YAZARA MAİL GÖNDER Krizleri de, bunların üstesinden gelmeyi de bilenlerdeniz

YAZARLAR

Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşı olmak bu coğrafyada bir ayrıcalıktır. Sınır komşularımızın yaşadıkları serüvenleri bir düşünün... Bu serüvenler bize kitlesel göçler ya da sığınmalar şeklinde yansımadı mı?
Ama Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak denilen ayrıcalığın kıymetini bilmeyenler demek ki az değilmiş... Baksanıza Kobani'yi Türkiye'ye taşımayı deneyenlerin sebep oldukları yıkımın maddi bilançosuna... İkisi polis olmak üzere 31 kişi öldürülmüş. 221 vatandaş ve 139 polis yaralanmış. 1114 bina ve 1179 araç yakılmış...
Bir de manevi hasar var ki, bunu sayılarla listelemek mümkün değil...

Manevi hasar bilançosu
Örneğin derin toplumda "Barış Süreci"ne karşı verilen destek, yara almadı mı? Kalıcı ve demokratik bir çözüme ulaşmak için kendileri ile diyaloga girilen kesimlerden bazılarının, aslında çözüm değil kavgadan yana oldukları ortaya çıkmadı mı? Demokrasimizin vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerimizden bazılarının, iç barışı sabote edenlere ve kentleri yangın yerine döndürenlere destek verdiklerini görmedik mi?
Bu arada çok önemli bir nokta da Abdullah Öcalan'ı ilgilendiriyor. Öcalan'ı ziyaret eden kişilerin, bu ziyaretleri ertesinde kamuoyuna aktardıkları mesajlar demek ki her zaman gerçeği yansıtmıyor... Örneğin son olayları ateşleyen gelişmelerin başlangıcını Yıldıray Oğur, dünkü Türkiye'de şöyle özetlemişti:

Mesajın sonuçları
"- İmralı'ya gidip Abdullah Öcalan'la görüşen kardeşi Mehmet Öcalan'dan beklenen açıklama geldi. Ayaküstü, irticalen, Öcalan'ın kendisine söylediğini iddia ettiklerini anlattı, bir tür yol verme olarak yorumlanacak o kritik cümleyi kurdu: 'IŞİD'in olduğu yerde ve Kürtlerin yaşadığı bölgede nerede bir IŞİD varsa sonuna kadar direnilecek.' Sonra HDP akşam acilen toplandı ve işaret fişeğini çaktı: '7'den 70'e bütün halklarımızı sokağa, alan tutmaya ve harekete geçmeye çağırıyoruz. Bundan böyle her yer Kobani'dir'...
- Eğer önceki gece bir devlet heyeti İmralı'ya gidip Öcalan'ın, bu kez kardeşinin ağzından değil bizzat kendi el yazısıyla kendi arzusuyla yazdığı 'Durdurun' mesajını Demirtaş'a ulaştırmasaydı bu cadı avı, 2014'te yaşadığımız bu 6-7 Eylül hadisesi kim bilir kaç can daha alacaktı."

İt ürür kervan yürür
Evet... Çözüm bulunması gereken böyle durumlar da var gündemde... Eğer Öcalan gerçekten çözümün mimarından biri olarak anılmak istiyorsa, mesajlarını toplumuna doğru iletecek insanları da seçmelidir.
Bütün bu gelişmelerin ertesinde yine de kronik kötümserliğimizi sürdürmekten yana değiliz... "İt ürür kervan yürür" diyerek, belleğimizdeki buna benzer deneyleri hatırlamanın ve sonunda bunların üstesinden gelindiğini bilmemiz gerekiyor... Neticede sorunlarla ve krizlerle yaşamak kadar bunların üstesinden gelebilmek de, belleklerimizdeki bilgiler arasındadır.
Özetle Türkiye ne Suriye'dir ne de Irak'tır... Onlar gibi olmamızı isteyenler ve olayları körükleyenler, "Aklını yitirmiş hain bozuntuları" listesinde hayatlarını geçireceklerdir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.