın Doğan ve onun paralı askerleri...
Kendini kullandırtan, ruh ve akıl sağlığı pek de yerinde olmayan, perde arkasının teşvikiyle boyuna posuna bakmadan bir de hükümet devirmeye kalkan bir din adamı...
Kimisi o örgütten, kimisi Amerikan gizli servisinden, kimisi Ermeni diasporasından bile yemlenen, "Kürtler'i gönderelim, biz küçülerek Avrupa'ya koşulalım" diyen "liberal entel" takımı...
Kıvrandıkları kompleksler içinde "niçin bizim sözümüzü dinlemiyor" diye yürekleri kara nefret bağlamış mütefekkir bozuntuları...
Her gördüğü arbedeye elinde tuzlukla seğirten füsülük Cihangir çocukları...
Kendi başına varolamayan ve hakareti politika sanan çapsız muhalefet...
"Terörle mücadele edilecekse biz ederiz, size de ne oluyor?" kafasında giden Türk faşistleri...
Ortak amaçları Türkiye'yi eskiye döndürmektir, çıkarlar farklılık gösterebilir:
İstanbul sermayesinin istediği gibi at oynatacağı, hükümetler kurup hükümetler devireceği eski Türkiye...
Bürokrasinin gene efendi olacağı, bildik Türkiye...
Orta gelişmiş ama daha fazla gelişmemiş, uysal, "haddini bilen" Türkiye...
İsrail'e asla kafa tutmayan bir Türkiye. Arap dünyasının ezilenlerine sahip çıkmaya çalışmayan bir Türkiye.
İşte bunun için, Konya stadyumunun "dünyanın en iyi beş stadı" arasına girmesine pek ses çıkarmıyorlar ama "yeni İstanbul Havaalanı'nın Uzakdoğu'ya hava trafiği dağılımını Frankfurt'un elinden alacak olması" onları çıldırtıyor.
"Yaptırmayacağız" diye bağıran ve kendini solcu sanan zavallı budalalar nasıl kullanıldıklarının farkında değiller, 1971 ve 1980 öncesi nasıl kullanıldıklarının farkına varamamış babaları gibi. "Kalkınma kapitalist yoldan olacaksa hiç olmasın" kafasında giden solcuları da burada adam yerine koyacak değilim.
Erdoğan'ı şimdi hem yeniden şiddetli bir eyleme geçen PKK marifetiyle, hem de son yıllarda küllenmiş ve yeniden dillendirmeye çalıştıkları "darbe tehdidiyle" yıkmayı deniyorlar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.