YAZARA MAİL GÖNDER Erdoğan'a saldırarak ezik egolar onarılamaz

YAZARLAR

7 Haziran genel seçimlerinde çok farklı iç ve dış odakların ana hedefi Cumhurbaşkanı Erdoğan'dı... Olaya siyasal değil de Freudiyen açıdan bakmayı denersek, Cumhurbaşkanı Erdoğan bu kesimlerin bir çeşit ruhsal saplantılarını da oluşturuyordu.
Galiba burada biraz "İd", "Ego", "Süperego" benzeri ruhbilim kapsamındaki kavramlara da eğilmemiz gerekiyor. Freud'un sözlüklerimize soktuğu "Ego", kişinin içindeki her çeşit açlığını ve kontrol edilemeyen güdüsel davranışlarını, yani ilkel benliğini simgeleyen "İd"i, gerçekleri devreye sokarak dengeler. Burada toplumun geleneklerini, tabularını, yasaklarını simgeleyen "Süperego" da, "Ego"ya destek verir.

Adı ego olan köpek

Ruhsal sağlık, bireyin egosunu gerçeklerle dizginleyebildiği ölçüde sağlanır. Ama bu her zaman mümkün değildir. Alman filozof Nietzsche'nin "Hangi dağa tırmansam peşimden adı ego olan köpek de gelir" dediğini hiç unutmayalım.
Eğer kişinin egosunun en fazla şiştiği durumları sıralamaya çalışırsak, herhalde "İktidar", "Servet", "Şöhret" gibi olguları bu listenin başlarına yerleştirmemiz gerekir. Ve bu sıralamaya göre Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı da, rol modeli olarak görebiliriz...

Erdoğan'a saldırmak

Oysa durum tam tersi... Gerek siyasal gerekse bireysel hayatları tatminsizliklerle dolu sayısız kişi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a saldırarak egolarını onarmaya seçim sonrasında da çabalamaktalar. Buna karşı Erdoğan gerçek siyasi başarılarla güçlenen egosunu değil, ülke gerçeklerini seslendiriyor. Dün "Uluslararası Öğrenciler Mezuniyet Töreni"nde yaptığı konuşma bunun kanıtı değil mi?
İşte Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları:

Hesap veremezler
"- Türkiye'yi hükümetsiz bırakanlar bunun hesabını veremezler. Anayasal süreç içinde herkes egolarını bir kenara koymalı ve bir an önce hükümet kurulmalıdır. Üzerime düşeni yapacağımı Baykal'a söyledim. 7 Haziran seçimlerinin hayırlara vesile olmasını diliyorum. Seçimlere yüzde 87 oranında katılım olması demokrasiye olan inancı göstermektedir. Demokrasiyle yönetilen hiçbir devlette bu kadar katılım yoktur.

Sonuca saygı
- Ortaya çıkan sonuç milletin iradesidir. Herkes ortaya çıkan sonuca saygı duymak zorundadır.
Tek bir partinin hükümet kuramadığı bu tablo kesinlikle Türkiye'nin hükümetsiz kalacağı anlamına gelmiyor. Tüm partiler serinkanlı düşünmeli sorumluluk almalı. Tüm odaklar bir kez daha hayal kırıklığına uğrayacaklar."

İyimseriz
Türkiye'nin gerçeklerini, ülkenin dirliğini, istikrarını ve geleceğini hiç düşünmeyen ve Erdoğan takıntılı ruhsal sapkınlıklarına esir olan eziklerin köşelerinde veya sosyal medyadaki güdüsel davranışlarına fazla kulak vermeyin... En güçlü ve en başarılı siyasal figür, kendisini hedef alan ezik saldırganları görmezden gelip aklın ve itidalin yolunu gösterebiliyorsa, bu ülkenin yarınına kötümser bakmanın anlamı yoktur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.