YAZARA MAİL GÖNDER "Kuşku" kanıtlanmış gerçeklerden kaçışın yolu mudur?

YAZARLAR

Bilinmeyenleri bilmek ve keşifler yapmak için itici güç tabii ki "Kuşku"dur... Ama yaşadığınız ve gözünüzün önündeki gerçekleri de kuşkuya konu ederseniz, gülünç olursunuz...
Örneğin hâlâ "17-25 Aralık darbe girişimi"nin iktidarın yolsuzluklarını açığa çıkarmak üzere gerçekleşen ve vicdanlı savcılarla polisler tarafından icra edilen bir operasyon olduğunu düşünüyorsanız... "Pensilvanya Örgütü"nün bu tür girişimlerle ilgisi olduğu iddialarını kuşku ile karşılıyorsanız...
Sizdeki kuşku ya saflığınızı kanıtlar ya da işlediğiniz suçları ve ayıpları örtmek için kuşkuyu kullananlardan birisinizdir.
"Kuşku"yu hukukta kullananların ve "Makul şüphe" kavramını mücrim müvekkillerini savunmak için istismar eden avukatların öykülerini belki bilirsiniz... "

Makul şüphe" denemesi

Bunlardan birinde Amerikalı avukat cinayet işlemekle suçlanan müvekkilini savunmak için söz alır. Jüriye hitap ederken "Müvekkilimin öldürdüğü iddia edilen kişi, bir dakika sonra duruşma salonuna girecek" der. Jürinin üyeleri gözlerini kapıya dikip beklemeye başlarlar ama avukatın söylediği gerçek olmaz. Katledilen kişi mahkeme salonuna gelmez.
Birkaç dakika sonra avukat yine konuşur,
- Size makul şüpheyi hatırlatmak için biraz önceki sözleri söyledim. Yani hepiniz gözlerinizi kapıya dikip müvekkilimin öldürdüğü iddia edilen kişinin salona girmesini beklediniz.
Kısacası müvekkilimin aklanmasını istiyoru
m, der. Kısa süre sonra jürinin kararı açıklanır. Sanık cinayetten suçlu bulunmuştur. Bu kararı duyan avukat itiraz eder. Jüri üyelerine hitaben "Siz de kuşkuluydunuz, hepiniz öldürülen adamın salona girmesi için gözlerinizi kapıya dikmediniz mi" der. Bunun üzerine jürinin sözcüsü ayağa kalkar ve avukata "Ama sizin müvekkiliniz başını çevirip hiç bakmadı kapıya" diye cevap verir.

Hiç kuşku duymayanların dünyası

Bizim siyasal yaşamımızda kuşku duyulması ve araştırılması gereken durumları umursamayan ve buna karşı göz önündeki gerçeklerden kuşku duyanların çokluğu bazen insanı şaşırtıyor. Örneğin "Acaba Deniz Baykal'ın kasetle devrilip yerine bir günde Kemal Kılıçdaroğlu'nun ikame edilmesinde kuşkulu bir durum var mı" diyen CHP'lilere çok sık rastlıyor musunuz? "Bir genel seçim arifesinde MHP'nin önde gelen isimlerini kasetlerle tasfiye edenler acaba kimlerdi" diye kuşkulandı mı bu partinin geride kalan önde gelenleri?
- Acaba o beddualar, aslında Türk demokrasisinin seçilmişleri için seslendirilen hayır duaları mıydı?
- Siz hâlâ Pensilvanya Örgütü'nün sadece hizmete dönük faaliyetler içinde bulunduğuna mı inanıyorsunuz?

Kanatlar ne için?
- Bütün o gizli dinlemelerin gerekçesinin vicdanlı savcılarla polislerin dinlenilen kişilerin suçlu olduklarına ilişkin kuşkuları olduğunu mu düşünüyorsunuz?
Cennetin kapısındaki adam her anlatılana inanan ve yaşamı boyunca aldatılan saf bir insan olduğunu kanıtlarıyla anlatınca, kapıdaki meleklerden biri ona bir çift kanat getirip "Bunları sırtına tak" demiş. Adam heyecanla "Ben de melek mi oluyorum" diye sorunca, "Hayır kaz oluyorsun" cevabı verilmiş ona.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.