YAZARA MAİL GÖNDER Barzani ile dayanışma zamanı

YAZARLAR

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) 'ekonomik şahdamarı' olan petrolü Türkiye'ye taşıyan Kerkük-Yumurtalık Petrol Boru Hattı'na, 29 Temmuz'da PKK tarafından saldırı düzenlendi. PKK, ertesi gün internet sayfasında saldırıyı üstlendi.
Bunun üzerine IKBY Başbakanlık Ofisi'nden bir açıklama yayınlandı ve saldırı kuvvetli biçimde kınandı. Açıklamada PKK, "Kürt milletinin rızkını sabote etmekle" suçlandı. Ardından IKBY Parlamentosu'ndaki diğer partiler de saldırıyı kınadı. Bunun üzerine PKK geri adım atarak, kendi 'resmî' sitesinde üstlendiği saldırıyı 'yerel birimlerin kendi inisiyatifleriyle' yaptığını açıkladı.
Aynı günlerde TSK'nın Kandil harekâtında Zergele isimli PKK Eğitim Kampı'nın vurulduğu sırada sekiz sivilin de can verdiği iddia edildi. IKBY Başkanlığı da bu vahim iddiayı doğruladı.
Nitekim Türkiye Dışişleri de, '90'lara dönülmeyeceğini' tekrar kanıtlarcasına konu hakkında açıklama yaparak, "sivil kayıplar da meydana geldiği yönündeki haberler üzüntüyle karşılanmış ve haberlerde ileri sürülen iddialar hakkında inceleme ve araştırma başlatılmıştır" dedi. Aynı gün Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanlık Ofisi, yani Mesud Barzani tarafından yapılan açıklamada sivil ölümleri kınanırken, onları 'canlı kalkan' olarak kullanan PKK'ya da "Sivil ölümlerini engellemek amacıyla PKK, Irak Kürdistanı'ndan çıkmalıdır" çağrısı yapıldı. Bu Barzani'den gelen ve ateşkesi bozanın PKK olduğunun altını çizen açıklamadan sonraki en güçlü uyarıydı.
Bu gelişmelerin ertesinde, Barzani'nin Kürdistan Demokrat Partisi'nin (KDP) rakibi olan ve İran'a yakınlığıyla da bilinen Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) açıklama yaparak, KDP'nin "Başkanlık meselesini yasal çerçevede ele almaması durumunda hükümetten çekilebileceklerini" bildirdi.
Daha önce 7 Haziran seçimlerinin hemen ertesinde İran'a yakın KYB ve Goran Hareketi'nin IKBY Parlamentosu'na sundukları yasa değişikliği teklifiyle Barzani'nin Başkanlık yetkilerini budamaya ve ülkeyi parlamenter rejime götürmek istediklerini, özetle "Barzani'yi de Başkan yaptırmayacağız" dediklerini yazmıştım.
IKBY'nin geçtiği bu zor günlerde KYB ve Goran, Barzani'yi kısıtlamak için yeniden harekete geçti. KYB Grup Başkanı Begerd Talabani, "Goran Hareketi, İslami Birlik (Yekgırtu) ve İslami Toplum (Komel) partileriyle mevcut hükümeti feshedip yeni çoğunluk hükümeti kurabiliriz" tehdidinde bulundu. Her ne kadar bu tehdit Kılıçdaroğlu'nun "%60'lık blok" hayalini andırsa da, uygulamaya konduğu takdirde Türkiye'nin bölgedeki en güçlü müttefiki IKBY'nin zayıflamasına ve İran-Suriye hattına eklemlenmesine yol açabilir.
Türkiye'nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Barzani ile dostluğunu tazeleme, ayrıca Komel ve Yekgırtu ile ilişkilerini geliştirme yönünde adım atması gerekiyor.
Tam su satırları yazmıştım ki İran Devrim Muhafızları Komutanı Kasım Süleymani'nin, KYB ve Goran ile görüşüp ülkesinin görüşünü aktardığı haberi ajanslara düştü. Süleymani, "Başkanlık meselesi Kürdistan Bölgesi'ni meşgul etmemeli. Bütün imkânlar IŞİD'e karşı mücadeleye sunulmalı. Bölgenin genel olarak istikrara ihtiyacı var ve biz de istikarar istiyoruz. Sayın Mesud Barzani'nin şahsiyeti bu tür tartışmalara kurban edilmemeli" demiş.
Bu açıklama, hem KYB ve Goran'ın direkt olarak İran'dan talimat aldığını hem de İran'ın DAEŞ'le mücadele adı altında Barzani'yi de 'kanatları altına' almaya çalıştığını gösteriyor. PKK'nın Türkiye'ye saldırmaya başladığı gün Ruhani'nin Kürdistan vilayetini ziyaret ettiği konuşmasında, "Biz Kürdistan'ı korumakla kalmayıp Erbil, Duhok ve Süleymaniye'yi de savunup bölgeyi teröristlerden temizleyeceğiz" dediğini unutmayalım.
Türkiye, IKBY ile ilişkilerini geliştirmeli ve dayanışmasını yükseltmelidir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.