YAZARA MAİL GÖNDER Gül’ün siyasete dönüşü ve Maradona gerçeği

YAZARLAR

Dün Abdullah Gül'ün 7 Haziran 2015'te AK Parti'den milletvekili olacağını yazdım. Gül'ün siyasete dönmesi her açıdan Yeni Türkiye'nin lehinedir. Gül'ün siyasete dönüşünün bir kısım medyada spekülasyonlara yol açacağı muhakkaktır. Fakat hem Gül hem de Ahmet Davutoğlu son derece rasyonel ve analitik zekâlı iki devlet adamı olduğundan ötürü bu spekülasyonlar boş çıkacaktır. Gül'ün siyasete dönüşü hem AK Parti için hem de yeni dönemde kurulacak yeni yönetim için bence çok yararlı ve teşvik edici olacaktır...

***

Dünkü yazıda bahsettiğim sigorta devlet adamları olgusu da çok önemli. ANAP'ın bu türden sigorta devlet adamları yoktu ve ilerleyen süreçte sigortasızlık sebebiyle bu partinin tüm devreleri yandı bitti kül oldu. AK Parti'nin ise çok farklı durumlarda ve koşullarda en üst seviye konumlarda değerlendirebileceği sigorta devlet adamları var. Abdullah Gül de, Ahmet Davutoğlu da, Hakan Fidan da bu tanımladığımız şekilde birbirinin sigortası mahiyetinde devlet adamlarıdır. Farklı mevkilerde alternatif olarak değerlendirilebilecek isimler olması Yeni Türkiye'nin geleceği bakımından çok önemlidir. AK Parti bu sebeple geride kalan 12 yıla rağmen hâlâ bu topluma ümit veren bir parti.
***

Öte yandan AK Parti'nin her koşulda hazır yüzde 45-50 oyunun olduğunu düşünmek son derece yanıltıcıdır. AK Parti'nin toplumdan bu desteği nasıl aldığının analizi bilimsel ve realist biçimde yapıldığında ise şunu görüyoruz ki bir zamanların Arjantin'i ve Napoli takımı için Diego Armando Maradona neyse Yeni Türkiye ve AK Parti için de Recep Tayyip Erdoğan o demektir. Büyük futbol dehası Maradona'nın olmadığı bir Napoli, bırakın İtalyan şampiyonu olmayı kümede bile zor kalırdı. Nitekim Maradona geldiğinde Napoli küme düşmekten zor kurtulmuş bir takımdı. Ama o Maradona bu takımı aldı iki defa İtalyan şampiyonu, bir kere de Avrupa şampiyonu yaptı. Şüphesiz diğer oyuncuların da bu başarılarda önemli katkıları vardı. Ama bir playmaker olarak Maradona olmasaydı bu başarıları hayal bile edemezlerdi. Simon Reed'in Maradona belgeselinde Napolili diğer oyuncular da konuşuyor ve hep bir ağızdan aynı şeyi söylüyorlar: "90 dakika boyunca yaptığımız temel bir iş vardı. Topu alır almaz Maradona'ya atmak. Oyunu o kurardı ve başarı böyle gelirdi."
***

AK Parti'nin 2002 zaferinden sadece 3 yıl önceki seçimlerde Fazilet Partisi'nin oyu sadece yüzde 15 idi. Üstelik FP'nin içinden AKP'nin yanında bir de Saadet Partisi çıkmıştı. SP de 2002'de yüzde 3 oy almıştı. Yani Recep Tayyip Erdoğan'ın başına geçtiği bu yeni partinin geçmişten getirdiği oy yüzde 10 baraj sınırının biraz üstündeydi. Maradona'nın küme düşme potasındaki takımı şampiyon yaptığı gibi Erdoğan da yüzde 12'lik potansiyeli önce yüzde 34'e sonra yüzde 47'ye ve en son yüzde 50'ye taşıyarak defalarca partisini şampiyon yaptı. Son olarak da yüzde 52 oy alarak Cumhurbaşkanı oldu.
***

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun hayatı ve siyaseti mükemmel teşhis edebilen Etyen Mahçupyan gibi bir beyinle sürekli müzakere halinde olması ayrıca kendisi için büyük bir avantajdır. Yeniden siyasete dönüş yapıp önemli işler yapacağına inandığım Abdullah Gül'ün de yakın çevresinde Mahçupyan gibi hayatı ve siyaseti duygulardan bağımsız şekilde rasyonel biçimde teşhis edebilen gerçek bir entelektüele ihtiyacı olduğu kanaatindeyim. Ali Bayramoğlu, Atilla Yayla ve Gülay Göktürk'ten biri ya da birkaçı ile Gül sürekli müzakere halinde olsaydı son yıllarda yaşadığı miss management örneklerini de yaşamazdı diye düşünüyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.